24 Nisan 2014 Perşembe

İZ BIRAKANLAR





Sevgili blog arkadaşımız Nur  "İz bırakanlar başlığı altında postlar yazacağım ve blog arkadaşlarımın kendi "iz bırakan" anılarıyla bana eşlik etmelerini rica edeceğim" demişti ilk iz bırakanlar yazısında. Maksat; hayatımızdan şöyle bir an için gelip geçivermiş ama bu kısacık zaman diliminde bizi etkilemiş, hafızamızda yer etmiş, iz bırakmış olay ya da kişilerle ilgili yaşanmışlıklarımızı kısacık hikayeler şeklinde kaleme alıp, yeniden aynı duyguları yaşamak ve paylaşmak, eskiden olduğu gibi bloglar arası dostluğu, hareketi yeniden canlandırmaktı. Yani maksat muhabbet olsundu :)

***


Yakın blog dostlarım bilirler... Alper'in üniversite yıllarında dört yıl boyunca Çanakkale'yi komşu kapısı yaptmıştım. Yılın yarısı Ankara'da yarısı Çanakkale'de geçiyordu. Ve her seferinde de mutlaka ilginç bir olay yaşıyordum :) D
emek bende vardı bir tuhaflık :P


***


Nefis bir ilkyaz akşamıydı... Evde sıkılmış, ders çalışan oğluma, "Ben yürüyüşe çıkıyorum." deyip çıkmıştım. Çanakkale'nin en çok bu yanını seviyordum. Gece de olsa tek başına çıkıp yürüyüş yapıp,bir kafede oturabilir hiçbir rahatsızlık hissetmeden eve dönebilirdiniz bir kadın olarak. Gerçi son iki yıl gözle görünür bir dönüşüm izleniyordu orada da ama yine de rahatlık ve modernlik bakımından birçok yöreden üstündü. 


İskelede bir iki tur attıktan sonra bir banka oturup sigaramı yaktım. - Bu arada yine bilen bilir, en büyük zevklerimdendi/r/ şöyle deniz kıyısında oturup dalgaların gel gitlerini ve martıları izlerken çay eşliğinde bir sigara yakmak. Ama 18 haziranda sigarayı bırakalı bir yıl olacak. Hiç sigara içmeden de keyifli zaman geçirile bileceğini keşfetmenin doyumsuz hazzını yaşıyorum. Bu çok önemli değişimimi de araya sıkıştırmadan edemeyeceğim doğrusu.-  Neyse; sigaramdan bir nefes çekmiştim ki, yanıma bir kadın geldi oturdu. 


"Tansiyonum çıktı. Ben tansiyon hastasıyım da. Su verebilir misiniz, yanınızda su varsa?"


"Yok, ama..."


Şu çocuklardan isteseniz olur mu?" dedi, yan tarafı işaret ederek. "Şu çocuklar" dediği; gündüz Gezi Direnişi  yürüyüşlerini yapmış, akşam da Truva Atı'nın etrafında yerlere serdikleri mukavvaların üstünde kimi yanındakiyle koyu bir sohbete dalmış, kimisi uzanmış dinlenen, kimisi yorgunluktan uyuyup kalmış ya da üniversitenin müzik bölümü öğrencilerinin oluşturduğu grubun gitar dinletisine tempo tutan, dönüşümlü olarak sabaha kadar nöbet tutan gençlerdi. Ve sempatiyle onların etrafını çevrelemişti halk.  Belediye ve etraftaki esnaf; gençlerin yiyecek, içecek, battaniye ihtiyaçlarını karşılıyor ve rahat etmeleri için aklınıza ne gelirse yapıyorlardı. Hatta halktan teyzeler ellerinde tepsilerle "evladım acıkmışsınızdır börek yaptım." diye geliyorlardı. Anlayacağınız Ankara, İstanbul ve diğer bazı illerimizdeki gibi polis müdahalesi olmadı Çanakkale'de. Dolayısıyla da olay çıkmadı ve kimsenin canı yanmadı. Tek üzüntü ve isyan diğer şehirlerden gelen acı haberlereydi. 


"Gençlerin suyunu harcamayalım. Ben size şu büfeden getireyim." deyip koşa koşa su alıp geldim. Kadın parmaklarının ucunu ıslatıp yüzüne sürdü ve kalan suyu ayaklarımızın dibine boşalttı. Baka kaldım. Bir yudum bile içmemişti.


 Bana döndü "Suyu döktüm kirlettim diye kızarlar mı bize? 

