11 Şubat 2010 Perşembe

İLK AŞK ( 4 )


       


SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN …



"Anne, biliyor musun? Melda'nın babasının hastalığı iyice ilerlemiş. Ölmeden önce kızımın mürüvvetini görmek istiyorum diyormuş. Annesi seninle görüşmek istiyor. Biliyorsun İlhan Amca hasta olduğu için ertelemiştik tanışma faslını. Kendi aramızda bir yüzük taksak, ne dersin?"


"Adamcağız haklı tabii. Yarın Ayla Hanımla görüşelim. En kısa zamanda da gidelim." Sonra gözleri dolu dolu oldu… " Keşke Baban da görebilseydi bu günleri…" dedi.Yaşlar hücum etti göz bebeklerine. Elinin tersiyle sildi.

Kocasını kaybettiğinde liseye 
daha yeni başlamıştı oğlu. Şimdi üniversiteyi bitirmiş, kendine yeni bir hayat kurma aşamasındaydı. 

Kocasını düşündü özlemle. Azgın bir denizde dalgalarla boğuşup sonunda güneşli bir sahile vurmuş yorgun bir beden gibiydi yaralı kalbi. Sakin, dingin, güvenli bir limana sığınır gibi sığınmıştı kocasının sevgi dolu yüreğine. Sevgi böyleydi işte. Aşkın başaramadığını başarırdı...

Sevgi güven ister. Huyunu, kişiliğini, karakterini, insani yönünü, kalbini seversiniz önce bir insanın. Kalbinize girmeyi böylece hak eder. Ayakları yere basan bir duygudur sevgi bu yönüyle. Aşkın pervasız, teklifsiz, mantık ve sınır tanımazlığının aksine. İlmek ilmek işlemelisiniz sevgiyi büyütmek, devamlı kılmak için. Emek ister gerçekten de sevgi... İşte o zaman açarsınız kalbinizin kapılarını sonuna kadar ve sevginize layık bulduğunuz herkes ve her şey için birer taht kurar, oraya buyur edersiniz onları. Binlerce sevgi sığdırabilirsiniz yumruk kadar kalbe. Dağa, taşa, kuşa, toprağa, çiçeğe, denize, güneşe, aya, insana ve hayvana karşı sevginiz sonsuz da olsa hepsine yer vardır kalbinizde.

"Ahh! oğlum, Baban çok erken bıraktı bizi keşke o da görebilseydi mürüvvetini" dedi tekrar, içini çekerek…

Birkaç gün sonra hasta rahatsız olmasın diye kimseye haber vermeden, Kadın, oğlu ve kardeşiyle birlikte ellerinde çiçekleriyle usulen kız istemeye ve yüzük takmaya gittiler.

Çocukları evlenme kararı aldığından beri telefonla birkaç kez konuşmuştu iki kadın ama ilk defa karşılaşıyorlardı. Salonda oturmuş sohbet ederlerken, sehpanın üstündeki üniformalı damat ve yanındaki gelin fotoğrafı dikkatini çekti kadının. Gözleri karardı. O'ydu fotoğraftaki delikanlı. İlk aşkı, ilk sızısı. Aynen hatıralarında kaldığı gibi, gülümserken dudağının kenarında muzip bir kıvrım oluşmuş, neşeyle elini tutuyordu gelinin…

"Anne iyi görünmüyorsun, su ister misin?" diye seslenen oğlunun sesiyle kendine geldi.

***

Yataktaki gözlerinin içine kadar sararmış, bitap durumdaki hasta adamda geçmişten hiçbir iz kalmamıştı. Zor duyulan bir sesle "Hoş geldiniz." dedi.

Bir ara odada yalnız kalmıştı kadınla adam. Yıllarca saçma bir gurur yüzünden "Seni seviyorum." diyememiş ama yıllarca da bunun pişmanlığını yaşamıştı. Şimdi baş başaydılar işte... Belki birkaç günlük ömrü kalmıştı ilk aşkının…

" İlhan, beni hatırladın mı..? Ben... Nermin…" dedi kadın kısık bir sesle, utanarak. Adam başını güçlükle ona doğru çevirdi. Ne düşündüğü, düşünüp düşünmediği bile fark edilmeyen bir bakışla süzdü kadını uzun uzun…

