10 Temmuz 2009 Cuma

Saçma Sapan Bir Masal

         

        Bir peri kızıydı.  Yedi kat yerin altında peri padişahının sarayında, prensle dans ediyordu.  Mutluluktan gözleri kararmıştı,  görmüyordu kimseyi. Bir o bir prensi vardı.  “Ya” dedi kendi kendine.  “Ya gece yarısını geçer de, kabağa dönüşürse muhteşem altın kaplı araba.”   Hızla tırmandı merdivenlerden.  Ayakkabısı çıksın ayağından unutsun orda,  prens onu eline alsın bütün ülkede bütün kızlara giydirsin ve sonunda onu bulsun istedi ( Aynı ayak numarasında başka kimse olmaz ya ülkede)  ama olmadı çıkmadı ayağından, ayakkabılar.

 

 

         Prensini o aramaya koyundu tüm ülkede atlayıp atına. Bir dereden geçerken sulara kapıldı atı.  Zor ulaştı kıyıya.   At yok olmuştu.  Oturdu kıyıda dalgın dalgın.  Artık umudunu  yitirmişti .  Bulamazdı prensini.

 

            Dereden bir kurbağa atladı eteğine.  “Ayy “ dedi, elinin tersiyle fırlattı attı öteye kurbağacığı.  Oysa tutsa öpse,  değişecek yakışıklı bir prens olacaktı.  Son şansını da kaybetmişti.  Başı önde gözü yaşlı döndü eve.  Kapıda üvey annesi üvey kardeşleri dalga geçiyor gülüyorlardı.”Hıh prensmiş.Dans etmişmiş. Sen kim oluyorsun.  Prens ne yapsın senin gibi sünepe külkedisini “ dediler.

 

            Aldı yanına güvercinlerini sincap ve tavşanlarını, ayrıldı evden.  Az gitti uz gitti dere tepe düz gitti.  Bir de baktı ki koyu ,ulu ve sık ağaçlarla kaplı bir ormanda.  Kaybolmuştu.  Şaşkın şaşkın bakınırken etrafa, Yedi cücelerin evini gördü pamuk prenses.  Girdi içeri.  Çok yorulmuştu.  En büyük yatağa uzandı, ayakları hepten dışarda kalarak…   Homurdanan yedi miniğin etrafını çevrelediğini farkederek kalktı yataktan.  Gözlerini ovuşturdu.  Yalvardı  “Ne olur  yanınızda kalayım üvey annemden kaçtım” diye.  Konuyu oylamaya sundu cüceler ve orda kaldı pamukprenses.

 

             Üvey annesi onu zehirlemek için kılık değiştirip ormana gelmiş elma satıyordu (ne akla hizmetse)  “Al bak bu elmalar yanakların gibi al al “dedi. “ Hayat bulacaksın bir yesen.  Çok solgun görünüyorsun.”  Kızcağız  “bu deli de ne yapıyor ormanın orta yerinde elinde elma sepeti”  demedi.  ( o da biraz salaktı zahir zavallı)  aldı ısırdı elmayı.

 

             Cüceler yerde upuzun yatar vaziyette buldular pamuk prensesi.  Uzattılar ormanın ortasında bir taşın üzerine,  etrafını çiçeklerle bezediler.  Beklemeye başladılar prens gelsin öpsün ve hayata dönsün pamuk prenses diye.  Ama prens çoktan başka bir prenses bulmuş ‘ormanda’  ve düğün hazırlıklarına başlamıştı bile.

