11 Kasım 2024 Pazartesi

HERHALDE


İnsan evladının;
kendi cinsine,
doğaya dağa taşa denize hayvana düşmanlığı,
kendi ülkesini mahvetmek yetmeyince diğer ülkelere saldırmakla ilgili hırsı öfkesi bitmeyecek.
Tüm dünya, üstünde tek ot bitmeyecek, tek kuş uçmayacak bir çöle ya da baştan sona bir bataklığa dönene kadar ve insan kendi ırkını da yok edene kadar bu böyle sürüp gidecek anlaşılan.
Biz sıradan dünyalılar ise, dünyayı yok etme savaşındaki üç beş büyüğün değirmenine su taşımaya devam edeceğiz her zamanki gibi.
En başta da önümüze konulan sandıkalara oy atarak...
Yani mış gibi yaparak...


nurten y tartaç

İlişkilendirebildiklerimden

DENEME YAZISI

Eş dost arkadaş, akraba komşu, sevgili vs. ilişkileri kendi içinde ve kendine özgü farklı davranış biçimleri geliştirmeyi gerektiriyor.
Elbette karşıdaki insanın size yansıyan kişiliğine göre değişen bu davranış şekli aynı zamanda sizin kişilik yapınızla da doğrudan alakalı olacaktır.
Her ne şekilde davranıyor olursanız olun sizinle iletişim halinde olan kişi; davranışınızı, konuşmanızı hatta mimiklerinizi bile kendine göre yorumlayacaktır büyük ihtimalle.
Kişi size karşı samimiyse ve samimi ve doğal olduğunuzu düşünüyorsa eleştirel olmak yerine empatiyle yorumlayacaktır her hal hareket ve sözünüzü.
Aksi halde mutlaka eleştirileceksinizdir.
Mesela ortamı germemek adına ılımlı davranıp ona göre konuşuyorsanız, en hafifinden,
'nabza göre şerbet' veren biri olarak algılanılmanız olasıdır.
Eşinize dostunuza sevgi sözcükleriyle hitap ediyor ve bu yaklaşımınızla değer verdiğiniz kişinin gururunu okşamaktan çekinmiyorsanız karakteri sizden çok uzak biri için politik hatta yalakasınızdır.
Yine de;
bazıları için tek bir davranış ya da sözü nedeniyle bir kalemde üstünü çizip 'inceldiği yerden kopsun' diyebiliyorken,
ne yaparsa yapsın 'yetti artık ne çekiyorum ki ben bunu' demenize rağmen hayatınızdan çıkaramayacağınız kişiler vardır ve mutlaka var olabilecektir.
Yani,
anladım sanırım ben bu ilişkiler ağının nasıl işlediğini(!)
Şöyle ki;
her ne şekilde davranırsanız davranın karşınızdakinin hayat görüşüne, kültür ve görgüsüne, kişilik ve algı yeteneğine göre değişecektir size karşı yargısı.
Aynı tutum ve konuşmanız övgü de alabilir eleştiri de alabilir...
Demem o ki sevgili dostlar; 'amaan sen de!' deyip başkaları ne diyecek ne düşünecek demeden kendi bildiğiniz yolda, mantık ve öngörünüz doğrultusunda ilerlemeye devam ediniz.😅

nurten y tartaç

İlişkilendiremediklerimden


😁🤣🤯

Çarşıda pazarda satılıyor olsa
Alıcam
Pazarlık falan da yapmıycam
Kaç liraysa etiket fiyatı
Bastırıp parayı alıcam valla
Bilinse kıymeti
Kırık testiyle
Kırk dereden su getircem
Kar demiycem kış demiycem
Düşücem yola
Bulabilsem bir yolunu
Ben bilmez miyim
Bir beyaz Bulut alıp iliştirmek
Tam kalbinin üstüne
Ama bilirim
Yağdırsa yağmurunu
Sel olsa hatta
Yumuşatmaz ki
Çatlak çöl toprağı olmuş yüreği
Desem ki
Ayna ayna söyle bana
neler saklı arkandaki sırda
Daha çok şey Diycem de
Makbuldür uzun lafın kısası
Düğüm atıp ucuna
Kesmek lazım burada


nurten y tartaç
24 Aralık 2024

14 Şubat 2024 Çarşamba

ŞÖYLE BİR ŞEY HERHALDE

 