"Ben… Seni çok sevmiştim..." dedi kadın dişlerinin arasından, sanki en büyük günahı işlediğinin farkında olan birinin ezikliği ve utancı ile yüzü kızararak. İlhan hala bakıyordu yüzüne ama şimdi sanki daha anlamlı, daha bilinçliydi bakışları... Titreyen elini uzattı kadına. Tuttu bu eli kadın. Başkasının malına el uzatmışçasına. Ani bir hareketle dudaklarına götürdü. İki damla yaş düştü adamın elinin üstüne. Gülümsedi adam zorlukla. Gülümseyince yine dudağının kenarında o muzip kıvrım oluştu. Birden kadının gözlerinin önüne mazideki genç delikanlı geliverdi, dünyayı hafife alan vurdum duymaz haliyle… Ve hızla geri bıraktı, kemikleri sayılan, sapsarı, güçsüz eli…

Ertesi gün ölüm haberini aldılar. 


***
Torunu Babaannesinin kederli gözlerine dikti gözlerini. "Babaanneciğim kızdın mı anı defterini okudum diye?"

Yaşlı kadın torununu duymamıştı sanki. Kendi kendiyle konuşur gibi sakin, zor duyulur bir sesle mırıldandı. "Aşk öyle her gün yaşanabilen bir şey değildir. Her kalbe konuk olmaz. Üç kere, beş kere aşık olunmaz. Oldum sanırsınız sadece. Eğer aşkı tatmışsa yüreğiniz, buna değer bir kalp taşıyorsunuz demektir. Hayatınızın bir dönemini, belki sadece bir kaç gününü verdiğiniz bu duygu, minicik bir mum ışığı gibi yanar durur kalbinizin en kuytu, en gizli köşesinde sessizce, tüm ömrünüzce. Arada bir incecikten bir sızı duyarsınız işte tam o köşede. Buruk bir gülümseme yayılır yüzünüze. Bir kuş kanat kırpar ürkekçe içinizde bir yerlerde. "

"Sen aşık mısın bu çocuğa şimdi..?" diye kıkırdadı sonra torununa bakarak.

"Babaane! Biliyorsun işte niye soruyorsun ki..? Çok seviyoruz birbirimizi. İkimiz de hukuk okumak istiyoruz. Okulu bitirince de evlenmeyi düşünüyoruz."

"Ah! küçüğüm... Ne kadar toysun..." "Sen istiyorsun da bakalım hayat senin için neler istiyor, neler hazırlamakta... Hayırlısı olur inşallah." diye geçirdi yaşlı kadın içinden.

"Soracağım tabii aşık mısın diye. Sen benim en gizli duygularımı yazdığım, şimdiye kadar hiç kimseye göstermediğim defterimi bulup karıştırmayı biliyorsun ama di mi? Üstelik okumamış gibi bir de bana anlattırdın hepsini. Madem öyle, bu defter sana emanet. Ben bu dünyadan göçtükten sonra ne istersen yap. Ama daha önce kimseye göstermeyeceksin. Bana söz ver..."

Torunu sarılıp öptü babaannesinin yumuşacık yanaklarından sevgiyle "Söz veriyorum Babaanneciğim."

" Anneanneme gösterebilirim ama di mi..?" dedi muzipçe göz kırpıp gülerek evden çıkarken.


nurten y tartaç


                                               S O N

***

Tamam haklısınız. Tam Türk filmi kıvamında bir öyküydü. Ama itiraf edin; öfkeniz, kızgınlığınız, yersiz kaprisleriniz ya da en kötüsü, sadece gururunuz yüzünden sevdiklerinize sevginizi göstermeyi hiç ertelemediniz mi?

Hatta defalarca defalarca ertelemediniz mi?

Sevgililer gününe karşıyım. Sevgi bir güne sığdırılamaz. Zorlama sevgi olmaz.

Ama bu 14 Şubat bir başlangıç olsa...

Sevgimizi ertelemesek artık. Doya doya tüm sevdiklerimize, Annemize, Babamıza, evlatlarımıza, yakınlarımıza onları sevdiğimizi söylesek. Her içimizden geldiğinde...

Vakit çok geç olmadan…


30 yorum:

Şeniz dedi ki...

Sevgi sadece bir güne mahsus olsaydı diğer 364 günde ne yapacaktık ki biz?

Güzel bir öyküydü teşekkür ederim...

sufi dedi ki...