 

             O da ne?  Derenin kıyısında otururken,  üzerinden fırlatıp attığı kurbağa, pat diye atladı pamuk prensesin üstüne.  Herkes de ormanda toplanmış da, kurbağanın ne işi varsa ormanda.  Demek ki, “su kenarında yanaşamadım bari ormanda arayayım” demiş prensesini.  Mucuk…  Bir buse pamuk prensesin yanağına.  Uzun uzun kirpiklerini kırpıştırarak gözlerini açtı prensescik.  Ee tabi kurbağanın da prens kılığına dönüştüğünü söylememe gerek yok.  Okumuşsunuzdur bu masalı:)

 

              Atladılar beyaz atlarına,  prensin ülkesine doğru yola koyuldular… da… Ülkeye varmak o kadar kolay mı.   Ormanı daha geçemeden kurda yakalandılar. Hopp dedi atladı kırmızı başlıklı kızın üstüne kurt.  Bir solukta mideye indirdi. Presin gözü kızı mı görür?   Topukladığı gibi atını, nasıl kaçacağını bilemedi.

 

             Kurt bir gölge bulup devirdi kendini yere,  midesindekini hazmedebilmek için.  Kırmızı başlıklı kız içerde iyice nefessiz kalmaya başlamıştı, avcı kurdun yanına yaklaşıp karnındaki  kıpırdanmanın nedenini keşfe çalıştığı sırada. Son bir gayretle güçsüz boğuk bir ses çıkarmayı başardı kırmızı başlıklı kız içerden.  Avcı hemen bıçağına davrandı.  Hızla yardı kurdun karnını ve kırmızı başlıklı kızı çıkardı. Bulduğu çör çöp ve de otlarla doldurdu kurdun karnını,  bir de üşenmedi,  dikti yardığı karnını kurdun.

 

            Avcı tuttu kızın elinden ve fakir kulübesine getirdi. “ Böyle böyle dedi.  Ben burda yaşıyorum.  Yerde bir çulum duvarda postum.  Ocağımın üstünde yanık bir tavam var başkacana da bir şeyim yok.  Seni çok sevdim hadi evlenelim “ dedi.

 

           Bunca masal boyunca ille de bir prens bulup  evlenmeye takmış, o prensten bu prense koşturup duran kızcağız baktı olmadı,” bu da elden giderse iyiden iyiye evde kalacağım. Bari bunu kaçırmayım” deyip. “Evet “ dedi.

 

           Kırk gün kırk gece düğün yapılamadı.  Avcının parası yoktu çünkü.  Düğünlerine de kimse gelmedi, ormanda dost edindiği üç beş hayvandan başka  kimsesi yoktu zavallının.  Kazanlar kaynayıp aşlar da pişmedi.

 

    Ama  avcı kızın gözlerinin içine bakıyor Onu mutlu etmek için ne yapacağını şaşırıyordu. Çok seviyordu onu.  Kızın da yüreğinde bir yerlerde birşeyler pır pır etmeye başlamıştı.  Neydi peki bu? mutluluk nasıl bir şeydi ki ?  Böyle birşey olabilir miydi?

32 yorum:

WarhaWk dedi ki...

Sevgili Çınar Abla,hikayeyi çok
beğendim,bu avcı bizim Aslan Abi
olmasın:=))

Yarın gece tatile çıkacağımdan size veda etmek istedim.Ağustos'ta
görüşmek üzere Sevgi ve Saygılar,
Cenk

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Sevgili Çınar,
Zamane çocukları aynen anlattığın gibi bu masalları sorguluyorlar.
Bizlerdik masal içinda masal olmaya çalışan.
İkinci bloğun hayırlı olsun henüz tam anlamıyla incelemeye geçemedim, sıcaklar aman vermiyorda.
Sevgiler...

Çınar dedi ki...

Cenk'ciğim; Olur mu olur neden olmasın:))

İyi yolculuklar, iyi tatiller diliyorum. Çok eğlen emi:)

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Nur; (Hanım demiyorum izninle artık)

Evet canım, masallar eskidenmiş. Şimdiki çocuklar için pek hafif kalıyor,cin gibiler maşallah. Annem bize bir dudağı yerde bir dudağı gökte,arap bacıların masallarını anlatırdı. Ödüm kopardı, gerçek sanırdım. Şimdikilere anlatsak kahkahalarla gülerler.