Elinize bir uçan balon tutuşturmuşlar ipinin ucuna da sizi, yani kalbinizi bağlamışlar. 
Önce göklerde uçarsınız. Öyle sanırsınız. Nasıl da güzel bir duygudur bulutların üstünde, kalbiniz önde siz arkada koşturmak çoşkulu bir heyecanla, mutlulukla.
Sonra yavaş yavaş balonun havası söner doğal olarak.
 Balonla birlikte önce usul usul süzülerek sonra gittikçe hızlanarak bulutlardan iner ve kayalıklara çakılarak darmadağın olursunuz/darmadağın olur kalbiniz.
İşte o zaman anlarsınız ki aşk geçici, havai bir duygudur. Takılıp peşine gitmemek gerek öyle bilip bilmeden.😁
Bir aldatmaca, bir illizyondur anlayacağınız.
Ama geçmiş olsun. Artık paramparça, dikiş tutmaz, yamanmaz, onarılmaz bir kalbiniz vardır.
Adını yürek koyarsınız. 
 Avucunuza alıp sevip okşayarak ve onarabilirim umuduyla kah flasterle yapıştırarak, kah iğne iplik alıp teğelleyerek 😜😂usulca göğüs kafesinin içindeki yerine bırakırsınız.
Sızladıkça yüreğiniz  belki yapabileceğiniz tek şey açıp radyoyu bir şarkı dinlemek olabilir; elinizin tersiyle gözyaşlarınızı silip, burnunuzu çekiştirerek.
Yani demem o ki sevgili gençler ve ikinci baharlarında hala dalgın ve süzgün gözlerle gökyüzünü tarayarak; evini şenlendirecek, gönlünü çiçek bahçesine çevirecek, el ele tutuşunca kutuplardaki buzulları bile eritebilecekleri bir sevgili bekleyenler...
Üzgünüm sizi hayal kırıklığına uğratacağım ama yok öyle bir dünya, o ancak masallarda olur. 
 Nurten Teyze/bacı olarak size öğüdüm şudur ki;
daha önce de söylediğim gibi; indirin artık yıldızlardan gözlerinizi.
Belki aradığınız tam da burnunuzun dibinde, sizin onu fark etmenizi bekliyordur;
akıllı uslu, ayakları yere basan ve mantık çerçevesinde bir sevgi sunmak için. Kim bilir🤷‍♀️🤩
nurten y tartaç 
SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN 💐🌻🌼🌷⚘️🍀🌺

6 Kasım 2022 Pazar

YANILSAMA

 

Kavak yelleri esecek 

sen şarkılar söyleyecektin 

dans edecekti

neşene ortak

 dallarda yapraklar.


İşte tam da o anda, 

rüyalarındaki

 mavi kuşu görecektin

kendi gökyüzünde

kanadından düşen

mavi tüyün peşinde koşacaktın

çıkmaz sokakta bulacağını bilemeden kendini...


Saçının en isyankar teline emanet ettin gizlerini

o gidip rüzgara fısıldadı

meltemin kışkırtan kıpırtısına uyup...


En yüksek duvarları hep kendin örmüştün çevrene

döndün, yine kendin açtın

en büyük deliği çeperine...


Engin denizlere yelken açmaktı hevesin

Bermuda Şeytan Üçgeni'nde

yok oldun.


Herkesin Kutup Yıldızı sendin ama 

 gün ortasında kayboldun.


Ah! Ettikçe kanarmış

kabuk tutmuş

yeri unutulmuş yaralar.


Çatlamış dudaklar

bir damla mey beklerken

yar elinden

yar, paslı bıçak saplarmış

en incinmiş yerinden... 


            nurten y tartaç

           ( 12 Mart 2020 ) 



26 Ocak 2022 Çarşamba

HAYAL

 



Bir hayalimiz vardı...

