10 Haziran 2010 Perşembe

HASAN ÖĞRETMEN ( 3. Bölüm )



Makbule balkonun köşesine gitti, boynunu uzatıp yarı beline kadar  sarktı. Yüksek avlu duvarından dışarıyı, sokağı görebilmek istiyordu. “Kız valla gelmiş seninki gene.” Perihan, arkadaşının tepkisini çözebilmek için yüzüne baktı dikkatle. Kıkırdayarak “ kız duydun mu gelmiş gene.”  dedi Halime’ye. Hiç umurunda değilmiş gibi omuzlarını silkti Halime ve arkasını dönüp Meryem Abla’nın yanına gitti.
“Kimi kandırıyorsa..?” diye söylendi iki kız arkasından.“Sanki kıpkırmızı olduğunu görmüyoruz O'ndan bahsedince.”

***


Neredeyse doğduklarından beri tanıyordu üç arkadaş birbirlerini.  Üçü de aynı mahallede oturan komşu kızlarıydılar. Beraber büyümüş, beraber okula gitmişlerdi. Okulu bitirince de kasabanın öteki ucunda oturan Meryem Abla’ya dikiş nakış öğrenmek için yine birlikte geliyorlardı her gün. Kimin ne düşündüğünü duygularını, neyi sevip neden nefret ettiklerini konuşmadan bilirlerdi birbirlerinin. Perihan fettandı. Daldan dala atlardı. Oysa bir kızın bir erkeğe bakmasının bile namus meselesi sayıldığı, herkesin sevdasını içinde yaşayıp, kimsenin duygularını açık edemediği, bir kızın bir erkekle sokakta el ele yürümesinin ayıp sayıldığı zamanlardı o yıllar. Hele o küçük kasabada. Ama Perihan gözünü budaktan sakınmadan kimi aklına koymuş, kimi sevmişse dolu dizgin yaşıyordu duygularını. İki arkadaş bıkmışlardı artık, her defasında onu idare etmekten, onun yüzünden ailelerine  yalan söylemekten. Makbule ise, nişanlanmış çeyiz hazırlama derdindeydi. Nişanlısıyla kaçamak bir iki saat geçirebilmişse bu O'nun için dünyanın en büyük saadetiydi. Ki, yine o yıllarda, özellikle bu küçük, tutucu Orta Anadolu kasabasında kızlar nişanlılarıyla bile istedikleri gibi gezip tozamazlardı. Anne, babayı ve abileri idare eder de, kız evleneceği erkekle kısa süreli de olsa zaman geçirebilirse bu, o kız için çok büyük şans demekti. Halime akıl hocalarıydı. Hiç erkek arkadaşı olmamış, bir erkeğin yüzüne gözlerini kaçırmadan hiç bakmamıştı. Her konuda aşağı yukarı bir fikri olan hoş bir kızdı. Perihan’ı sürekli dizginlemek daha çok O'na düşüyordu.

“Nasıl yaparsın? Her gün çamaşır değiştirir gibi sevgili değiştiriyorsun. Bir gün karıştırıp ikisine de aynı anda randevu vereceksin. Oğlanlar senin yüzünden kapışacaklar, göreceksin o zaman bu pervasızlığının cezasını. Ailen duyacak her şeyi.  Kapı dışarı çıkarmazlar bir daha seni biliyorsun.
 “Amann sen de” diye omuz silkerdi her defasında kahkaha atarak Perihan.

***

Hasan evin karşısındaki çınar ağacına yaslanmış, gözlerini çift kanatlı, büyük demir avlu kapısına dikmiş bekliyordu yine heyecanla. Her hafta sonu yaptığı gibi. Halime’yi daha kasabaya  ilk geldiği gün, köye nasıl gideceğini araştırırken, arkadaşlarıyla bu kapıdan çıkarken görmüştü. O anda da, bal rengi gözleri, düz kumral saçları, kendine has mağrur edasıyla beynine, yüreğine kazınmıştı Halime’nin hayali. Kız onunla ilgilenmiş görünmüyordu ama Hasan ilgi duyduğu bir genç kızın kendisini geri çevirmesine alışık değildi. Çok güveniyordu bu konuda  kendisine. Yakışıklı, ağzı iyi laf yapan bir delikanlıydı.

Kız, “dolaşma peşimde istemiyorum…”  derken hafifçe gülümsemiş miydi..? Yoksa o na mı öyle gelmişti? Yok yok emindi. Gülmüştü işte. Hem, kapıdan çıkarken de bakmıştı ona. Hemen başını çevirmişti hiç umursamıyormuş gibi ama bakmıştı…  O'da hoşlanmış, naz yapıyordu. Emindi bundan.

Arkadaşları Halime’yi sıkıştırmaya başladılar delikanlı uzaklaştıktan sonra “Ne yakışıklı çocuk…  Sen de beğeniyorsun bu çok belli…  Neden öyle davrandın..?”

“Salaksın sen salak. Beğenmediysen açıkça söyle kızım, benim çok hoşuma gitti. Ona göre yani…”  dedi Perihan, yine kahkaha atarak.