Ya çınar'cım;
Bu hikayeyle üşüme tuttu bütün bedenimi tüylerim şu an diken diken."Senede bir gün" şarkısı vardı birzamanlar hatırlarsan bu hikaye ömrümde bir kez olmuş iki sevgiliye...Sevgilerimle canım.

mr_lonely dedi ki...

Ben evlenecekler diye bekledim ama olmadı dünür oldular. Kısmet. :))

Hikaye güzeldi de eskide kaldı böyle aşklar. 14 Şubat'ta da başlasak, her günü 14 Şubat'ta ilan etsek o eski aşklar geri gelmez.
Biz bu 14 Şubat bir değişiklik yapalım, sevdiklerimize sevgi sözcükleri yerine nefret sözcükleri sayalım. Deşarj edelim kendimizi .:PP

ramazan dedi ki...

Çınar Hanım,"başkasının malına el uzatmışcasına"cümlesi dokundu bana.
Bir zamanlar yürekleri kıpırdatanlar, benim sandıkların el oluyor.Arkalarından buruk bakışlar atsan da gerçek böyle.Okul yıllarımızda grup arkadaşlarımız içinden,benzer ne hikayeler gözlemledik.Çok insan yaşantısından,gençliğinden,yaşlılığından bir kesit bulacaktır bu hikayede.
Merakla bekledim,severek okdum,buruk bitirdim.
Ellerinize sağlık.
Saygılarımla.

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Çınarcığım tüm vücudum ürperdi,sanki elektriğe tutulmuş gibi sarsıldı.Çok ama çoooook güzeldi gerçekten.Kavuşamamış olsalarda çocukları mirası devralmış.Bu da güzell.
Ben sevgide,aşkta gururun hiç olmaması gerektiğini düşünenlerdenim.Bu anlamdaki gurur bana hep aptallıkmış gibi gelir.Bulduğun sevgiyi korumak,sahip çıkmak ve onu büyütmek esas olmalı .

Çınarcığım şu doktor tetkiklerini yaptırdın mı? HAni sonucunu bildirecektin.Bak unuttum sana sakın.Sevgiyle kucaklıyorum seni.

Zeugma dedi ki...

Canım Çınarcığım,
Dört bölümlük bu güzel öykünü çok beğendim. Çobanyıldızım gibi bu son bölüm benim de yüreğimi titretti yemin ederim.
Merakla bekliyordum neler olacağını.İçinde alınması gereken dersler oluşu ayrı güzeldi.
Ama sonunu tahmin edemedim, itiraf edeyim...
Ve son satırların..
Gerçekten çok güzel mesajlar içeriyor.Neden bir başlangıç olmasın tabii ki?Annemiz, babamız,kardeşlerimiz dahil tüm sevdiklerimiz, her biri bizim ''SEVGİLİ''lerimiz...
Usta ellerinden akmış bu güzel kurgulama dizi film tadında gibiydi..
Lütfen hep böyle küçük romanlar hikayeler yaz, sakın bırakma..

Doktora gidip gitmediğini unutturdum sanma..Ben de bekliyorum ne zaman yazacak diye !!!

Teşekkür ediyor,öpüyorum seni sevgilerimle...

aslan dedi ki...

Çınar hanım,bölümler halinde sindire sindire tekrar okudum.Her kelimeyi,her cümleyi iyice özümseyerek...Bu öykünüzün sonu
beklediğim şekilde bitseydi,gerçek aşk belki biraz bulanık olup,
değerini yitirecekti.Size yakışır bir finalle sonuçlanması,duygu
dünyamızı zenginleştirdi.Gönlünüze,
kaleminize sağlık,çok güzeldi.

Bu ara da,sizin ve Merih beyin sevgililer günün kutlar,nice uzun yıllara birliktelikler dilerim.
Dostlukla..

SenaAndSaid dedi ki...

Daha güzel nasıl anlatılabilirdi? Nasıl daha dokunaklı olabilirdi? Ellerinize sağlık :))

Çınar dedi ki...

Şeniz'im; aynı fikirdeyim canım.

sevgiler

Çınar dedi ki...

sufi'm; kötü sonla sizleri üzdüm canım, afedersin ama sonu kavuşma olsaydı aşk büyük olmazdı, di mi:)

Sevgiler

Çınar dedi ki...

mr_lonely; nefret? ı ıh! olmaz sevgiye hiç yakışır mı?
Sizin şanssızlığınız da bu, ne yapalım. Şimdi sevgiliyle, hır gür bağıra çağıra konuşuyor gençler, hiç anlamıyorum bu tarz arkadaşlıkları:)

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Ramazan Bey; aynen öyle, çok haklısınız. Herkes kendinden birşeyler bulabilir bu ve benzeri öykülerde...