Nohut oda, bakla sofa.

İki göz bir baraka.

Dünyanın bütün çiçeklerini açtıracaktık bahçesinde.

Mavi nurdan bir ırmak 

gölgede bir salıncak

sandalla mehtaba bile çıkacaktık...


Her sabah dağların ardından 

sancıyla doğurduğumuz güneşi

her akşam ufukta batıracaktık,

denizi de boyayıp rengine


Akşam eve dönecektin

mesela balıktan

Yakamozlar yanıp sönecekti gözlerinde.

Sen yürüdükçe,

deniz yürüyecekti ardın sıra dalga dalga.

Ben yokuş aşağı koşacaktım sana.

Yüzüme yayılmış kucak dolusu gülüşümle.

Biz sarılınca birbirimize

karlar eriyecek, kuşlar ötecek,

sarı yapraklar bile yeniden yeşerecekti dallarda.


Olurdu...

Mümkündü...

Zamana kalmıştı.

Ha bugün ha yarındı.


Bu şehir; 

çok katlı cam kafeslerde

çürütmeseydi dirseklerimizi

Dev ayaklarının altında ezmeseydi

bedenlerimizden önce ruhlarımızı...


Ve

çarkın dişlileri arasına sıkışmış

 kızıl gözlü, kızıl renkli

bir kuşun kanadından,

is kokulu, kirli gecenin karanlığına

kan damlar gibi,

kanamasaydı kırıklarından saf kalplerimiz;

her umut ettiğinde

her güvendiğinde

her sevdiğinde...


Zamana kalmıştı her şey

Ha bugün, ha yarındı.


Bir hayalimiz vardı.

Olacaktı...


nurten y tartaç

16 Mayıs 2016

30 Aralık 2021 Perşembe

SIĞIRCIK ZAMANI

 


Benim sığırcıklar toruna torbaya karışmışlardı ben kitaplaştırmaya karar verene kadar.
Kelimeler pas tutmaya, yazdığım kağıtlar kıyısından köşesinden farelerce kemirilmeye başlanmıştı.
Tam karar vermiştim ki, bu kez de pandemi nedeniyle erteledim basımını.
İki yıla yakın da böyle tozlanmaya bıraktım roman taslağımı mecburen.
Ve...Nihayet romanımı elime almanın sevincini yaşıyorum.
Okumak isteyen sevgili arkadaşlarım,

www.okumaodasi.com/sigircik-zamani

adresinden ulaşıp sipariş verebilirler.

nurten y tartaç




(Bu paylaşımım bir başlangıç olsa da çok severek yazdığım blog dünyasında yeniden faal olarak yazmaya başlasam  ne güzel olcek :))

29 Kasım 2021 Pazartesi

GECE

     




     

Görüyor musun
sokak lambasının
titrek ışığına yansıyan
ürkek ayak sesindeki
telaşın gölgesini
Ya gözlerindeki nemi

Dinle bak!
Duyuyor musun
rüzgarın şarkısındaki ahı...

Gecenin karanlık çığlığını,
çaresizliğin sessiz çırpınışını...

Gece saklar,
gündüzün gözler önüne serdiğini
Söylemez, savunamaz olur diller
En çok bildiğini...

Karışır doğru yanlış birbirine
Cümleler susar
Kelimeler düğüm olur
Heceler küskündür...

Yıkılsın o halde karşı dağlar
Bitmez olsun üstünde tek dal ot
Bu yıkık dökük
viran olmuş duygular
Bir çözülmez bilmece
Bir labirent olmuşlar...

Kor ateşinden karlar erir
Ama geçmez kendine sözün
Kopsun o zaman gökten ay, aldırma
Kaybolsun dipsiz bir kuyuda...

Yıldızlar!
Söndürün artık yalancı ışıklarınızı...
Geceler!
Örtün üstümü zifir tülünüzle
Saklayın koynunuzda beni
Saklayın...
Sonsuza kadar...
 
 
nurten y tartaç
18 Aralık 2019

25 Kasım 2021 Perşembe

BAK ŞİMDİ ŞÖYLE

 Bak şimdi şöyle oluyor...


