5 Aralık 2016 Pazartesi

ERKEN YENİ YIL YAZISI


Yılın 340. günüymüş bugün. 26 günlük ömrü kaldı yani tarihin çöplüğüne fırlatılıp atılmasına. Düşünmeden harcadığımız her şey gibi, acımasızca...

Her sene daha büyük bir hayretle " Ne çabuk geçti bir yıl ." diyorum. Ben yavaşladığım için mi öyle sanıyorum, yoksa yıllarda mı daha büyük bir telaş var artık bilmem.

Şunu biliyorum; bıkmadan usanmadan yeni yılın hayatımıza güzellikler saçmasını dilemeye devam edeceğiz.

Kalbimizin kırılan parçalarını yapıştırıp, yaramız aynı yerden de kanatılsa tuz basıp, can kırıklarına basa basa ama sanki toz pembe bulutlarda yürüyor gibi yapıp gülümseyeceğiz, yeni yıla ve hayatın geri kalanına.

Çünkü biliyoruz ki, insan hayal ettiği / umut ettiği/ müddetçe yaşar.

nurten y tartaç

23 Ekim 2016 Pazar

ARTAN TECAVÜZ VE TACİZ OLAYLARI


Annesinin diz kapağından erkek çocuğun tahrik olmasını normal bulup anneyi kendini korumaya /örtünmeye/ yönlendirenlerin ya da kız çocuğu babasının kucağına oturursa babanın tahrik olabileceğini çok normalmiş gibi açıklayan adamsıların olduğu, küçücük bebeğin babasının yanında külotuyla durmasının caiz olmadığı ve altı yaşında kızla evlenilebilir fetvası verildiği, çalışan kadının her türlü tacize açık olduğu veya mini etekle sokağa çıkan kadın tecavüze razıdır, kadın gece tek başına sokağa çıkıyorsa tecavüz edilebilir düşünce yapısı, babası yaşındaki bilmem kaç kişinin tecavüzüne uğrayan on üç yaşındaki bir çocuğun, gönül rızasıyla birlikte olduğu yönünde çıkan mahkeme kararı varken daha çok duyarız tecavüz ve taciz haberlerini.

 Üstelik tecavüzcüler mahkemede abuk subuk, adice savunmalarla ceza indiriminden yararlanıyorlarsa...

Kadın tecavüz sonrasında bağırmadı. Olayın hemen arkasından değil de bir süre sonra şikayet etti. Bakire değildi. Zaten tecavüz tam gerçekleşmedi. Cilve yaptı. Çok pişmanım şeytana uydum... demek bile ceza indirimine neden oluyorsa ve mahkemeye sakallı sarıklı geldi diye ya da takım elbiseli ve efendi tavırlı diye (hakimin karşısında efendi olmayıp ne yapacaktı, ona da mı saldıracaktı acaba..?)  ceza indirimine uğrarsa tecavüz de artar, taciz de bu memlekette. 

Kadını ikinci sınıf, eksik etek gören ve erkeğin kadın karşısındaki üstünlüğüne inanan bağnaz beyinlerin hüküm sürdüğü, yönetici, karar verici makamlarda olduğu bir toplumda kadına, çocuğa tecavüz ve tacizin artmasına şaşırmamalı. Hatta "Dinimizde bademleme diye bir şey vardır." gibi sapıkça bir açıklamanın şiddetle lanetlenmediği bir toplumda erkek çocuklarına karşı da tecavüz ve taciz olaylarını daha çok duyarız ne yazık ki.

Son on yılda tecavüz ve taciz olaylarında on dört kat artış olmuş. Ki bu istatistiğe, aile korkusu, toplum baskısı nedeniyle açığa çıkmamış pedofili, ensest ilişki dahil değildir.

Anlaşılan o ki; toplumu baskılayarak, kadını eve kapatarak ve erkeğin gerisine iterek daha ahlaklı bir toplum olunamıyor. 

