27 Ekim 2014 Pazartesi

DEĞİŞMELİ BU DÜZEN


Bir gün değişecek bu düzen

değişmeli...

Umudum yok, ben göremem.

Belki çocuklarım da görmeyecek

ama mutlaka değişecek...

Değişmezse;

kendi kusmuğunda boğulacak dünya

susuz, ağaçsız, topraksız

yağmursuz, rüzgarsız

güneşsiz, aysız, yıldızsız kalacak

ve yok olacak.

Eğer bindiği dalı kesmeye devam ederse insanlık ...



  nurten y tartaç



20 Ekim 2014 Pazartesi

KISSADAN HİSSE




Bir gün bir baba oğluna timsahla kaplumbağanın öyküsünü anlatır ve der ki;

" Bir timsah kaplumbağayı yutmak için kovalamaya başlar. Tam yakalayacakken kaplumbağa sıçrar ve bir ağaca tırmanır."

Çocuk öykünün burasında hayretle keser babasının sözünü.

" Yapma baba yaa! Olur mu öyle şey? Kaplumbağa hiç ağaca çıkar mı?"

Baba;

" Çıkması lazımdı  oğlum, çıkması lazımdı. Kurtulması için ağaca çıkması lazımdı, çıktı..."

********

Gücünüzün sınırlarını bilemezsiniz. Bir düşünün; pes etmeden önce her yolu denediniz mi ..?


14 Ağustos 2014 Perşembe

ISRARSIZ ÖZGÜRLÜKLER




Bir gece kuşu çığlığında hapis; cesaretsiz, ısrarsız özgürlükler...

Koyu karanlıklardan kaçıp, ay ışığına sığınmış çocuksu korkular...

Sahibinin peşinden koşarken tökezler, aksak, yeknesak gölgeler

Ve

kaybolur gider gökyüzüne bakarak kurulan hayaller,

yüzyıllar önce sönmüş yıldızların, yalancı ışıltısında ...


          nurten y tartaç

        ( 14 Ağustos 2014 ) 

28 Temmuz 2014 Pazartesi

BAYRAM GELMİŞ...


 Bayram; özlemek demek nicedir benim için. İçimin burkulması, yüreğimin yanması, gözlerimde iki damla yaş demek her bayram sabahı. Annemin dolmalarının, baklavasının tadını damağımda hissetmek, masayı hazırlamış balkonda bekliyor olduğunu hayal etmek demek.

Ana evinde baba ocağında olsaydım da, bayram sabahı kudursaydım yine sinirden.

"Anne yaa! bi rahat ver. Bayramsa bayram. Hazır iş yok, evdeyim. Bi bırak da uyuyayım. " diye homur homur homurdanarak yorganı tepeme çekseydim iyice.


Annem başucumda, " hadi ama bi gelen olacak.  Kahvaltımızı yapalım da ortalığı toparlayalım."


"Kim gelecek sabahın köründe Anne yaa! bi git başımdan uykum varr."


İnatla tepemde bekleyip;  "Ben kahvaltıyı hazırlarken sen de şuraları bi yalayıver deseydi. ( Şuraları yalayıvermek; paspas yap demektir Annemin dilinde. Hani ben onun gibi dip köşe itinayla yapmıyorum da, paspası söyle bir dolandırıveriyorum ya... İşte onun adı yerleri yalayıvermektir.)

Sinirden kıpkırmızı olmuş bir durumda yorganı tekmeleyerek hışımla kalksaydım da, Annem arkamdan kıs kıs gülseydi. " Ohh! kaldırdım ya sonunda. " der gibi. Zafer kazanmış kumandan edasıyla.

Artık yoklar... 
Kocaman özlemleri taşıyor yüreğimden. Hele de bayramlarda. :(

Annelerle, babalarla, kardeşler, dayılar, amcalar, teyze ve halalarla kısacası kocaman kalabalıklar içinde ve kahkahalarla her gününüz bayram olsun.

 BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN








26 Haziran 2014 Perşembe

GÜNAYDIN



Gece boyunca yastıkla yorganla savaşıp, sabaha karşı yorgunluktan sızıp, sabah matkap sesiyle güne merhaba demenin tahmin edilebilecek o ruh hali içindeyim.