"Yoo! niye kızsınlar hava sıcak kurur zaten şimdi."
"Benim annem öldü." dedi pat diye. Ve sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Nasıl davranacağımı, ne yapacağımı şaşırmıştım.
"Ayy! yaa! çok üzüldüm başınız sağolsun. Ne zaman?"
"Bu sabah..."
"Nasıl yani? Bu sabah anneniz öldü, siz buradasınız..." 
"Bir yakınınız yok mu?"
"Yok."
"Peki, bu yakında mı oturuyorsunuz. Nasıl yardımcı olabilirim size..?"
"Ben güzel miyim..?"
"Nee..?"
Ay şimdi ne alaka? Kadın üzüntüden ne dediğini bilmiyor herhalde diye düşünüyorum ama renk vermemeye çalışıyorum incinmesin diye. Biliyorum ne de olsa insanın annesini kaybetmesi nasıl bir şeydir.
"Evett, çok hoşsunuz." diyorum sonunda.
"Sizden güzel miyim sizce..?"
 Burada kadının samimiyetinden şüphe duymaya başlıyorum.
"E o kadar da değil canımm. Ne münasebet, benden güzeli var mı ki bu dünyada?" demiyorum tabii ki.
"Aa elbette, farkında değil misiniz siz güzelliğinizin?"
"Ben yaşlı mı gösteriyorum?"
Haydaa...
"Yoo' gençsiniz."
"Sizden genç miyim..?"
Yook artık yaaa ...
"Aa benden gençsiniz tabii." Noolacaksa..?
"Siz benim annemi görseydiniz, Ajda Pekkan gibiydi. Ama estetik yaptırmadan önceki hali."
İçimden;" o zaman hiç de güzel değilmiş. Estetikten sonraki haliyle olsa gideri var da..."  :) diye düşünürken.
"Hıım! çok güzelmiş demek ki.." diyorum mecburen.
"Bir sigara verir misiniz?"
"Olmaz, biraz önce eliniz ayağınız titriyordu tansiyondan. Zararlı, veremem."
"Bunlar niye tantana yapıyorlar?" diye pat diye konuyu yanda gitar çalan, dinleyen gençlere yöneltti.
Tam ağzımı açacakken
"Ben ölecek miyim sizce..?"
Ayy ne biliim şimdi ben bunu..? demedim elbette.
"Allah korusun neden ölecekmişsiniz? Daha çok gençsiniz."
"Daha çok yaşarım di mi..?" 
Hoppala iyice geyiğe sarmaya başladı kadın. Konunun gidişatı beni iyiden iyiye endişelendirmeye başlamıştı ama hala durup durup hönküre hönküre ağladığı için nasıl üzmeden yanından ayrılacağımı bilemiyordum. Ama sonunda,
 "size gidebilir miyiz..?" demesiyle, 
"üzgünüm oğlum bekler, geç kaldım." deyip yerimden fırlamam bir oldu.
Eve giderkenki kalp çarpıntımı anlatmama gerek var mı bilmem..?

Hala düşünürüm; kadıncağız gerçekten annesini kaybetmiş ve bunun acısıyla ne dediğini bilmez bir durumda mıydı? Ruh sağlığı bozuk biri miydi?  Yoksa beni saf bulup bir güzel makaraya mı sarmıştı?  


n y tartaç






21 yorum:

funda öztkn dedi ki...

anne kaybi acitir yaralar ama,ya cok buyuk sokta bu kadincagiz ya da maksati gayesi baska.size gidebilirmiyiz?bende yazmak isterim zira iz birakan cok anim var

Çınar dedi ki...


Amaç bloglar arasında önceki yıllardaki samimiyeti,dostluğu tazelemek. Evet hadi sen de yaz 'İZ BIRAKAN' bir anını Funda'cım ne güzel olur. :)

Sevgiler

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Çınarım,
yani okurken çok güldüm, deme acıya gülünür mü? ama güldüm işte.
Sanırım ruh sağlığı bozuk bir bayandı, iyi kurtulmuşsun. Kalp çarpıntısı tabi olur bende korkardım bu durumda.
Demek hayatımızda neler oluyor dimi.
Devam o zaman...

Çınar dedi ki...


Nur'cum; düşündükçe ben de gülüyorum ama kadıncağızın daha hatırlayamadığım konuşmalar ve davranışları nedeniyle epeyce tırsmıştım o akşam. Merih ve çocuklara anlattığımda ise, "ohh! olsun. Herkese bu kadar güvenmemen gerektiğini anlamışsındır." dediler :(

Devaaam ... :)

Sevgiler

ali zafer sapci dedi ki...

Merhaba, izliyorum!

Çınar dedi ki...


ali zafer sapci ; selam hoşgeldiniz, teşekkürler :)

MAVİANNE dedi ki...

bence ruh sağlığı bozuk birine rast gelmişsin sen canım
korkardım ben de olsam
en iyisini yapmışsın kaçarak :)))
sevgiler
ben de yazayım o zaman nur için bir tane anı
düşünmem lazım

Asuman Yelen dedi ki...

Benzer bir şeyi bu yıl Akçay' a giderken Susurluk molasında ya
aşadım. Genç bir çocuk çayıyla tek başına oturduğum masaya oturdu. Aynı tutarsız konuşmalar, sigara istemeler, çok korkup kendimi otobüse attığımı hatırlıyorum.

Not:Bir terslik yüzünden temizliği tek başına yapmak zorunda kaldığımdan ancak dinlenebildim. Artık ben de yazabilirim yani :)
Evet aynen devam bence de...

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Kadıncağız gerçekten anne üzüntüsü yaşıyor ya da aklını yitirmiş veya
dolandırıcı olabilir. Tırsmak ta haklısınız.