Çok teşekkürler

Sevgiler size ve eşinize

Çınar dedi ki...

ÇOBAN YILDIZI'm; beğendiğine çok sevindim canım teşekkürler.

Sen sevgi konusunda, çok doğru düşünüyorsun ama öyle aptallar var ki gururu yüzünden elinden kayıp gidenlerin arkasından bakakalan, gerçek hayatta da.

Doktora gitmemle ilgili, merak eden arkadaşlarıma duyurmak için,sayfanın sağ tarafındaki sütunda yazı yazmıştım 8-10 gün kaldı sonra sildim, okunmuştur diye.
Tetkikler için Mart'a gün verildi. İnşallah iyi haberler veririm. İlgine çok teşekkürler canım.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Zeugma'm; beğendiğine gerçekten çok sevindim canım.
Türk filmi kıvamında oldu diyorum ama gerçekte öyle hikayeler var ki, Türk filmi çok sönük kalır.

Evet canım, neden bir başlangıç yapmayalım? Sevdiklerimiz hep yanımızda hep bize amade beklerler sanıyoruz. Oysa hiç beklemediğimiz bir anda, bir yıldız gibi kayıp gidiyorlar avuçlarımızın arasından.
Daha onlara söylememiz gereken ve nasıl olsa yanımızda,nasıl olsa farkında ona olan sevgimizin diye hiç dile getirmediğimiz ne çok sözlerimiz var sevgi dolu.
Yaşadığım için biliyorum, ne çok bağlıydım anneciğime. O benim sırdaşım arkadaşım en yakın dostum, en son da, Annemdi. Seviyorum dememe ne gerek vardı ki..? I ıh! öyle değilmiş işte. Deliler gibi pişmanım her fırsatta sarılıp öpüp, her fırsatta " seni çok seviyorum Annemm" demediğime...

O nedenle; vakit çok geç olmadan tüm sevdiklerimize söyleyelim "Seni seviyorum" diye...

Sevgiler canım

Çınar dedi ki...

Zeugma'm;

Doktora gitmemle ilgili, merak eden arkadaşlarıma duyurmak için,sayfanın sağ tarafındaki sütunda yazı yazmıştım 8-10 gün kaldı sonra sildim, okunmuştur diye.

Tetkikler için Mart'a gün verildi. İnşallah iyi haberler veririm. İlgine çok teşekkürler canım.

Çınar dedi ki...

Aslan Bey; sevgililer kavuşamazsa adı 'aşk' olurmuş. Kavuşurlarsa 'hır gür' oluyor adı herhalde:)))

Beğendiğinize çok sevindim teşekkürler.

Biz de sizin ve sevgili eşinizin sevgililer gününü kutlar, sonsuza kadar mutluluklar dileriz .

Çınar dedi ki...

SenaAndSaid; hoşdeldiniz, mutlu ettiniz.

Beğendiğinize çok sevindim, teşekkürler.

Sevgiler

sünter dedi ki...

Cinaricim,
hikayenin sonunda yazdigin mesajla hikayen daha bir anlam kazaniyor. Ibretlik bir hikaye.
Gurur ve onur cok yüce duygular ask´tada lazim tabii ama kaprise cevirmeden.

Öpüyorumm

benhurum dedi ki...

Oldukça etkili bir hikaye kesiti ile bağladığınız günün anlam ve önemine iyi bir dikkat çekmeyi başarmış bu yazınız kaleminize ve yüreğinize sağlık ayrıca elbette sevgi bir güne sıkıştırılmaz, sevgimizi gerektiğince ifade edebileceğimiz güzel günlere sağlıcakla...

bilge dedi ki...

sevgili çınar kimin nerde nasıl karşılaşacağı hiç bilinmez ne mutlu ki sevdiğini görebilmiş yıllar sonrada olsa güzel bir hikayeydi devam arkadaşım yazmaya kalemine kuvvet yürekten kutluyorum seni.kusura bakma senin bloğa zor girebiliyorum nedenini çözemedim .onun içinde yorumlarım geç oluyor senin güzel yazılarınıda geç okuyabiliyorum.beni izlemeye alırsan belki daha rahat ziyaretine gelebilirim bir mahsuru yoksa sevgi ve dostlukla..

