13 Kasım 2010 Cumartesi

YABANCI - 3 -

Fatoş bütün gece yolculuk yapmış olmanın ve dün yaşadıklarının etkisiyle, yüzü solgun gözleri şiş, suratı bir karış asık girip çıkıyordu hasta odalarına.  "Ne bu halin hemşiranım, cece benle mi yattın ?"  dedi,  uzun süredir serviste yatan, hastalığının ciddiyetine rağmen kendini iyi hissettiği her an odadakileri açık saçık  hikayeleriyle kırıp geçiren, doktorlara hemşirelere, şiveli Anadolu ağzıyla takılıp kendini sevdiren  Erzurumlu Şakire Teyze.  Genç kız dudağında iğreti bir gülücük, şöyle bir baktı  hastasına, sonra serumunu bağlayıp çıktı odadan cevap vermeden.  "uyy!  bucün pek suratsız bu, şaka neyim yapılmaz" dedi  kadın dudağını bükerek.
..................


Beynine üşüşen düşüncelerle boğuşup duruyordu dünden beri Fatoş.  Bir sigara aldı paketinden, titreyen elleriyle yaktı.  Dün tanıdığı ailesini akrabalarını getirdi gözlerinin önüne. Konuşmaları giyimleri, oturup kalkmaları bile farklı bu insanlarla kendisi arasında bir yakınlık kuramadı kafasında. "Bacım" demişti ablası  ağabeyi, gözleri ışıl ışıl, içten samimi.  Belli ki  sevmeye bağırlarına basmaya hazırlardı O'nu.  Yeter miydi peki? Yalnızca sevmek yeter miydi? Aralarında paylaşabilecekleri ne vardı, ne konuşabilirlerdi mesela..?  Anlatsa erkek arkadaşını, onunla sinemaya gittiğini elele gezip tozduklarını, kulakları patlatan müzik eşliğinde diskoda dans ettiğini , anlarlar mıydı onu?  Ya Kendisi?  Bağ bahçe çapalamaktan  nasır tutan o eller, güneşten kavrulmuş kara suratlar ve o yaşam tarzı onun için bir anlam ifade ediyor muydu?   Oysa gerçek ailesi onlardı işte... Yıllarca ailesinden koparıldığı için değilmiydi duyduğu bunca kin öfke?  


Ya şimdiki ailesi..? Kendisine hep mesafeli duran annesi Aylin'le eşit görebilmişmiydi onu? Sigarasını söndürdü hırsla.  O'nu aldıklarından iki yıl sonra bir kızları olmuştu ailenin.  Oysa asla çocuğunuz olmaz demişti doktorlar.  Mucizem derdi annesi Aylin'e.  Allah ödüllendirmişti O'nu yaptığı iyilik karşılığında, öyle diyordu.   Aylin'e sarıldığı gibi hiç sarılmışmıydı annesi O'na..?  "Haksızlık ediyorum" diye düşündü...  "Beni büyüttüler okuttular her istediğimi elde ettim... ya o köyde büyüseydim..."  yüzünü buruşturdu.


Ağabeyi geçen sene arayıp bulmuştu Fatoş'u.  Oturup uzun uzun konuşmuşlardı.  Aslında  O soğuk davranmış sitem etmişti hep, ağabeyi konuşup gönlünü almaya yumuşatmaya çalışmıştı .  "Neden ben ?" diyordu Fatoş, "neden yalnızca ben, bir ben mi fazla geldim"  "Anam öldükten sonra üç bebeyle kaldı babam.  Biz daha büyüktük işe yarıyorduk tarlada bağda ama sen çok küçüktün... "  Dedi ağabeyi...  Ne kadar şanslısın demişti sonra ona.  "Babam iyi yaptı demiyorum, hiçbir şeyi doğru yapmadı o.  Ama hayatın kurtuldu bak bir mesleğin olmuş, çalışıp paranı kazanıyorsun.  Emine'yle ben köyde tarla tapan işlerine koşulduk hep.  Yoruldunuz acıktınız demedi gözümüzün yaşına bakmadı babam.  Yalnız biz mi, üvey anam da çok çekti elinden. Oysa anamın daha kırkı bile çıkmamıştı gelin getirdiğinde O'nu...  Yalnızca kendini sevdi O, başkasının hiç önemi olmadı.  Ben ilkokuldan sonra yatılı okula gidip kurtuldum iyi kötü ama  Ya Emine ?  onaltı yaşında,  birlikte büyüdüğümüz emmimin oğluna verdi o'nu.  Onyedisindeydi ilk bebesini kucağına aldığında.  Senin yaşındayken üç tane çocuğu vardı. 
....................


