2 Ocak 2017 Pazartesi

NE YAPABİLDİ Kİ 2016, NE GELİR 2017' nin ELİNDEN..?




Adını koymadığımız bir savaşta, görmezden, duymazdan geldiğimiz, yerini-yurdunu, yolunu-izini bilmediğimiz bir yerde askerlerimiz savaşıyor.

Dağda karda ayazda üşüyorlar mı? Yağmurda çamurda ıslak mı kalıyorlar? Ne yeyip ne içiyorlar, açlar mı? Nerede uyuyorlar, uyuyabiliyorlar mı? Açıkta mı, çadırda mı yatıyorlar? Nasıl ısınıyorlar, ısınabiliyorlar mı? Bu soğukta donarak ölenler de oluyor mu ? Göğüs göğüse mi savaşıyorlar, buna bile imkan bulamadan sırtlarından mı vuruluyorlar kahpece? Mayına mı basıyorlar, tuzakla mı avlanıyorlar, topla tüfekle mi dağlanıyor gencecik bedenleri?

Ne durumdalar neler yaşıyorlar bilmiyoruz. Belki bilmememiz gerekiyor, toplumun ruh sağlığını, motivasyonunu korumak açısından. Ama çok çok zor şartlar altında olduklarını ve düzensiz, kuralsız, acımasız, insanlıktan uzak bir düşmana karşı savaş verdiklerini biliyoruz.

Yüreğimiz yanıyor. Ciğerimize zehirli bir ok saplı sanki, öylece duruyor... bunca bilinmezliğin verdiği kaygı, endişe ve korkuyla.

Ölüyoruz...Birer ikişer değil, artık; kırkar, ellişer, yüzer yüzer ölüyoruz. Çata patlar gibi orda burda patlatılan bombalarla, yolda meydanda, eve, işe, okula, markete giderken, günün belki en güzel saatinde, belki en mutlu anında, belki yarınki o en unutulmaz anı planlarken, ya da ödenecek taksitleri, borç senetlerini düşünürken kara kara, ölüveriyoruz birden bire... Ve geçiyoruz tv karşısına, "Geçen sefer şu kadar kişiydi di mi..? Kaç kişiymiş, sayı değişti mi..? diye konuyu irdeliyoruz ölenlerin sayısı üzerinden. Dilimizde "vah vah, tüh tüh" lerle.

Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için, okuyabilsin diye yatılı okullara(!) verilen çocuklarımız... yakıyoruz onları. İhmal, ilgisizlik ve cehaletin büyük(!) yardımıyla...

Küçücük kız ve erkek çocuklarımıza tecavüz ediliyor, en güvendikleri tarafından çoğu zaman. Nefretle, öfkeyle, hayretle izliyoruz tv lerde. İnanamıyoruz... Nasıl olur, nasıl kıyarlar diye isyan ediyoruz. Oysa daha inanılmaz öyle şeyler duyuyoruz ki..? ( Yazamadıklarım...)

Biz, dokuz on yaşında kızların dedeleri yaşındaki adamlarla evlendirilmesinin caiz olduğu fetvası verilmesine tepki gösterirken, kızların yaşı daha da küçültülüyor. Yakında kundaktaki bebeğe görücü gelecek...

İnsan hakları/Kadın hakları, gelir dağılımı-asgari ücret-çalışma şartları-çocuk işçiler-emekli ve çalışanların yaşam standardı, hak hukuk ve adalet sistemi, eğitim/öğretim vs. vs. konularda içler acısı durumdayız gördüğümüz/bizzat yaşadığımız kadarıyla. Ama bize anlatılan istikrar içinde, hızla gelişmeye devam eden, yıldızı parlayan bir ülkeyiz. Kafamız karışık..

"Bizim geleneğimizde yeni yıl kutlaması yoktur..." türünde açıklamalar yapılıyor. (Milli Eğitim Müdürü ve Diyanet tarafından bile.) Bu kadarla kalınmıyor, sosyal medyada, tv ve gazetelerde yeni yıl kutlamalarını hedef alan ayrılıkçı, nefret içeren, ırkçı, kışkırtıcı yazı ve mesajlar paylaşılıyor. Bu söylemler bağnaz saldırgan kesimde karşılığını buluyor...

Yeni yıl kutlaması yapan 39 kişi hayatını kaybediyor, 65 yaralı var.

Oysa ben hatırlıyorum; yılbaşı akşamı (31 Aralık) dost akraba bir evde buluşur ,yeni yılı karşılamak için kendi aramızda, kendi halimizde eğlenirdik. Mesela tombala yılbaşı gecesinin vazgeçilmez oyunuydu. Bir köşede çıtır çıtır yanan sobanın üstünde kestane kebap yapar, altında patates közlerdik. Mısır patlatırdık mutlaka bir de. Televizyonumuz yoktu. Radyo dinlerdik onun yerine. Büyükler fıkralar anlatır, gençlik anılarını paylaşırlar, biz pür dikkat dinler gülüşürdük. Çoluk-çocuk, yaşlı-genç hepimiz bir odada, ortak sohbetlerle neşeli bir gece geçirirdik, yeni bir yıla başlamanın heyecanıyla. Tam 50 yıl önce...

Yarım asırdır yapılan bir şey çoktan gelenekselleşmiştir. Ayrıca koca bir yılı geride bıraktığımız ve yeni bir yıla başladığımız o gece özeldir. Yeni umutlarla ve yeni beklentilerle kendini yenilemek için başlangıçlar yapmak isteğini kamçılar. Her şeyden önce artık takvimlerimizde asla 2016 yılını göremeyeceğiz o geceden sonra. Bir yıl boyunca her belgede 2017 rakamı olacak. Aynı yaşta bile olmayacağız. Önemsiz bir şey mi bu..?