Toplumca yarı üşütük olduk; salgınıydı, varyantıydı, yok bu daha kötü bir türüymüş vurdu mu oturtuyormuş falan derken. 


Öyle hale geldik ki, yanımızdan geçenden korkuyoruz dışarı çıktığımızda. Geçen gün bankada hapşırık tuttu. Bir de baktım yan yan uzaklaşıyor insanlar benden. 


Dün yok artık bu kadar da yeter, bari samimi olduğum testten geçip sağlığını kanıtlamış arkadaşımla bir kahve içimi sohbet edip kafamı  dağıtayım dedim. 


Tehlike bir değil ki anacığım hangisinden kaçsak bir diğerine tosluyoruz. 


Neyse arkadaşımın  köpüğü bol sade kahvesinden tam bir yudum alacağım...


“Ay! kahve fiyatı artmış, iki paketten fazla almaya da izin vermiyorlarmış.”


“Hay! Dilini eşek arısı soksun.” Demedim tabii.


Usulca sehpaya bıraktım fincanımı, yutkunarak.


Kahve bana ben ona bakıyoruz melül melül.🤪


“İçsene soğudu kahven.” Demez mi bir de. İştah bıraktı sanki de.


Kahveden, sıvı yağ, şeker, un ve doların jet hızıyla uçuşa geçişi falan derken ekonomi merkezli  koyu, sıkıcı bir sohbetin içinde bulduk kendimizi. 


Konu burada kalsa iyiydi de; baştakiler, yandakiler, karşıdakiler derken siyasete uzandı ki, bu sağlığımız için tehlike arz eden cıss! konu, birçoğumuzun deneyimleyerek gayet iyi bildiği gibi. 

Hazır susmaya bu kadar alışmışken deşelemenin anlamı yok ki, di mi (?)


İki kaynana bir araya gelse gelinini, iki gelin bir araya gelse kaynanasını olmadı kocasını, çocuklarını çekiştirerek içini boşaltıp oh! diye evine döndüğü o günler daha mı iyiymiş ne?🤭


Gerçi ben hiiç yapmadım öyle dedikodu valla. 😄


Benim gelinciğim evimin incisi bi kere, biriciği. Tırnağına kıyamam, ne dedikodusu.❤️

 Ben dinlerim. İyi bir dinleyici olduğum söylenir.🤔


Demem o ki, artık sohbet de sohbet değil, yazmanın da bir keyfi kalmadı. Bir boğaz kavgası içinde ve bugünden yarını göremez halde endişeyle geleceğin daha nelerle bizi terbiye edeceğini  düşünür olduk.


Haydi hayırlısı.


nurten y tartaç

12 Ocak 2021 Salı

PARADOKS - 3



Mevsimi hasetinden çatlatan

şu pırıl pırıl gecede

mehtaba dalmaktı niyeti

elbette... 

Bulmasa kendini

karanlık sularda boğuşurken                       

          karanlık düşüncelerle... 

Bir yıldızın bir yıldıza

uzaklığı kadardı,

ellerinin yakınlığı birbirine... 

Ne kadar yakabilirlerdi ki evreni tutuşup el ele... 


Ne saçma! 

Dikmiş gözlerini gökyüzüne

bir yıldız kaysın da, 

dilek tutayım diye bekler. 

Kendini kurtarabilmiş mi

 ki yıldız,

kaybolmaktan

uzay boşluğunda, 

 sana da olsun bir hayrı... 


Hep ulaşamadığını

ister ya insan... 

Önce cehenneme çevirir

yeryüzü cennetini

sonra, 

ışınlanmayı diler

el değmemiş bir galaksiye


İki kıtayı birbirine bağlayan

bir köprünün,

iki ucundan koşsalar birbirlerine, 

        herhangi bir zamanda, buluşurlar mutlaka;                           

herhangi bir noktada... 