Sanırım bir çok konuda olduğu gibi daha ahlaklı bir topluma ulaşmanın yolu da, kadını eğitmekten geçecektir. Önce kadını eğitmeli ve aktif biçimde sosyal hayata katılımı sağlanmalı ki; kadın da çocuklarını eğitsin, cinsel konuda da...

nurten y tartaç

1 Eylül 2016 Perşembe

EYLÜL GELMİŞ






Eylül gelmiş...

Yine yapraklar düşecek,

yine rüzgarlar esecekmiş.

Ve rüzgar

sarı yapraklarla beraber

kendine bahar diyen, yaz diyen


mevsimlerin bizden çaldıklarını da takıp peşine

sürükleyecekmiş bir bilinmeyene...


n y tartaç



14 Ağustos 2016 Pazar

DAHA DA BOSCH ALMAM ...



Daha da Bosch almam ...

Bu Bosch'un umurunda olur mu..?

Olmasın...

Ne diyordu Robert Bosch ..?

"İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim."

Ve

" ... çünkü miras bıraktığı bir ilke hep aynı kaldı... " diye devam ediyordu reklam filminde. Bu ilke "GÜVEN" di.

Ben de güvendim bu makinenin kalitesine. 

Çamaşır makinemi değiştirdim bir buçuk yıl kadar önce. En iyisidir diye düşünüp Bosch almaya karar verdim. 

Kısa bir süre sonra yıkadığım çamaşırların kokusunu beğenmediğim için bir terslik olduğunu düşünüp servis çağırdım. 

 Makinenin cam kapağının önündeki lastiğin arasını kurulamak için araladığımda zift gibi bir leke gördüğümü söyledim gelen servise. Baktı... "Bu önemli değil. Kokuyu bu yapmaz ama zaten aradan bir kaç ay geçtikten sonra firma bunu değiştirmez. Islak bıraktığınız için olmuştur. Bunu ilk birkaç gün içinde bildirmeliydiniz..." falan gibi bir şeyler söyledi. 

"Ben yeni aldığım aletin orasını burasını didik didik kurcalamam gerektiğini bilemedim afedersiniz." 

"Tamam temizlik hastası değilim ama eşyalarıma da titizimdir doğrusu."

"Hem ıslak bırakmış bile olsam ( Kullanım hatası )Bosch gibi bir markanın ilk birkaç ay içinde, kapağını açınca burnumun direğini kıracak bir küf kokusu yayması, lastiğinde bu koca lekenin oluşması normal mi..?

ve daha bir yığın dil dökmelerim fayda etmedi. 

Bosch'un internet sayfasına şikayetimi yazmam da durumu değiştirmedi. Tamam, son derece kibar ve hiç bekletmeden geri dönüş yaptılar. Tekrar servis yolladılar. Gerçi " Bana servis göndermeyin lütfen. Çünkü makineyi aldığımdan beri gide gele ezberlediler adresimi. Üstelik sorunumu firmadan kaynaklı bir sorun saymadıklarından her seferinde servis ücret ödemek durumunda kaldım. Artık kesin çözüm istiyorum." demiştim ama neyse... 

Sonuç: sorun benden kaynaklı olduğu için lastiği ücretli değiştirebileceklerini ama  indirim yapabileceklerini söylediler. 

Derdim 150 - 160 tl lik lastiği bedavaya getirmek değildi. Yeni aldığım ve iyi bir marka olduğunu düşündüğüm ürünün kusurlu olduğunu anlatmaya çalışıyordum. Birkaç ay içinde böyle bir soruna yanlış kullanma sonucunda ben neden olmuş olamazdım.

Ne demişti Robert Bosch :

"İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim."

İnanmadın anlattıklarımın samimiyetine, doğruluğuna. 

Güvenmedin...

GÜVENİMİ KAYBETTİN BOSCH


nurten y tartaç


12 Ağustos 2016 Cuma

BAL ARISI





Ben bir balarısı değilim...
Uçamam da zaten

Hadi uçtum diyelim

çiçekten çiçeğe konsam da
bal yapamam petek petek

Hadi oldu diyelim

iğnem bir deride saplı,
ben ıslak kumsalda karışırken kumlara,
eşek arıları üşüşür bu sefer de hayallerime.


nurten y tartaç