Çınar dedi ki...

sünter'im, gurur, konu aşk olunca abartılabiliyor sanırım bazen. Sonunda da kaprise dönüyor ve kaybeden de, kapris yapan oluyor her zaman:(

Öptüm canım

Not: beni arayabilir misin telefonla:)

Çınar dedi ki...

benhurum; çok teşekkürler sevgili benhürüm.

Güzel dileklerine aynen katılıyorum.
Sevgimizi haykırırken, başka duyguların bizi bastırmasına izin vermeyeceğimiz güzel günlere...

Sevgiler

Çınar dedi ki...

bilge'cim; çok teşekkürler güzel sözlerin için.

Canım, ben seni izlemeye alalı çok oldu. Neden giremiyorsun acaba?

Sevgiler

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çınarcım
Eski Türk filmleri tadında dediğin öykü, eski türk filmlerini ne kadar özlediğimi hatırlattı bana.
Sonu acımsı bitse de güzel bitti.
Ama arkadaşım bu hanım da gençliğinde gerçekten kırılması zor cevizmiş ve de inatcı. Allahtan oğlu onun elinden tutup da geçmişin yarasını azda olsa sarmış.
Kısaca çok güzel di canım, verilen mesaj çok değerli, yüreğine sağlık.
Sevgiler...

Çınar dedi ki...

Nur'um; şöyle siyah beyaz bir Türk filmi olsa izlesek hiç fena olmazdı sahiden.

Hem de nasıl, hem kendini hem sevdiğini yıprattı inadı ya da belki aslında gururu...
Çok teşekkür ederim canım benim.

Sevgiler

birdutmasali dedi ki...

herşeyin ama HER ŞEYİN ERTELENMESİNE ŞİDDETLE KARŞIYIM.
Çünkü ertelenince tüm ezber bozuluyor, doğrular silinip ,yanlışlara bürünüyor,
ertelenen her şey üstüne bir başka günün daha yükünü ağırlaştırıyor.
Ama yazgı denen gerçekse her haliyle karşımıza dikiliyor.
İŞTE BURADA OLDUĞU GİBİ...!!!
Dilerim çocukları, genlerinden gelen bu inatçı, dik başlı aynı kaderi yaşamaz !!!

*
''başkasının malına el uzatırcasına'' ne yakıcı bir sözdü :(

sevgiler çınarcığım...
ÖMÜRLÜK OLSUN SEVGİLER.
MUTLU OLSUN SEVGİLİLER ...

Çınar dedi ki...

Nunu'm; Ne doğru ne güzel söylemişsin, keşke ertelenmese hiçbir şey. Özellikle de sevgiler, sevgimizi dile getirmeyi ertelemesek asla...
Sevgiler canım

Çınar dedi ki...

Nunu'm; Ne doğru ne güzel söylemişsin, keşke ertelenmese hiçbir şey. Özellikle de sevgiler, sevgimizi dile getirmeyi ertelemesek asla...
Sevgiler canım

Zeugma dedi ki...

Çınarcığım, sağ sütuna girdiğin ve 8-10 gün kaldı dediğin notunu inan hiç görmemişim canım..
Güzel yazılarını okumaktan ve yorum yazmaktan aklıma gelmemiş..
ama çok sevindim gün aldığına..
Gelişmelerden haberdar et bizi..

Ayrıca Bilge Hanım'a verdiğin cevabı gördüm..
Sen beni de izlemeye alalı çok oldu. Profil sayfanda görünüyorum ama bendeki İZLEYENLER listesine geçmedin hiç..Bloguma gel bak istersen, yoksun :)
Belki de yorum yazma zorlukların bu yüzden olabilir gerçekten..
Sorun senin linkinde olabilir. İstersen görünmeyenleri tekrar silip tekrar izle'ye al, dene birkaç kez..

Sevgiler, iyi akşamlar canım...

Çınar dedi ki...

Zeugma'm; kontrol sonuçlarımı haber vereceğim. İlgine teşekkürler tekrar canım.

Aa, hemen bakayım ama teknoloji sorunluyum becerebilir miyim bilmem:)) Olmazsa Mert'e sorayım:)

Sevgiler