İkinci bloğumda birkaç modelden başka birşey yok henüz. Yeni şeyler ilave etmem için oturup örgü örmem gerekiyor. O da bu sıcakta çekilmiyor:))

Sevgiler

Zeugma dedi ki...

Bunu siz yazdıysanız çok başarılı bir anlatım olmuş.Kutlarım..
Mutluluk bazen küçücük bir uçuç böceği bile olabiliyor çimlerin arasında görülen..
Birbirini seven iki gönül arasında pır pır eden de elbette ki mutlulukk.Hem de en güzeli..
Kaleminize sağlık..
Sevgiler..

aslan dedi ki...

Bana hiç saçma sapan bir masal gibi gelmedi.İki gönül bir olunca samanlık seyran olurdu bizim zamanımızda ki masallarda.Çocuklarıma bakınca,sonsuz bir doyumsuzluk,,bunalım,hep daha fazlasını isteme.Küçük şeylerden mutlu olabilmek ve basit yaşarken başı dik olabilmek önemli olan .Hata belki çocuklarımızdan da kaynaklanmıyor.Çürümüş sistemin otomatiğe bağlanmış rekabet beyinleri üretildi yıllarca...Esas bunu sorgulamalıyız..Bu ara da Cenk beyler bendenizin ismini geçirmiş,evet aynen o emekli avcı benim:))) Beni çekiştirmişsiniz,
bloğumda gördüm:)Çarşamba bir tatilde benden,sizin ne zaman?

Sevgi ve dostlukla...

Çınar dedi ki...

Zeugma; Bu sabah kahvaltıya gitmiştim arkadaşıma, kızını anlattı. "Gözü pek yukarılarda. Beyaz atlı prens bekliyor kimseyi beğenmiyor" diye. Ordan esinlendim:))

Aynı fikirdeyim. Yürek pır pır ediyorsa eğer bence de samanlık seyrandır. Azıcık para da olursa beraberinde, "Ballı kaymak tatlısı"

Sevgiler

Asuman Yelen dedi ki...

Bu ne şirin bir masal potpurisi olmuş böyle. Aklına yüreğine eline sağlık.Kurgu, anlatım güzel. Mesaj desen cuk oturmış. İroni de tam kıvamlı. Zevkle okudum. Esas gençler okusun. Başka türlü anlamıyorlar, belki böyle anlarlar.
Tarzını çok beğendim.Benzerlerini bekliyorum:) Sevgiler, İyi geceler..

Çınar dedi ki...

Asuman Yelen; Canım benim teşekkür ederim güzel sözlerin için.

Sevgiler, iyi geceler sana da

LEYLAK DALI dedi ki...

selam,
baktım hem emekli, hem ankaralı, ortak özellikler varmış merhaba diyeyim istedim. sanırım siz de yenisiniz blog aleminde benim gibi, inşallah güzel dostluklara vesile olur. Sevgiler...

Çınar dedi ki...

LEYLAK DALI; Selam, Ben de çok sevinirim. Bloğunuza geliyorum

Sevgiler

aslan dedi ki...

Merhaba,çarşamba akşamı tatile çıkıyorum.İnşallah Ağustos ayı içinde görüşmek dileğimle,çok güzel bir yaz diliyorum.Sevgi ve
dostlukla kalın...Aslan

Çınar dedi ki...

Aslan Bey; gönlünüzce mutluluk dolu bir tatil geçirmenizi dilerim, sevdiklerinizle.

Sevgiler ,eşinize selamlar.

sufi dedi ki...

Sevgili Çınar;
Masallarda geçen kelimeleri cümleleri tombala torbasına atıp oaradan çekip yazmışsın gibi ...Ama yine de öyle hoş olmuş ki, masalın sonu da cuk oturmuş.Sevgilerimle.

Çınar dedi ki...

sufi; Hoş geldin bloğuma.

Tombala torbası ha, çok güzel:)) Yorumun için teşekkürler.