Anlamsızdır ama bilirler

 çünkü ölçülmez metreyle                             

kıtalararası kültür farkları


Okuma yazma bilmeyenler için yazmalı;

bembeyaz bir defterin

 lekesiz sayfasına, 

görünmez harflerle... 

Okuyamasınlar

bütün hikayeyi,

okuyup da,

bir cümleye sığdırmasınlar diye 

 satırlarca anafikri...


  nurten y tartaç

 ( 2 Ocak 2021 ) 



9 Aralık 2020 Çarşamba

KALP BU

Kalp bu
Bazen munis bir kedi
Bazen yırtıcı kaplan

Kimi hırçın, kimi kırgın
Olsa da

Onulmaz yaralar saklasa da
gizinde

Yine de yılmaz, yorulmaz kan taşımaktan
En uzak hücrelere

nurten y tartaç

9 Temmuz 2020 Perşembe




Dinle bak! 
Duyuyor musun rüzgarın şarkısını?

Duyuyor musun,
gecenin karanlık çığlığını?

Görüyor musun;
sokak lambasının 
titrek ışığına yansıyan
ürkek ayak sesindeki 
telaşın gölgesini? 


29 Ocak 2020 Çarşamba

İÇSEL SÖYLEŞİ


Yarım asrı çoktaan devirdim de ileri bile gittim, hatta bir iki hafta önce bir yaş daha ekledim bunca yaşın üstüne ama çözemedim bir türlü şu alemin sırrını. 
Bırakın koca alemi, kendimi çözebilseydim o da yeterdi... Aklıma uydum, kayboldum çoğu zaman beynimin kıvrımları arasında. Kalbimin sesine kulak verdim, ya nefesim kesildi, ya duvara tosladım. İkisini de çok ciddiye almamakta buldum son çıkışı. 

Moda deyimle, içsel yolculuklara çıktım zaman zaman. Kimim, neyim, ilk yarışımda nasıl oldu da milyonlarcasını yenip de geldim bu aleme diye... Pek kayda değer bir sonuca ulaşamadım. Ben olmasam da dönerdi dünya.
 Gökte ay ve yıldızlar yine parlardı geceleri. 

Gerçi Babamın ifadesiyle, ben doğduğum gece ay gökte öyle bir parlıyormuş ki, yıldızlar onu koskoca bir mücevher sanmışlar. Bütün gece milyonlarcası üşüşmüş gökyüzüne. Ve yarışmışlar birbirleriyle, elde etmek için ayı. O'na öylesine güzel gelmiş işte o gece.

 Bu alemden kayıp gittiğimde, belki sönmüş bir yıldız olarak alırım yerimi ben de gökyüzünde. 

Yıllar akıp giderken daha bir telaşlı artık. Hatta iyiden iyiye hızlandı. Benim bir acelem yok aslında ama yılların yetişeceği bir yer var belli ki. 

Yok şikayetçi değilim. Farkındayım ve değerini biliyorum yaşamın bana sunduklarının. 
Acısıyla, kederiyle, dikenli yolları, sarp kayalıklarla kaplı yokuşları bolca olsa da, sonunda hep güzelliklere ulaşmamı sağlayan Yaradan'a binlerce teşekkürler... 

              nurten y tartaç 
             ( 29 Ocak 2020 ) 


28 Ocak 2020 Salı

ESKİDEN DE BÖYLE MİYDİ




Eskiden de kötü müydü dünya,
 insanlar hep böyle acımasız..?

Bir tarafta
 şehitlerimiz,
isimsiz...
Diğer tarafta
davullu zurnalı
 göbek havalarımız...

Bir yanımız ağlarken,
 güler miydi yine
 diğer yanımız..?

Bu kadar yüzsüz,
bu kadar arsız,
bu kadar hırsız
 var mıydı eskiden de..?

Biz hep mi saftık,
saflığa mı vurur olduk aldırmazlığımızdan, vurdumduymazlığımızdan..?

Sömürüldükçe mi çöktü omuzlarımız,
yoksa,
 zaten hep mi eziktik..?

