7 Aralık 2011 Çarşamba

OFFF OFF !!!


"Her evde bir tencere kaynar, gör bak ne kaynar. Aş mı taş mı..?"  demiş büyükler. 

Bir kendi çektiğini bilir insanoğlu.  Altında ezildiği yükünün ağırlığınadır isyanı hep. Bilmez neler çeker başkaları, yan komşu neler yaşar. 

Kiminin en büyük derdi,  bir türlü geçer not alamadığı sınavlarıdır. Çok şanssızdır hoca takmıştır bir kez ne yapsa olmaz artık. Çekilir mi bu hayat..?  Ders ders ders... Ne zaman para kazanacak ta hayatını yaşayacaktır, offf off...

Bol kazançlı bir işi, altında arabası, evi, güzel- yakışıklı - bir eşi çoluğu çocuğu vardır ama o kadar çok çalışmaktadır ki kimisi;  canına tak etmiştir artık. Gecesi gündüzüne karışmış özel yaşamı diye birşey kalmamıştır.  Varsa iş yoksa iş.   Çalış dur,  nereye kadar, kefenin cebi mi var da doldursun..?  Bıkmıştır hayatından, offf off.

Parasızlıktan,  kocasından - karısından , çoluğundan - çocuğundan,  sıcaktan - soğuktan, saçının renginden,  boyundan - bosundan şikayetçidir hep insanoğlu.

Eni konu dert ediniriz abuk sabuk şeyleri kendimize. Gözümüz görmez sahip olduklarımızı. İsteriz, hep daha fazlasını daha fazlasını isteriz elimizdekilerden.  Sahip olduklarımızı görmeyiz de komşunun perdesi gibi perde, parkesi gibi parke,  kedisi gibi kedi isteriz.  Bakarız da etrafımıza herkes mutlu, herkes sağlıklı, varlıklıdır. Offf off ...  Kör olası kader, amma da şansız doğmuşuzdur anamızdan.

Bir arkadaşımlaydım bugün, uzun süredir görüşmediğimiz. Güler yüzlü, her sohbetimizin ardından, ayrıldığımızda bile şen kahkahaları  kulaklarımda yankılanan.  Onbeş yılı aşkın arkadaşlığımız süresince hiç şahit olmadım; eşinden çocuklarından, yaşam şartlarından şikayetçi olduğuna. Yine şık bakımlı güleryüzlüydü bugün de.  O anlattıkça ağzım bir karış açık kaldı.  Yaşadıklarından çok, yaşadıklarını bunca yıl nasıl içinde saklayabildiğineydi hayretim.  Evlendiklerinden kısa bir süre sonra başka kadınlarla aldatmaya başlamış kocası. Bir süre sonra saklamaya gerek bile duymamış yaptıklarını.  Her seferinde pişman olduğunu söyleyip, binlerce özür dilemiş ama sonra aynı...  Çocuklar küçük,  babaya çok bağlılar diye yıllarca sineye çekmiş olanları.  İşin içine şiddet te girince bir celsede boşanmış kocasından...

"Neden üzülüyorsun boşversene" dedi. "Çocuklarım için sustum bunca yıl, zamanı geldi ayrıldık. Ben gayet mutluyum."

Bu kadar...  Kocasıyla ilgili tek bir kötü söz söylemedi. "Çocuklarımın babası" dedi...

Çok mutlu bir aile olduklarını düşünürdüm.  Oysa gözümün önünde arkadaşım ne büyük üzüntüler yaşamış, neler çekmiş.  Asla sezdirmedi...

Düşünüyorum da küçücük sıkıntılarla dünyayı nasıl da kendimize zindan ediyor, en mutsuz en bahtsız en dertli kendimiz sanıyoruz.

Kendi hayatımızla öyle haşır neşiriz ki görmüyoruz çevremizde olan biteni.

Kimbilir ne hastalıklar, ne ebedi ayrılıklar yaşanıyor yanıbaşımızda... Bilmiyoruz...