“Utanmıyorsun değil mi?  Sıraya dizdin çocukları, bir bu eksik.  Gözünü toprak doyursun” 
 “Hah!  Anlamıştım işte. Hoşuna gidiyor bu çocuk. Hem de çok...” 
İki kız, kahkahalarla güldüler yine.  Halime’nin, hem arkadaşlarına alay konusu olmaktan, hem de duygularının anlaşılmış olmasından yüzü kıpkırmızı oldu …  
Öfkeli bir ses tonuyla,“benim köye mektup göndermem gerek. Ben gidiyorum.” diyerek hızla ayrıldı onların yanından...


Kasabanın meydanında köyün tek minibüsü  hareket etmeye hazır homurtulara başlamıştı bile. Yetişmek için koştu Halime 
 “Ali Abiii!” diye seslenerek. Sürücü camdan başını uzattı sesin geldiği yöne doğru… Genç kız köydeki arkadaşına ulaştırılması için mektubu uzatırken, minibüsün içindeki Hasan’la göz göze geldiler…


DEVAMI  VAR



n y tartaç

16 yorum:

Sittirella dedi ki...

Geçmiş olsun ablacım :(
Dilerim önemli bir rahatsızlık değildir. :( Sen iyi ol da, gerekirse 6 ay beklerim ben.
Çok sevdim bu Hasan Öğretmen hikayesini :)
Sevgilerim ve geçmiş olsun dileklerimle.

JİVAGO dedi ki...

Hasanla Halime göz göze geldiklerine göre, dördüncü bölüm daha da heyecalı olacak Çınar hanım. Eski Brezilya dizilerinden daha güzel bir seri, iyi bir yapımcı arkadaşım var, teklifle gelebiliriz.

Sevgilerimle..

Çınar dedi ki...

Sittirella'm; :)teşekkür ederim canım benim, geçti rahatsızlığım.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

JİVAGO ; sanırım heyecanlı olacak. Herşeyi yazsam Brezilya dizilerine parmak ısırtır ama detaya girmeyeceğim:))) tekliflere açığız:))

Sevgiler

Sittirella dedi ki...

Bak bak :)
Çınar ablam şart koy, 'S.Ella yoksa işin içinde, proje de yok' de... imza atma hiçbişeye.
Bahaneyle artiz neyin olurum belki sayende :)
Hehhehee :)))))

İyileşmene çok sevindim ablacım, sevgilerimle :)

Çınar dedi ki...

Sittirella'm; :)))) e tabi ama di mi. Sensiz olmazz.

Bunların hepsi şaka tabii canım. Şurda kendi halimizde karalama yapıyoruz. Ve çok da güzel dostlar edinmenin keyfini yaşıyoruz.

Sevgiler

ayşegül dedi ki...

Canım Çınar ablacım, procede ben de
olmak ısteyrum.Mumkunatı vaasa Halıme
rolu tam benlık :D

sevıosun mu???
se-vı-yo-rum artızlerı :Pp

Sevgılerrr

Çınar dedi ki...

ayşegül'üm; :)))) Roller bile paylaşıldı iş tamamdır.

Tabii seviyorum:)) Öptüm

EBRULİ dedi ki...

Gözgöze geldilerrrrr,eeee :) En heycanlı yerinde kaldık,sonra ne olduuu:)

Çınar dedi ki...

EBRULİ'm; :))))

Sevgiler canım

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çınar'ım, güzel arkadaşım benim, yine merak ve ilginç bir yerinde:) ama olsun bekleriz gülüm.
Gözün için de geçmiş olsun, sanırım daha iyisindir.
Evet arkadaşım, tatil bitti geldim de bilisayar tatildeymiş gibi davranıyor bana hiç verimli olamıyorum bu yüzden.
Sevgiler canım...

Çınar dedi ki...

Nur'cum; teşekkürler canım:)

Bana da gözüm oyun oynuyor bu sıralarda tam düzeliyor derken rahatsızlığım artıyor. Şimdi de Merih'ten habersiz oturdum pc nin başına. Birkaç gün ara ver dinlensin gözlerin demişti, dikkat etmiyorum diye kızıyor:)

İyi geceler canım

Ali İkizkaya dedi ki...

Sevgili Çınar !

Tam da bakmışlardı birbirlerine derken çare yok bekleyeceğiz senin tatlı dilini. Benimde gözlerim son günlerde aynı bilgisayar çok yoruyor. Mevsimsel mi acaba ?. Güzel güzel dinlendir gözlerini. Geçmişler olsun.
Sevgiyle...

Çınar dedi ki...

Ali Kardeşcim; bilgisayar yoruyor sanıyorum. Düzelir gibi oluyor sonra tekrar artıyor rahatsızlığım. Teşekkürler

Sevgiler

Zeugma dedi ki...

Her devirde varmış demek ki illa bir fettan Perihan...Sanki Hasan'ı kapacakmış gibime geldi.
İnşallah değildir..

Şahaneydi anlatımın Çınarcığım..
Oradaymış gibi yaşatıyorsun gerçekten..Hem de yumuşacık satırlarla...
Ellerine yüreğine sağlık..

P.S Gözlerine çay kompresi tavsiye ediyorum. Çok yorma lütfen..

Çınar dedi ki...

Zeugma'm; çay kompresi yapıyorum canım biraz o rahatlatıyor zaten. ne yapacağımı şaşırdım alerjik ve pc nin yorduğunu söylüyor doktorlar ama kaç doktora gittiysem hiçbirinin verdiği ilaç işe yaramadı.

Teşekkürler canım

Sevgiler