Hep sustuk, şükrettik,
kader, yazgı mı dedik
 ellerimizi bağlayıp göğsümüzde, başımız bir yana eğik,
 suçluca ..?

İsyanını haykıranlar,
aş, ekmek, iş diyenler,
daha güzel bir dünya
hayal edenler,
 tutabildiler mi sonunda
güneşi, ayı, yıldızları..?

 Ahh! Sonunda
hep bir avuç çakıl taşı mı oldu kanatan ellerimizi..?



               nurten y tartaç
               ( 28 Ocak 2020 )





18 Aralık 2019 Çarşamba





GECE

Görüyor musun;
sokak lambasının 
titrek ışığına yansıyan
ürkek ayak sesindeki 
telaşın gölgesini

Ya gözlerindeki nemi

Dinle bak! 

Duyuyor musun

rüzgarın şarkısındaki ahı...
Gecenin karanlık çığlığını,

çaresizliğin sessiz çırpınışını...


Gece saklar
,
gündüzün gözler önüne serdiğini
Söylemez, savunamaz olur diller
En çok bildiğini...
Karışır doğru yanlış birbirine

Cümleler susar
Kelimeler düğüm olur
Heceler küskündür...


Yıkılsın madem karşı dağlar
Bitmez olsun üstünde tek dal ot
Bu yıkık dökük
viran olmuş duygular
Bir çözülmez bilmece
Bir labirent olmuşlar...


Kor ateşinden karlar erir
Ama geçmez kendine sözün
Kopsun o zaman gökten ay, aldırma
Kaybolsun dipsiz bir kuyuda...


Yıldızlar!
Söndürün yalancı ışıklarınızı...


Geceler!

Örtün üstümü zifir tülünüzle
Saklayın koynunuzda beni
Sonsuza kadar...

             nurten y tartaç
           ( 18 Aralık 2019 )





17 Aralık 2019 Salı

🚌

Yollar uzunlamasına sündürülüp uzatılamayacağına göre şu iki adımda bir durup kalkmalar, olur olmaz yerde yolcu almalar falan nedeniyle bir saatlik yol, iki, iki buçuk saate kadar uzamış olmalı. 😠
Madem tek başıma yolculuk yapıyorum, ki çok severim, kapatacağım gözlerimi biraz, kendimle kendimi karşılıklı oturtup konuşturacağım. İçlerini döksünler, sorunlarını çözsünler, kozlarını paylaşsınlar artık. Mantıklı bir orta nokta bulur anlaşırlar belki sonunda. 
Ya da başımı cama dayayıp dışarıdaki yaşamı izleyeceğim başka bir dünyadanmış gibi. Hızla bir mahalleden geçerken bir kadın takılacak gözüme. Mesela, balkonda çamaşır asarken. O, bir kaç saniye içinde geçmişimizde/arkada/ kalacakken, sanki taa gözlerinin içindeki bulut çarpacak gözlerime bu kadar uzaktan... Üzgün, kırgın, yorgun, mutsuz belki...
 Bir çocuk bağır çağır ağlarken, bir an görünüp kaybolacak minibüs penceresinden. O da arkada, geçmişte bir yerde kalmış gibi olacak.
Ağaçlar geçecek yanımızdan, biz hızla onların yanından geçerken... Dizi dizi muntazam ve incecik bir dere kenarını süslüyor olacaklar. Kavak bunlar diye geçecek içimden. Sonbahardan kalma, henüz kışa teslim olmamış birkaç sarı yaprak sarkıyor olacak dallarından. Hafif bir rüzgara teslimler belli ki, kıpıdanıp duruyorlardır.
Aynı ağacın aynı dallarında aynı yapraklar hala duruyor olacaklar mı acaba iki üç gün sonra ben dönerken? Diye düşüneceğim. Saçma diye gülümseyeceğim. Dursa ben görecek miyim sanki?🤪
 Kızılırmak kıvrılacak birazdan sağımızdan solumuzdan, çorak çıplak Ortaanadolu bozkırını az da olsa yeşile boyayarak. Toprağı kırmızı olduğu için mi adı Kızılırmak'tı, sakinliğine aldanan nice canlara kıydığı için mi kan rengi kızıla çıkmıştı adı.
Virajlar başlayacak birazdan. Taa uzakta, yüksek bir tepenin üstündeki o ev çarpacak gene gözüme.
Annemin "Şu eve gitsek, kapıyı çalıp Tanrı misafiriyiz desek. Çay ikram etseler bize. Ne güzel olurdu." dediğini hatırlayacağım. Hüzünlü bir gülüş yayılacak yüzüme. Ne bulmuştu ki dağ başındaki o tek göz evde?
Hiç görmediğim, doğduğum yerin komik adı gelecek aklıma yine, her bu şehre geldiğimde olduğu gibi. Çocukluğumu hatırlayacağım, geçmişten bir tek iz bile bırakılmadan, o güzelim meyve bahçelerinin yerine dikilmiş iç içe binalarıyla, ağaçsız, nefessiz bırakılmış şehre girdiğimde. Belki diyeceğim, belki... O sokağın başına geldiğimde, o köhne bakkaldan mahalleye yayılan taze ekmek kokusu gelir burnuma bu kez. Burun kıvıracağım kendi kendime çaresizce... Mümkün olmayacağını bildiğim için.
Toprak yolda; yakantop, saklambaç, dalya, misket, seksek oynayan, ip atlayan çocuk sesleri bile gelecek belki birazdan geçmişten kulağıma...