11 yorum:

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Ay siz söz birliğimi ettiniz Allah aşkına. Ne zamandır bildiğin sıkıntılarımdan blog okuyamıyorum, okusam da yorum yapamıyorum. Bu akşam geçtim blogların başına okuyacağım. Her arkadaşımda ayrı bir hüzün buldum. Ağlaya ağlaya salya sümük :( Gözler kırmızı :(
İçimi şişirdiniz be :)
Arkadaşlarının yaşadıklarına üzüldüm :( Söylediklerinin hepsine katılıyorum.. En çok da

Kendi hayatımızla öyle haşır neşiriz ki görmüyoruz çevremizde olan biteni.

Hele de hastalık çekenleri, ebedi ayrılık yaşayanları...
kısmına..
Merih abimle seni çok sevip öpüp gidiyorum şimdi.
Bir dahaki geldiğimde böyle bir yazı görmeyeceğim bloğunda tamam mı??

Çınar dedi ki...

Gülen'im kuzum, başka kim ağlattı seni hüzünlü yazılarıyla?

Bunlar hayatın gerçekleri canım benim ama söz bir sonraki yazım neşeli olacak (umarım)

Biz de seni öpüyoruz

Hakan'a ve Babana selam sevgiler

aysema dedi ki...

Bu akşam ben de bir yazı okudum, hala kendime gelemedim. Birkaç kez gitim bloga okudum, yoruma başladım sildim sonra. Ne yazsam boş gibi göründü gözüme. Oysa sevinçle hüzün iç içeydi yazıda...
İyi ki bloglar var ve biz paylaşarak öğreniyoruz.
Arkadaşın akıllıca davranmış. Ayrılıklar da onurluca olmalı.
Sevgilerimle...

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Az sonra yazacağım yazıyı oku. Rezil edicem hepinizi! :P

düşünce bahçesi dedi ki...

bende de buna benzer bir hikaye var,
öyle mutlu biliyorduk ki biz onları, acı içinde geçiyormuş meğer hayatları, çok sevdiğimiz bir dostumuzun.
annem derdi ki "kimi dinlersen, seninkinden büyük derdi vardır " diye..
neylersin hayat işte..

Çınar dedi ki...

aysema'm; defalarca gidip okuduğum yazıya, çok güzel yazıldığını düşündüğüm halde yazacak yorum bulamadığım zamanlar bende de oluyor. Belki üstüne sözlenecek söz kalmadığını düşündüğümden olabilir.

Aynı fikirdeyim; ayrılıklar da onurlu olmalı...

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Gülen Tezer Üstün; neeeee bunu bize yapamazsın:)

Çınar dedi ki...

düşünce bahçe'm; çok haklısın canım başkaları neler yaşıyor bilmiyoruz herkes kendi çektiğini bilir birtek.

Evet yapacak birşey yok; hayat bize ne sunduysa onu yaşamak durumundayız ama onu da en iyi şekilde yaşamaya çalışmalıyız.

Sevgiler

AyŞeGüL dedi ki...

herşey insan için demekten başka çare kalmıyor kimi zaman.olanı kabul edip olacakların iyi olmasını ümit etmek en doğrusu belki de..

Sevgilerimle..

Çınar dedi ki...

AyŞeGüL; haklısın canım herşey insan için. Bir de; insanların, yaşadıkları karşısında sergiledikleri davranış biçimlerini dışardan yargılamak çok kolay ama her olay kendi ortamında değerlendirilmelidir görüşündeyim. O nedenle, böyle bir durumda nasıl davranmak doğrudur bilemeyiz.

Sevgiler

dağlar kızı dedi ki...

Insan yine de bir yerde bir destek, bir cozulus, bir rahatlama icin zorluklari sanki bir cirpinisin birakilivermesi gibi bosaltivermeli birine. Bir kara tasi catlatmak da olsa zehir azar azar bitirilmeli. Anca oyle dayanilir gibi geliyor aciya ve mutsuzluga. Bazen bloglar tam da bunun icinmia gibi geliyor.

Arkadasinizin hala sicacik nesesi ve olumlu tavri bunca mutsuzlugun icinde yine de bir umut piriltisi gibi, serinlik verdi icime dogrusu.