7 Temmuz 2010 Çarşamba

ORDAYDIM…

Korkuların üstüne gitmek gerekir bazen, korkuları yenmek onunla başedebilmek için.

Acıları üzüntüleri hafifletmenin de yolu mudur üstüne üstüne gitmek bilmem ama o hastane bahçesine gittim dün ben.

“Gitme” dedi içimden bir ses

Ayaklarım geri geri gitti. Dönmek istedim.

Ama “hayır” dedim kendi kendime gideceğim .

Otuz saniyelik bir işlem için bir saat beklemem gerekiyordu, yıllardır önünden geçerken bile başımı çevirdiğim Annemin aylarca yattığı o hastanede.

Asırlık atkestanesi çınar ve salkım söğütlerin olduğu ‘o’ kliniğin hemen önündeki hastane parkı. Annemin yattığı odanın penceresinin karşısındaki park.

Mert ve Alper’in ellerinde kuruyemiş ve meyve suyu poşetiyle gelip, Annemi “Hadi bakalım çok yattın piknik zamanı, atla mersedese” diyerek, hava alması ve biraz rahatlaması için henüz daha iyi olduğu zamanlarda tekerlekli sandalyesine oturtup getirdiğimiz ve güya piknik yaptığımız park.

Her akşam üstü serçelerin kalabalık gruplar halinde ve bir düzen içinde çeşitli yönlerden ama aynı saatte gelerek o ulu ağaçlara tüneyip kulakları sağır edercesine, binlercesinin hep bir ağızdan şakımalarını, ki nasıl ve neye göre grup oluşturduklarını ve başka başka taraflardan gelmelerine rağmen, nasıl hemen hemen aynı zamanda orda olduklarını hayret ve hayranlıkla odanın penceresinden izlediğim, o park.

Sonbaharın gelişiyle de, doyumsuz güzellikte renklere bürünen, olanca üzüntü ve acının arasında beni bir nebze rahatlatan o hastane parkı.

Dün ‘o’ parkta oturdum bir saat. Beni ne kadar rahatlattı (?) bilemiyorum ama bu kez kaçmadım. Bu da birşeydir…

20 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Haklısın korkuların üstüne gitmek gerekir ama bu bile çok yıpratıyor. Ben de inadına inadına önünden her geçişte annemin yattığı hastanede 3.kattaki penceresine bakıyorum. Ayrıca benim kaçabilme şansım da yok, İbni Sina hep yolumun üstü, hem hastanenin ne suçu var değil mi?
Söylenecek tek şey var: zor, çok zor. Alıştığım sandığın bir anda üzerine kapattığın taşın arasından bir çatlak bulup sızıveriyor acılar. Bununla yaşamak öğrenilecek ve kalanların sağlığı için dua edilecek, başka yolu yok.
Öpüyorum canım...

sufi dedi ki...

Çınarım acı veren anılarımızın üstüne üstüne gitmemizin bir şeyleri başarmanın mutluluğunu bize bahşedeceğine eminim de.Ben de annemi Babamı karşı kıyıda uğurladım özüne, bir saatliğine bile oralara gitmek gelmiyor içimden.İzmir'den Karşıyaka'ya uzaktan bakarak yetiniyorum.Tebrik ederim seni sen başaranlardan olmuşsun canım, sevgilerimle.

Mavi Balon dedi ki...

Bazen acıda olsa anıların yaşandığı yerleri dolaşmanın gerektiğine inanırım. Gidilmediği zaman yaşanan acının inanıyorum ki gidildiğinde yerini bambaşka bişeye aldığını düşünürüm. ne iyi etmişsin gitmekle...

guguk kuşu dedi ki...

Ben de sufim gibi gitmek istemiyorum oralara, bir el boğazıma yapışıyor sanki. mecburen babamı kaybettiğim hastanenin kliniğin önünden geçerken içim yırtıldı sandım. sanki bir el çıktı o klinikten, yapıştı yüreğime, canıma, ruhuma, ben yürüdükçe bırakmadı beni. ben yürüdükçe yırtıldı içim sanki. anladımki, bir parçam orda kalmış.

hepsusluydum dedi ki...