            nurten y tartaç
             16 Aralık 2018

27 Ekim 2019 Pazar

BİR AKŞAMÜSTÜ



Sarmaşık kızılı gökte yangın
bu akşamüstü...
Doymamış belli maviye
Siyaha teslim ederken geceyi

Kuru yapraklar gibi
 yarım kalmış hayaller...
Bırakmış kendini
 rüzgarın nefesine
sürüklenir
Kırılgan
Umarsız

Sığırcık sürüsü basmış
son güz dallarını...
Bu son elveda der gibi
Çığlık çığlığa
kuş dilinde şarkıları
Anlaşılmaz
Hissedilir
dildeki yangınları

Milyarlarca yıldızın
yalnızlığına inat
hasrete son verir
sağanak yağmurun
toprağı kucaklaması

      nurten y tartaç
     ( 27 Ekim 2019 )

1 Ekim 2019 Salı

İSTERSEN



Yağmur da güzel yağar
Rüzgar da güzel eser
Güneş bin umutla doğar
hergün
Sen istersen

Yüz yıl uyusan da
uyuduğun gün gibi güzelsindir

Saat on ikiyi vurmadan biterse masal

Elinde camdan pabuçların
Beyaz atının terkisinde
prensin ülkesinedir yolun
Sen istersen

İsterse
Bin dereden su getirsin
mutluluk
Kurtulamaz elinden
Eğer istersen

      nurten y tartaç
     ( 27 Eylül 2019 )



30 Eylül 2019 Pazartesi

Yürek sürgündeyse
İyi halden yırtmışsın,
 müebbetten kurtulmuşsun
Ne fark eder...

      nurten y tartaç


10 Eylül 2019 Salı

ÖĞRET BANA

Beni de uçur ey göçmen kuş
gittiğin sıcak ülkelere...

Konaklarız yorulursan
Eski bir pınar başında

Aysız gecelerde üşürsem
ört üstüme ne olur
gökyüzünün mavi tülünü...

Öğret bana...
Nasıldır uçmak
Bırakıp her şeyi geride
başka diyarlara kaçmak

Ne kalmışsa arkanda
çizip üstünü
Nasıldır yeniden başlamak

Umudu öğret mesela
Hiç ışık yokken
zifiri karanlıkken her yer
göğüs kafesini yırtıp
özgür bırakıp yüreğini
uçurmak mutluluğa...

Ve nerede düşmüşse
 ilk damla gözlerinden
Orada ölmeyi öğret bana

     nurten y tartaç
     ( 9 Eylül 2019 )