20 Mart 2015 Cuma

BİR MOLA VER HAYAT !


                                                                          Foto internetten



O diziden ötekine atlarken hayat,

sindire sindire izletirken kendini

pür dikkat,

pılımı pırtımı tıkıştırıp bir bavula,

ilk trene atsam kendimi.

En son istasyonda insem.

En uzakta...

Bir gelincik tarlasının ortasında;

gölgemi yere serip,

bulutu güneşe örtsem.

Elimde kadehim,

kadehimde eskimeyen anılar olsa...

"Deli mi ne..?"

Der gibi ötse tepemde şaşkın tarla kuşu.

Gece olduğunda esrarlı gölgelere dönüşse ağaçlar.

Ve dallarından

büyülü fenerler gibi ateş böcekleri sarksa.

Bir derin uykuya dalsam 
sonra... 

Sanki yüz yıl uyumuş gibi uyansam

Ahh!

Bir nefesçik mola versen hayat.

Gitsem...

Kafamı dinlesem biraz.

Söz...

Yine döneceğim;

gerçek gibi yalanlara,

yalan hayallere

ve şu yalancı aleme...


nurten yiğit tartaç
( 20. 03. 2015 )

18 Mart 2015 Çarşamba


18 MART ŞEHİTLERİ ANMA VE ÇANAKKALE 

ZAFERİNİN 100. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN.

Tüm dünyayı kendine hayran bırakan Büyük Komutan Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz...







             SON UMUT  ( The Water Diviner )


Senaryosunu Andrew anastasios ve Andrew Knight'nin 

yazdığı yönetmenliğini Russell Crowe 'un yaptığı,


Russell Crowe, Olga Kurylenko, Jai Courtney, Cem Yılmaz 

ve yılmaz Erdoğan'ın başrolleri oynadığı Çanakkale 

Savaşı'nda kaybolan 3 oğlunu arayan Avustralya'lı bir 

babanın 

Türkiye'ye gelişini anlatan Türkiye, ABD, Avustralya yapımı 

muhteşem bir film. Ben vizyona girdiği ilk gün izlemiş çok 

etkilenmiştim. Mutlaka izlemelisiniz.






16 Mart 2015 Pazartesi

SEÇİME DOĞRU



Seçime 83 gün kaldı.

Ülkemin Sevgili Siyasi Partileri!!! 

Seçmene; "Oy vermek vatandaşlık görevi ve sorumluluğudur." "Vatandaşlık görevinizi yerine getirmezseniz, yönetimle ilgili şikayete de hakkınız olmaz."  "İyi düşünün taşının ona göre oy verin..."  "Sizin oylarınız belirleyecek geleceğin Türkiye'sini bunu unutmayın..."

Diye halka ayar verip duracağınıza, kendinize bir çeki düzen verseniz artık diyorum.

Şu kadarcık zaman kaldı seçime. Ne yaptınız mesela, oyunu size vermesi için halkı ikna edecek..? Ben muhalefet partilerinde hala gerçek anlamda bir hareketlilik görmüyorum doğrusu. Bireysel olarak, köy kasaba şehir demeyip dolaşan halkı dinleyen, var gücüyle çözüm üretmeye çalışan bazı parti üyeleri ve milletvekilleri dışında... Bu yeter mi..? Bence yetmez.

Birlik olmalarını, birleşmelerini beklediğimiz ve bunu sürekli çeşitli ortamlarda elimizden geldiğince öyle ya da böyle dillendirdiğimiz, tam olarak bizi temsil etmeseler de, ortak asgarilerimiz olduğunu düşündüğümüz partiler !!!

Artık birbirinizi yemekten, her fırsatta birbirinize çamur atmaktan, kendi kuyunuzu kazıp durmaktan vazgeçin. Bu tavrınızı, benzeri siyasi yöntemlerinizi sevmiyoruz halk olarak. Bindiğiniz dalı kesiyorsunuz. Ve bizi de peşinizden sürüklüyorsunuz uçuruma doğru.

A partisi bunu yaptı, yapıyor, böyle giderse daha da neler yapacak,  B partisi cak cuk, C partisi adam olmaz, D zaten kendini birşey sanıyor vs vs... 

Böyle siyaset yapmanız bizi sizden soğutuyor...

Biz /halk/ sosyal demokratik hukuka saygılı çağdaş bir ülkede, insanca yaşamak istiyoruz. 

Siz siyasi partiler; ekonomide, eğitimde, siyasette, özgürlükler, kadın hakları ve yaşam kalitesini iyileştirme konularında -somut- projelerinizi açıkça halkla ne zaman paylaşacaksınız, sağlam bir temele dayanmayan "cağız cığız" larla biten afaki söylemler dışında...

Bırakın falanca partinin ne yaptığını, ne yapacak olduğunu.  Parti olarak siz ne yapacaksınız..? Bize bundan haber verin. Ama öyle anlatın ki yapacaklarınızı, plan ve programlarınızı, kısaca tüm icraatınızı, köy kahvesindeki hacı emmi de, üniversitedeki akademisyen de ikna olsun, güvensin, inansın size. 