Tam bir buçuk aydır her sabah benim beynimi delik deşik etmeyi başaran ama o evi dele dele bitiremeyen eli matkaplı işçi kardeşim; maksadın ne senin? On yüz milyon bin torba toprak çıkardın dışarı. Daha nereye kadar kazmayı düşünüyorsun? Arzın merkezine ulaşmaya falan mı çalışıyorsun..?  En 'içten duygularımla,' dünyanın tüm çiçeklerini sunmak istiyorum sana ve sana tabii ki sevgili komşum...


Uyandığımdan beri matkap sesi yok . aslkfdrfgm vcytrtogflknofd

23 Haziran 2014 Pazartesi

GEL İŞTE




Öyle bir gel ki

eş dost, konu komşu, 


çoluk çocuk

hatta dilenci

her kimsen işte...


Gel

Sen kapıyı çaldığında

kulaklarım çınlasın

ruhumda çiçekler açıp

kalbim yerinden oynasın

senin bir dünya gülüşün olsun

dünyalar benim olsun...


Gel işte

    nurten y tartaç
 

21 Haziran 2014 Cumartesi

ÖZGÜVEN



Başarılı, saygı duyulan, takdir edilen, kariyer sahibi, yüksek sosyal statüye sahip ya da fiziksel çekiciliği fazla olan kişilerin özgüvenlerinin daha yüksek olduğu  yönünde bir öngörü vardır. Genellikle de böyledir.

***


Dün bir genç kız gördüm 14-15 yaşlarındaydı. İnce düz biçimli kaşlarının altında adeta ona paralel uzanan güzel ela gözleri kirli suratında ışıldıyordu alaca karanlıkta. Arkası sıra çektiği, kocaman torba şeklindeki iki tekerlekli kağıt - mukavva toplama aracını çöpün yanına çekti. Bulduğu mukavva atıkları ayaklarının atında ezip küçülttükten sonra tıktı torbanın içine. Arabasını çekiştirerek biraz uzaklaştıktan sonra yol kenarında durdu. Yemenisini sıyırıp aldı başından. Uzun kumral saçlarını arkada toplayıp  yemenisiyle bağladı. Şalvarını belinden biraz daha aşağıya indirdi. Tişörtünün eteğini büzdürüp yanda düğüm yaptı. Türk filmlerinden bir sahneden esinlenmiş olmalıydı. Sonra arabasının kollarına geçirdi yine kollarını, biçimli dudaklarını ıslattı bir güzel ve bağıra bağıra bir türkü söylemeye başladı, arabasını ardı sıra sürüklerken. 


Yürüyüş yapıyorduk Merih'le. Yorulmuş bir banka oturmuştuk. Onu izlediğimizin farkındaydı. Başkaları da vardı yürüyen ya da oturan. Hiç aldırış etmedi. 

Sesi mi..? Güzeldi :)

Geçenlerde bir alışveriş merkezinin arkasında araba park yerine giderken rastladığım  çingene kız da beni çok şaşırtmıştı. İncecik bedenini öyle bir esnete esnete ve dimdik yürüyüşü vardı ki; değme mankenlere taş çıkartacak cinstendi doğrusu. Dönüp baka kalmıştım özgüvenine  hayranlıkla. Sadece ben mi, çevrede kim varsa dikkatlerini çekmişti.


Anlaşılan; kişinin özgüveninin yüksek olması, toplumdaki konumuyla o kadar da ilgili değil. Kendisiyle barışık ve hayata gülerek bakabilen, bulunduğu durumun farkında olan, eksikliklerini kabul eden hatta bunlarla dalga geçebilen insanlarda özgüven daha yüksek herhalde. 


Sorunlarımızı ya da eksikliklerimizi yapabildiğimiz kadarıyla gidermeye çalışmalıyız elbette ama değiştiremeyeceklerimizi gözümüzde iyice büyütüp dert etmek yerine,  kabullenmek bize kendimizi daha iyi hissettirecektir mutlaka.Ve bu da özgüvenimizi artıracak, hayatı daha kolay kılacaktır sanırım...

O halde haydi! kusurları boşverip, gülümseyelim kendimize :)