Sevgiler

Fıkra Sevenlere dedi ki...

inandırabildiğimiz zamanlardaysa güzel.. sihir yeni yetmelerce bozulunca komik durumlar oluyor..
Biz mi saftık yada güncellenemedik?
Çocuktan al haberi!!

Çınar dedi ki...

Fıkra Sevenlere; Hoş geldiniz bloğuma.

Saftık temizdik, Yalnız masallarımız vardı. Şimdi bambaşka bir dünyaya doğuyor çocuklar. Öyle çok seçenek var ve teknolojiyle o kadar iç içeler ki, masallar komik basit kalıyor onlar için.

Sevgi ile kalın

ayşegül dedi ki...

Offf yaaa harrika bir yazı bu ama
Çınar ablacığım.

Tatilden kucak dolusu sevgilerrr...sizede iyi tatiller..

Çınar dedi ki...

Canım Benimmm; özledim seni ben. Devam mı tatile?

Çok çok öperim. İyi tatiller. Anneciğine de selamlar.

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Masalların kraliçesi :)
Avcı mı prens mi; bir kez de avcının figüran olmadan mutlu sona ulaştığı bu sıcacık masal yüreğimi ısıttı.

Sevdiğim insanla çöplükte olmayı yeğlerim.

Bir dahakine seslensem gelirsin değil mi??
'Ortadoğulular'

Çınar dedi ki...

Hımmm Çok sevdim ben bunu"Masalların kraliçesi":)

Tam karşımdasın, gelmez miyim? sen seslen yeter ki, bir dakikada ordayım:)

Sevgiler

sünter dedi ki...

Simdi ben bu yaziya daha önceden yorum biraktigimi zannediyordum ama birakamamisim demek:)
Ama yazdigimdan eminim de nereye yolladigimdan pek emin degilim:)
Her halde inek icti,daga kacti, dag yandi bitti kül oldu:)
Neyse ben hayirli kandiller dileyip kaciyorum.
Sevgiler

Çınar dedi ki...

sünter; Neyse, ben aldım kabul ettim yorumunu:)

Sana da hayırlı kandiller

Sevgiler

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Hayırlı kandiller diler nice kandillere erişmeni dilerim.
Sevgiler...

Çınar dedi ki...

Canım, geç oldu ama ben de sana hayırlı kandiller dilerim

Sevgiler

ramazan dedi ki...

çocuk edebiyatının yok denecek kadar az olduğu ülkemizde böylesi güzel yazılara ihtiyaç var.üstelik çok da akıcı ve sıcak.ellerinize sağlık.

HADİYE dedi ki...

Merhaba Sevgili arkadaşım,

Büyüklere masallar böyle oluyor demekki.Bu ne güzel masasl böyle.Ellerine yüreğine sağlık.

Sevgiler*

Çınar dedi ki...

ramazan bey, hoş geldiniz. Çok teşekkür ederim yorumunuz için.

Çocukların zihnini yoracak, karıştıracak birçok çizgi film ya da benzeri örnekleri düşününce, evet gerçekten de, çok az, çocuk edebiyetı örnekleri ülkemizde.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Hadiye, Canım benim beğendiğine sevindim teşekkürler.

Sevgiler

GizliYorumcu dedi ki...

Merhaba,
Duyduğum en gerçekçi masal olmuş.
(Gerçi gerçekçiyse masal demek yanlış olur ama olsun:))Bayıldım,ellerinize sağlık.
Saygıyla...

Çınar dedi ki...

GizliYorumcu, Hoşgeldin. Biraz masal biraz gerçek diyelim biz de:))
Gerçek sandığımız birçok şey masal gelmez mi bize, bir süre sonra. ya da masal sandığımız bazı şeyler gerçek oluvermez mi hayatımızda.

Sevgiler

ramazan dedi ki...

Bu örneklerin çoğalmasını diliyorum.Gönlünüze sağlık.