Ülkemin siyasi partileri; ben hiçbir vasfı olmayan sade vatandaş olarak şunu söyleyeyim ki size; böyle devam ederseniz, seçim sonrasında Türkiye'de değişen bir şey olmayacak. Hatta korkarım ki, daha da karanlık bir tablo çıkacak seçim sandıklarından...


n y tartaç


15 Mart 2015 Pazar

HAKKINI VER YAŞAMIN


Öyle sevdalı olsun ki bakışın

kapkara gözlerinde


mavi yeşil menevişler oynaşsın

bir nefeste olanca hayatı çek içine...


Ki,

baharda çiçek


hazanda sarı yaprak


çölde vaha 

yükseklerde öbek öbek kar

yalçın kayaları döven azgın dalga ol...


Öyle içten haykır ki gökyüzüne

bulutlar yağsın üstüne.


Ağlayacaksan ana gibi ağla

kan aksın gözlerinden.

Bu sefer özgür bırak içindeki çocuğu

varsın ne isterse onu yapsın gönlünce.


Seveceksen dağlara düş aşkından...

Savaşacaksan 

çelik gibi dur


göğsünde mermiler erisin...


Öyle hakkını ver ki yaşamın;

 öfken de, sabrın da,


aşkın da,


 destan olsun yazılsın nesilden nesile ...



nurten y tartaç





14 Mart 2015 Cumartesi

14 MART TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN



Mesleklerinin gereğini yapmanın ötesinde; 

yıllar boyunca, doktorluğunun dışında ayrıca dost yaklaşımıyla desteğini esirgemeyen ve bugün oğlumuzun sağlıklı yaşıyor olmasını borçlu olduğumuz Prof. Dr. İrfan Bey


Annemin hastaneye değil de ara sıra görüşebildiği sevgili kızına gidiyormuş gibi her hastaneye gidişinde gözlerini ışıl ışıl parlatan, 


" Hastalığın metastaz yapmış" derken, nasıl bu kadar zarif, doğal ve hiç önemli değilmiş gibi söyleyebildiğine hala hayret ettiğim üstelik Annemin bunu gerçekten de böyle algılamasına ve yıkılmadan hastalığa karşı yüksek bir moralle direnç göstermesine neden olan ömür boyu minnetle anacağımız Prof. Dr. Handan Hanım


Doktorluğunun yanısıra sevgi ve şevkatle huzurevi sakinlerini sarıp sarmalayan ve onların Gül Annesi olmayı başarmış Dr. Gül Hanım


ve

İsim olarak hatırlamasak da, zor zamanlarımızda hayatımıza dokunmuş bize sağlık vermiş tüm doktorlarımız ve kuzenim, dostum, arkadaşım, akrabam olan doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının TIP BAYRAMI kutlu olsun.

n y tartaç


13 Mart 2015 Cuma

İŞTE ÖYLE BİR ŞEY


                                             (Fotoğraf int.)  Salvador Dali

Hani nasıl desem..?

Şey gibi işte...

Koskoca gelincik tarlasının ortasında açmış

tek bir papatya gibi. 

Bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun

milyonlarca damlası aynı büyüklükteyken

kocamandır ya içlerinden bir tanesi...

Ya da,

güvercin sürüsü içindeki tek alacalı kuş gibi misali...

Dikkatinizi çeker...

Farklıdır ötekilerden.

Özeldir.

Belki;

tek bir gündür

 koca bir ömrü besleyen de.

Farklı,

özel...


n y tartaç



10 Mart 2015 Salı

ÖZLERSİN BİRDEN...



Bazen bir kokudur özlemin adı.

Sen, bahar dersin ona.

Her açan çiçeğe bir anını saklamışsın

sayarsın,

 lale, sümbül, papatya, gül...

en çok da fesleğen alır götürür,

bilirsin en sevdiğidir.

Hızla giden bir tren penceresinden bakar gibi

geçmişin hüznü akar gider gözlerinden.

Sanki

kızıl renkli bir gün batımının şarhoşluğunda

buğulu bir rüyaya dalmışsın

uyanamazsın...

Birşey olur birden,

hiç de ilgisi yoktur ama...

Herşey, anne kokusu, anne sözleri, elleri, gözleri, gelişi, duruşudur.

Ve özlersin...

Oysa en çok özlemekten korkarsın.


n y tartaç

8 Mart 2015 Pazar

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.




( Değer verdiğim, sevgiyle bağlı olduğum eşim,
oğullarım, dost ve tanıdıklarım, yakınlarım olan veya yakını sevdiği kadına hak ettiği değeri veren saygıdeğer erkeklerden özür dilerim.

Bağışlayın beni lütfen. Aşağıdaki sözlerim kendini erkek

sanan yaratıklara.)