Geleneklerimizde olmayan; ren geyiklerinin çektiği ve içi hediyelerle dolu uçan kızağıyla Noel gecesi evlere bacalardan girip, çocuklara hediyeler bırakan Noel Baba efsanesidir. (Bazı dillerde Santa Claus) Kırmızılar içinde, kukiletalı, kır saçlı - kır sakallı, koca göbeğini hoplatarak hoh! hoh! hoh! diye gülen

şirin bir yaşlıdır Noel Baba imgesi.

Bizim kültürümüze ait değil. Başka kültürlerde gelişmiş bir efsanedir.

Ama Noel Baba kılığındakilere saldıracak kadar nefret duymamızı gerektirecek bir durum da yok yani ortada.

Ve yılların biri gelir biri gider. Yaşadığımız hiçbir iyi ya da kötü olayda yılların başarısı/suçu söz konusu olamaz. Gidişatı değiştirmek, yılları güzel ya da kötü yapmak insanlığın elindedir. Geçmiş yıllara bakıp kıvanç duymak da, gelecek yıllara sevgi tohumları ekmek de...


 nurten y tartaç
( 2 Ocak 2017 )

12 yorum:

Söz Sanatı dedi ki...

İyiye güzele tarifi zor şiddette bir düşmanlık besliyorlar, inanılır gibi değil. Daha fazlası olmaz artık dedikçe daha fazlasını görüyoruz. Bu kadar kötü insan hangi delikten çıktı diye şaşkın şaşkın bakıyoruz. Nerede nasıl gizlemişler o karanlığı bunca zaman, anlamaya çalışıyoruz... Ve dediğiniz gibi artık birer ikişer değil, ellişer yüzer ölüyoruz...

Cafe Tigris dedi ki...

Ahhh gözlerim dolu dolu okudum her bir satırı.
Neden böyle olduk biz neden neden neden

Çınar dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Çınar dedi ki...

Daha fazlasi olmaz dediklerimiz oluyor ve bir sure sonra normal gibi algilaniyor. Bu en korkuncu.

Karanliklarinda pusuda bekleyenler uygun ortami bulunca gun yuzune ciktilar. Ve kendi karanliklarini orttuler aydinligin ustune.

Oluyoruz...zamansiz olumu dogallastirarak kuruyan kalplerimizde...

Sevgiler

( Face ni kapattin mi? Bir arkadaslik gelmisti sahte hesap herhalde diye kabul etmemistim ama...)

Çınar dedi ki...

Ahh! Aslinda bircok nedeni var da...
Inanmadik sanirim bunlari yasayabilecegimize. Cok guvendik kendimize. Cumhuriyet ilelebet var olacak dedik ama bunun icin bir sey yapmadik. Dunyanin en guclu ordusuna sahibiz dedik. Icinde odaklanan fitne yuvalarina engel olamadik.Biliyorduk oysa hep soylenip duruyordu orduda feto yapilanmasi var ve cok guclu diye. Tek tek elimizden alinmaya baslandiginda en kutsal, en dokunulmaz bildiklerimiz, sustuk. Ya da cok ciliz cikti sesimiz. Muhalefete guvendik. Ayni degirmene su tadiyorlardi oysa bilemedik.
Acilim dendi inandik
Terorle mucadele dendi inandik.
Analar aglamasin derken analarin feryadi arsi deldi...
Biz yine de ne soylenirse ona inandik.
Sorgulamadan yargilamadan arastirmadan ne sunulduysa neye inanmamiz istendiysa ona inandik.
Sonra bir baktik ki en guvendigimiz deger yargilarimiz ayaklar altinda cignenir olmus.
Sasirdik ... Inanamadik...

Bir gun aydinliga ulasmak umuduyla

Sevgiler

Çınar dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kadriye dedi ki...

İnsanoğlu işte hep suçlayacak bir şeyler buluyor. Tek suçlu biziz aslında. Nedir bu hırs, ötekileştirme ve ötekine tahammül edememe? Anlayamıyorum. Mutlu seneler bu arada:)))Umut hep olmalı.

Derya dedi ki...

Ne güzel anlatmissiniz. Maalesef konusulamiyor tartisilamiyor artik bu konular. Koyun koyun yasiyoruz.

Çınar dedi ki...

Kadriye, insanoğlunun genlerinde bir bozukluk olmalı. Böylesine kendi soyunu yok etme çabasına bakılınca, doğadaki her şeyi yok etme çabasına ek olarak...

Mutlu yıllar

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Derya , aynen öyle... Bakalım nereye kadar gidecek.

Teşekkürler

Sevgiler

O. Mert Tekin dedi ki...

İnsanğın son 30 yılda geldiği duruma baktığınızda nasıl yozlaştığımız ve insanlık değerlerimizi kaybettiğimizi daha açık görebiliyoruz. Doğaya saygısı olmayan insanların yarınlar için beklentilerini çok merak ediyorum. Güzel yazı olmuş, Uzun süre vakit geçirilebilecek bir blog yaratmışsınız emeğinize sağlık. Bu arada bize de bekleriz;
http://hedefbodrum.blogspot.com.tr/

Çınar dedi ki...

Ne yazik ki bilim teknoloji caginda aydinlanma bilincini gelistirmek daha uygar bir toplum olmak yolunda calismak yerine gittikce yozlasan ve oz degerlerinden uzaklasan bir toplum olma yolunda hizla ilerliyoruz.
Blogunuza geliyorum 😄
Tesekkurler

Sevgiler