Bence sizi orada hissetmiştir ve çok mutludur.Bu yüzdendir rahatlamanız.Üzülmeyin olur mu?Kocaman sevgiler size Çınarcığım..Zehr@

sünter dedi ki...

Dün buraya bir seyler yazdim... sonra olmadi, yazdiklarim yetmedi hissettiklerimi anlatmaya...
sildim bende.
Sustum sadece....
Anladim yasadiklarini, hemde iliklerime kadar anladim....
onun icin sadece sustum, basimi hafifce sallayarak sanki yaninda oturdum...

Seni kocamaan öpüyorum ve hayirli kandiller diliyorum tüm ailene. Hem yanindakilere hemde artik erisilmez olanlara.

HADİYE dedi ki...

Canım,

Yazını okurken bende "O" bahçedeydim. O ulu ağaçların altından geçmiştik birlikte. Bir mola vermiştik oturmuştuk bir bankta. Sonra Hatice teyzenin yattığı pencereden bakıp çam ağacına yuva yapan kumruların resimlerini çekmiştik .............
Tüm bu anılar yaşanmışlığın simgesi.Bizi ezen eriten yok eden sonra bambaşka biri olarak yeniden var eden.

Kandilin Müberek olsun.

Sevgiler*

Çınar dedi ki...

Leylak Dalı'm; Acı aynı acı. Bir zerre az ya da çok değil. Belki katlanmak için seçilen yollar farklı. Beynin, yaşanlar karşısında kendini korumaya alış biçimi farklı belki de olayların bizdeki farklı yansıması. Kimimiz kaçıyor bilinçaltına itiyoruz yüreğimizi yakan şeyi kimimiz üstüne üstüne gidiyoruz. Ama sonuç aynı; delip te geçiyor:((

Ve çok haklısın bununla yaşanacak başka yolu yok kalanların sağlığı için duadan başka.

Kandilin kutlu olsun canım

Sevgiler

Çınar dedi ki...

sufi'm; bir yanı hep eksik kalıyor demek ki insanın anneden babadan sonra. Hani derler ya "analı kuzu kınalı kuzu" diye. Öyleymiş hem de kaç yaşında olunursa olunsun çocukmuş hep anası olan. Şimdi anlıyorum Annemin yatalak Anneannemin 85 yaşında ölünce 'sensiz ne yapacağım' dediğinde ne demek istediğini.

Başardım mı dersin Sufi'm ? Çok zayıf hissediyorum ben kendimi bu konuda. İlk defa kendimle savaşarak inatla gittim o parka. Ve inan hiç abartmıyorum; Annem karşı kanapede çok yorulmuş dizimde yatıyordu sanki yıllar önceki gibi. Diğer tarafa baktığımda tekerlekli sandalyede oturmuş oğullarımın anlattığı fıkralara ya da onu neşelendirmek için yaptıkları muzipliklere gülüyordu halsiz, yarım ağızla kendini zorlayarak.

Allah rahmet eylesin senin de anne ve babacığına canım. Geride kalanlara Allah sağlık ve uzun ömürler versin.

Kandilin kutlu olsun

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Mavi Balon'um çok haklısın canım eninde sonunda yüzleşmemiz gerekiyor yaşadıklarımızla. Teşekkürler canım

Annene babana uzun sağlıklı ömürler dilerim.

Kandilin kutlu olsun

Sevgiler

Çınar dedi ki...

guguk kuşu'm; Leylak Dalı'ma dediğim gibi; acı aynı acı. Herkes kaybettiği yakınıyla birlikte bir parçası eksilmiş yaşıyor ömrünün geri kalanında demek ki. Bu doğanın kanunu ve ne kadar zor olsa da biz bu eksikle yaşamak zorundayız. Allah beterinden saklasın...

Annem hastanede yatarken bir gün; yan odada yatan iki metre boyunda 25 yaşındaki Gürsan'ın babasıyla sohbet ediyorduk o parkta. Dedi ki; " Biliyor musunuz? Size imreniyorum. Sizin yerinizde olmak için neler vermezdim. Keşke annemin refakatçisi olarak bulunsaydım burda" gözlerim dolunca, "beni yanlış anlamadınız umarım" demişti. Hiç yanlış anlamamıştım. Ne demek istediğini gayet iyi anlamıştım. Gencecik yakışıklı üniversiteyi yeni bitirmiş oğlunun başında gün sayıyordu anne-baba. Yanıbaşımda yaşanan kıyas kabul etmez acının
farkındaydım elbette. Allah hiçbir acıyla kıyaslanması mümkün olmayan bu acıyı yaşayanlara, evladını kaybedenlere sonsuz sabır ve dayanma gücü versin.