***


Öldüresiye sever bazı adamlar kadınını 


Sahiplenirler 

öldürürler hatta aşklarından

Kadın sevse... günahtır, yasaktır

Tecavüze uğrar... 

ailenin namusuna leke sürmüştür... öldürülür.

Boşanmak ister... öldürülür.

Okumak ister, çalışmak ister

 o... olacak denir öldürülür.

Sokakta, evde, çarşıda, pazarda kadını öldürmek, 

en azından dövüp hastanelik etmek, 

taciz ve baskı uygulamak erkeğin en doğal hakkıdır sanki. 

Kadın onun malıdır ya ... 

Alır satar, vurur... 

kolunu bacağını kırar kim karışır...

Küçücük kızlar seksenlik dedelerle evlendirilir

başlık parası karşılığında hem de kuma olarak 

kim karışır..?

***

İçimiz parçalanırdı elimizden bir şey yapmak gelmese de. Bu

hiçbir şey değilmiş. Geçenlerde koca ülkenin TV ekranına çıkan

bir yontulmamış kalas salyalarını saçarak, 6 yaşında bir bebeyle

evlenmenin caiz olduğunu söyledi utanmadan. Bu

iğrenç, sapkın açıklamanın sahibi yetkililer

tarafından herhangi bir şekilde cezalandırıldı mı acaba..

Ben duymadım.

Çocuk gelinlerin yaşı yıldan yıla küçülüyor. Bu gidişle yakında

kundaktaki bebeyle de evlenilebilir derlerse şaşırmamak gerek.

Erkeğe gizli ya da açık bu kadar geniş haklar tanınan bir

toplumda, erkek Sanır ki, kadın onun eline verilmiş bir

oyuncaktır. Sever sever, canı sıkılınca da kırar atar.

Çünkü kadını uğradığı haksızlıklara ve şiddete karşı gerçek

anlamda koruyan, yaptırım gücü yüksek yasalar yoktur ya da

gereğince uygulanmamaktadır.

Siz kendini erkek sananlar...

Ne kadar yaşam hakkına sahipseniz, kadınlar da aynı haklara

sahiptir.

Sadece daha kıllı, daha kaslı, daha iri ve daha ruhsuz olduğunuz

için kadına el kaldırarak daha güçlü olamazsınız...

Olsa olsa ne kadar vahşi, gaddar, acımasız odunsu yaratıklar

olduğunuzu kanıtlarsınız.

Madem dünyayı birlikte paylaşıyoruz değiştirin artık şu

kafalarınızı.

El kaldırmayın. Elinizi uzatın, elini tutun yanınızdaki kadının.

Sevgiyle, saygıyla, muhabbetle, yan yana ve birlikte durun hayata

karşı...

***

Ezilen, baskı ve zulme maruz kalan, pazarlanan, iki öküze satılan,

babasının yanında bile adı olmayan kadınlar ne kadar

farkındadır kendilerine ait bir gün olduğunun ve bu bir tek gün ne

anlam ifade etmektedir bilmem ama

Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun


n y tartaç

6 Mart 2015 Cuma

BİR AKŞAM ÜSTÜ




Bu akşam üstü,

tembellikten şişmiş,

üstelik bunu kışa yüklemiş

mızmız beynime yeter,

 ayaklarıma marş marş deyip

yürümek istedimdi. :)

Biraz isteksiz, mecburmuş gibi biraz.

Ohh! aman ne iyi yapmışım...

Ben içeride otururken mıymıntı mıymıntı.

Çoktan harekete geçmiş doğa.

Henüz çiçeklenmese de dallar,

önce kokusunu yollamış bahar...

Ilık melteme bırakmış kanatlarını güvercinler.

Sokak köpekleri mutlu, kuyruk sallıyorlar.

Nasıl olmasınlar..?

Herbirinin patileri arasında bir parça et var.

Geçenlerde  görmüştüm;

iyi kalpli kasap, artan etleri doğruyordu onlara.

Yine o ziyafet vermiş olmalı,

bu sevimli dostlara...

Dedim ya zoraki çıkmıştım sokağa

yenilendim, tazelendim öyle döndüm sanki eve... :)

n y tartaç

5 Mart 2015 Perşembe

SEN HEP BÖYLE Mİ OLACAK SANIRSIN ..?



 Sen

 hep böyle mi esecek sanırsın rüzgar

 saçlarının arasında 
yumuşacık dolaşarak...


Havada kara bulutlar biriktiğinde


ve fırtınaya döndüğünde o rüzgar


nasıl da savrulursun bir bilsen...


Hep


yüzünü nisan yağmurları yıkayacak


ardından güneş açacak ansızın,


sonra, 


bereketli toprakta sümbüller, 


nergisler, papatyalar boy verecek...



Sanırsın ki her mevsim çiçek açar ağaçlar.


 Yaprak bile kalmadığında dallarda


toprak kavrulup, ot bile bitmediğinde üstünde


ne zaman kışa dönüvermiş bahar 


şaşırıp kalacaksın...


n y tartaç