Mutlu mu olmalıydı asıl ait olduğu yerden koparıldığı, evlatlık verildiği için.  Aslında resmen evlatlık bile değildi. Ailem dediği insanlarla aynı soyadını bile taşımıyordu. 


DEVAMI  VAR

10 yorum:

JİVAGO dedi ki...

Öykünüzde, Fatoş'un olayı yeni öğrenmesinin getirdiği şok ve genç yaşı gözönüne alınırsa, ikilem yaşaması doğal gözükmektedir. İlerideki bölümlerde, üzerinde emeği bulunan aile ile öz ailesini dengeleyerek, her ikisini de idare edebilir görüşünü taşımama rağmen nihai kararı siz vereceksiniz.
Bayramlarda bütün dargınların barışması ve öfkelerin sona ermesinden yana gönlüm...yine de kararınızı saygıyla karşılayacağz.
Ayrıca, bu sahneleri biz blogdaşlarınıza sunumuz ve sanki sinema seyreder gibi gözümüzde canlandırışınız da takdire şayandır sevgili Çınar .

Sevgilerimle..

JİVAGO dedi ki...

Aşağıda postunuzda ki yorumlarıda okudum. Yazar olarak, kendi stilinizi oluşturup, kimseyi taklit etmemeniz de çok ayrı ve önemli bir konu...mütevazi olmayın derim, son derece akıcı ve açık bir Türkçeniz var.Bunun için zatalinize özellikle teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle biraz erken de olsa sizin, Merih bey ve oğullarınızın bayramını şimdiden kutlar, esenlikler dilerim.

Çınar dedi ki...

JİVAGO ; yazım tarzımla ilgili bu güzel sözleri ne kadar hakediyorum bilemem ama beni çok mutlu etiğini söylemeliyim:)
Çok teşekkürler

Biz de ailece ailenizin bayramını kutluyor, sevdikleriniz sevenlerinizle birlikte nice mutlu bayramlar geçirmenizi diliyoruz.

Sevgiler

haykırış dedi ki...

Sayın Çınar,
Adı Fatma olan kardeşime çocukluğundan beri Fatoş derler yazınızı okuyunca irkildim birden kardeşim Fatoş'u düşündüm ama bu hikaye, akıllı ol dedim kendi kendime...
Yaşıyormuşcasına okudum Fatoş'un hikayesini umarım öz ailesiyle olan ilişkisinde derin yaralar açılmaz. Okuyucuyu yazıya çeken yazıları hep sevmişimdir adeta yaşayarak okumak istercesine yazıya dalar giderim hep....
'Yabancı' yı okurken de daldım.
Elinize sağlık.
Sabır, özveri ve emek isteyen bu çalışmalarınızda başarılarınız daim olsun.
Ve bu bağlamda ailecek sizin ve ailenizin bayramını kutluyoruz.
Şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle..
Sonsuz saygılar sunuyoruz efendim.

WarhaWk dedi ki...

Hikayenin bu bölümünde yanıldığımı anladım Çınar Abla.Daha önceki bölüme
verdiğim örnekleme ile ilgisi yok.
Yeni bölümleri beklerken ben de
ailece bayramınızı kutlar,ulusumuza
güzel günler getirmesini dilerim.

Saygılar , Cenk

ELİF dedi ki...

Çok güzel bir kurgulama olmuş ve akıcı,devamını beklıyorum..
Bu arada çınarcım bayramını kutluyorum..

Çınar dedi ki...

Haykırış bey; kendinizi öykünün bu kadar içinde hissetmeniz yaşıyormuşçasına okumanız beni mutlu etti doğrusunu isterseniz:)

Çok teşekkürler güzel sözleriniz için.

Ailece ailenizin bayramını kutlar mutluluklar dileriz.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

WarhaWk;

Cenk'cim verdiğin örnekte çok haklısın. İki kültür arasında sıkışmış benliğini bulamamış kişiliğini oturtamamış, sonunda yanlış yollara sapmış genç sayısı hiçte az değil.

Ben de, ailenle ve sevdiklerinle birlikte mutlu nice bayramlar geçirmeni dilerim.

Sevgiler oğlum

Çınar dedi ki...

ELİF'cim; teşekkürler canım.

Ben de bayramını kutlar mutluluklar dilerim.

Sevgiler

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Nasıl kaçırmışım bu bölümü anlamadım, zaman bu kadar hızlı mı akıyor ne anlamadım!!
Çok güzel gidiyor arkadaşım, akıcılık muhteşem.
İyi geceler.
Neyse bayramını da öteki postda kutlarım:))