Babacığına Allah rahmet eylesin

Kandilin kutlu olsun canım

Sevgiler

Çınar dedi ki...

hepsusluydum; uzaklarda ve yüzünü hiç görmediğim ve çok değer verdiğim siz dostlarımın varlığı beni çok mutlu ediyor. Desteğine teşekkürler canım. İyi ki varsınız ve ben sizleri tanımışım iyi ki.

Kandilin kutlu olsun

Sevgiler

Çınar dedi ki...

sünter'im, sen yanımda ol ben başımı dayayayım dost omuzuna yeter. Hiçbir şey söyleme canım.

Allah Anneciğine uzun ve sağlıklı ömür versin.

Kandilin kutlu olsun

Sevgiler

(Uygun olduğunda beni arayabilir mısın?)

Çınar dedi ki...

HADİYE'cim; hatırlıyorum canım. Ve biliyor musun o kumru fotoğrafı silindi.:( Nedenini bilmiyorum. Sende duruyorsa bana yollar mısın?

Anneni daha küçücükken kaybettiğin için senin yanında 'mızırdanmanın' sana haksızlık olduğunu düşünüyorum ama inan ki zamanı hiç önemli değil. Anne acısı hep aynı:(

Annene babana Allah rahmet eylesin canım

Kandilin kutlu olsun

Tüm aileye sevgiler

JİVAGO dedi ki...

Sevgili Çınar Hanım , öncelikle Regaip Kandili'mizin tüm İslam alemine, Vatanımıza ve ailenize mübarek olmasını dilerim.

Bu postunuz fazlaca iç burkucu ve düşündürücü. Gönlünüze sağlık. Ancak düşen bir uçağın sağ kurtulmuş pilotuna, komutanları hiç beklemeden tekrar uçuş emri verdiğini düşünürsek, korkuların üstüne gidilerek onlardan kurtulacağımız sonucuna ulaşmamız mümkün.İyi ki varsınız ve unutulan değerleri gençlerimize hr fırsatta öğretiyorsunuz. Bu satırlarımı laf olsun diye yazmıyorum, gerçek duygu ve düşüncelerimdir.
Tüm ailenize sevgi ve saygılarımla

EBRULİ dedi ki...

Hüzünlendim..Korkuların üzerine gitmek ne kadar faydalı ne kadar değil kişiye göre değişiyor bence.Duygu dolu yazını tam da kandil günü okumak kısmet oldu..Bir başka etkilendim..
Hayırlı Kandiller dilerim.Dualarımız,hayırlıysa kabul olsun..sevgilerimle.

Çınar dedi ki...

Aslan Bey ve Melis'in bloglarına giremiyorum, bu benimle ilgili bir sorun mu acaba ..?

Çınar dedi ki...

JİVAGO; sizin de kandiliniz mübarek olsun.

Ne kadar başarılı olunur bilmiyorum ama verdiğiniz örnekte de olduğu gibi korkularımızın ya da acılarımızın üstüne gitmek üstünü kapatmaktan, bilinçaltına itmekten ki, bu durumda en olmadık bir zamanda en beklenmedik bir şiddette açığa çıkacaktır mutlaka, daha iyidir sanırım.

Çok teşekkür ederim sevgili Jivago beni onurlandırdı güzel sözleriniz. Eğer bir tek gence örnek olacaksa, yaşanmışlıklardan yola çıkarak yazdığım, yazdığımız tek bir kelime, bunun için herşeye değer.

Sevgiler tüm aileye

Çınar dedi ki...

EBRULİ'm; canım benim sizleri hüzünlendirdiğim için üzgünüm. Haklısın insanların, acıları aynı da olsa bunu taşıyabilmek için takındıkları tavır, duruş biçimi çok farklı. Ruh yapısı ve kişilik özelliklerine göre de değişiyor belki acılara karşı koyuş biçimi.

Kandilin kutlu olsun

Sevgiler

Zeugma dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.