Esprili mizah gücünüzü bilirdim ama bu kadarını bilmezdim:) dostlukla

Çınar dedi ki...


Bence de ruh sağlığı bozuk biriydi ama bu, annesini kaybetme acısından mı kaynaklıydı yoksa hiç alakası yok muydu, bilemiyorum tabii.

Senden de bekliyoruz o zaman iz bırakan bir anı :)

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Asuman Yelen ; Düşününce ne çok karşılaşıyoruz bu tip olaylarla...
Eskiden de mi böyleydi ve biz üstünde durmuyorduk, toplumun ruh sağlığı iyice bozuldu da sık karşılaşır mı olduk yoksa biz mi daha çok gözlemler olduk çevremizi ..?

Çok yorulmuş olmalısın, dinlen bari bir süre. Ne derler; güle güle kirlen :)

Evett devamm :)

Sevgiler

Çınar dedi ki...


Evet herşey olabilir ve sonuçta nedeni ne olursa olsun kadıncağızın davranış biçimi sağlıksız olduğunu gösteriyordu.
Ama asıl komedi benim kadının karşısındaki şaşkın tedirgin duruşumdu. Bir yanım kadına acıyor, bırakıp gitmeyi kişiliğim icabı kabul edemiyor, diğer yanım; kalk git şuradan bir an önce başına birşey gelmeden diyor. Vicdanım ve beynim arasında bocalarken, hem kadıncağızı teselliye çalışıyordum ama diğer yandan da herhangi bir durumda en kestirmeden oradan nasıl uzaklaşacağımın planlarını yapıyordum :)))

Aileye sevgi ve selamlar

Bir Dut Masalı - nUnU dedi ki...

Bloglar canlanırmı
Eski samimiyet içtenlik yeniden dirilirmi hiç sanmıyorum ama , buradan seni okumak okurken gülümseye gülümseye satırları izlemek ne güzel oldu :))))

Hepimizin hayatında var tabii böyle anlamlandıramadıklarımız ! ( ay ne uzun oldu :))

Çok sevgiler. çınar'ım
Özlemişim ne yalan :))))

Çınar dedi ki...

Bir Dut Masalı - nUnU ; seni tekrar blogumda görmek çok güzel Nunum keşke blogları canlandırmayı başarsak.

Teşekkürler canım

Sevgiler

Hamiyet Akan dedi ki...

Hayatın insanın karşısına ne çıkaracağı belli olmuyor işte.
Mutlu akşamlar sevgili Çınar :)

Kalemderi dedi ki...

İyi sabretmişsiniz, çok güzel idare etmişsiniz :) Ben bu kadar dayanamazdım herhalde. Deli misin nesin der çoktan uzaklaşırdım yanından. Çünkü, yardım istememiş bir sorunundan (iç dökme maksatlı) söz etmemiş. Siz ne yapabilirsiniz ki su istemiş vermişsiniz daha ne... Yardıma evet; ama yardım edeceğim diye insan kendini riske atmamalı. Neyse ki başınıza bir iş gelmeden sıyrılmışsınız :) Nostalji etkinliğini ben de çok seviyorum, bizzat yazarın seçkisi olan yazıları okumak çok keyifli oluyor. Hayırlı akşamlar dilerim :)

bücürükveben dedi ki...

Ya bildiğin çatlakmış ya da yeni bir tür dolandırıcı:))saf, temiz kalpli iyi niyetli insanları kandıracak, evine gidecek, sonra soyup soğana çevirecek....mümkün mü? Mümkün...iyi ki koşup evine gitmişsin...:)))
sevgiler

maviye iz süren dedi ki...

gerçekten ilginç biriymiş pek iyi niyetli gelmedi bana :)

Çınar dedi ki...

Kalemderi'm ne yapayım kuzum be "lanet olsun içimdeki insan sevgisine" :)

Orası çok kalabalıktı orada bir şey olmazdı da ben asıl eve giderken peşime düşerse, ya yakınlarda başka birisi daha varsa diye yerimden kımıldayamadım bir süre :) Oğlumun evi de üç dakika mesafede bir yerdeydi ama nasıl panikle gittiysem eve kadar kalbim duracaktı neredeyse. Şimdi anlatırken komik gibi de,o zaman çok tırstım doğrusu. Normal biri değildi belki ve gerçekten kötü şeyler yaşamıştı bilmiyorum.

Evet çok iyi düşünmüş bu etkinliği başlatmakla Sevgili Ayşe, hareket geldi bloglara :)

İyi akşamlar canım

Çınar dedi ki...


bücürükveben, bence dee her şey mümkün, iyi sıyırmışım sahiden de :) Eve kadar nasıl gittiğimi sorma :)

Sevgiler canım

Çınar dedi ki...

maviye iz süren, çok ilginç bir tipti. Büyük ihtimalle akıl sağlığı yerinde değildi. Niyetinin iyi olmadığı da kesin. Neyse başıma bir şey gelmeden atlattım ve gülümseten bir anı olarak kaldı :)

Sevgiler canım