1 Ekim 2011 Cumartesi

BİR NEFES MUTLULUK ( 4 )

Bir nefes mutluluk    Bir Nefes Mutluluk  ( 2 )    Bir Nefes Mutluluk  ( 3 )

Geniş bahçedeki iki çam ağacı arasına kurdukları hamakta,  kucağında kitabı uyuyakalmıştı Bahar. Gözlerini açtığında, yanıbaşındaki iki iri gözün meraklı bakışıyla irkildi.  Engin denizlerin mavisi hatta laciverti kadar derin, koyu mavi bu gözler,  biran delip geçti  sanki kadını.  "Hay Allah kaçtı..."  dedi sıkıntıyla.  Yine ürkütmüştü işte küçük kızı.  Oysa kaç gündür  her yaptığını gizlice izleyen ama farkedildiği anda kaçıp o gün için bir daha görünmeyen bu küçük kıza yanaşmanın bir yolunu arıyordu. Dostluk kurmak için denediği birkaç başarısız girişimden sonra yaklaşımın küçük kızdan  gelmesinin daha doğru olacağı kanısıyla,  O'nu farketmiyormuş gibi davranmaya karar vermişti. Kız kendini güya, ya bir ağacın, ya alçak bahçe duvarının ardına saklayıp saatlece izliyordu Bahar'ı hatta evdeki her hareketi.  Bu kadar  yaklaşmışken yine kaçırmıştı.  Bugün artık hiç görünmezdi ortalıkta...
"Yedi sekiz yaşlarında bir kız çocuğu görüyorum sık sık evin etrafında, çok zavallı bir hali var, üstelik hiç konuşmuyor. Kim bu kız, tanıyor musunuz?" diye sordu Bahar ertesi gün köydeki tanıdıklarına.
 "Ha O'mu" dedi komşu kadın. "Bizim köyden değil, şu görünen köyde ninesiyle oturur. Üvey babası vardı yanlarında bir de.  Geçen yıl bir anda yok oldu adam.  Şehre gitti dediler. Bir daha da gelmemiş.  Köylülerin yardımıyla geçinir fukaralar. "Konuşurdu O" dedi bir başka kadın.  "Konuşurdu eskiden, bir hastalık geçirmiş, arkasından da böyle sus pus olmuş.  Her denileni anlar çok ta akıllıdır ama konuşamaz işte zavallı..."   Öteki köyden buraya kadar geliyordu demek hergün diye düşündü Kadın...

Aradan birkaç gün geçti. Gözleri etrafı taradı durdu Bahar'ın ama ortalıklarda görünmüyordu kızcağız.  İyice meraklanmıştı ...

O gün sabah yürüyüşlerini o köye doğru yapmaya karar vermişti karı koca, belki küçük kızı görmek isteğiydi ayaklarını oraya doğru sürükleyen.

***

Daha dün gibi hatırlıyordu o sabahı Bahar. Ninesinin cansız vücuduna sarılmış uyur vaziyette bulmuşlardı küçük kızı. Omuzuna dokunup şevkatle saçlarını okşayarak, sıcacık yumuşacık yatağından, mutlu rüyasından  uyandırıyormuş gibi uyandırmıştı küçük kızı, yaşadığı kabustan.  Çocuk o masvami gözlerini bu kez kaçırmamış,  uzun uzun gözlerine dikmişti bakışlarını önce.  Sonra belli belirsiz bir gülümseme belirmişti yüzünde, Bahar'ın boynuna sımsıkı kilitlerken kollarını.

1 yorum:

E S M İ R dedi ki...

Sevgili Çınar'cım,
Öncelikle geçmiş olsun!..mevsim değişimi olmalı...

Öykü tadında harika bir yazı olmuş kalemine ve yüreğine sağlık...uslubun çok akıcı keyifle okudum yine.. İlkini de okumuştum anımsadım yazıyı.. sonra yukarıdaki 2 ve 3'ü de okumak istedim ama ??? haklısın bağlantın da bir hata var(google a gidiyor!) ...onları da bilehare okuruz artık...

en kısa zamanda iyileşmeneni dilerim...sıcak bir ihlamur iyi gelebilir biraz da istirahat...

sevgilerimle...