10 Temmuz 2010 Cumartesi

MAZİYE BİR BAKIVER…

 

Yaşam boyunca, çok önemli olduğunu düşündüğümüz anlarımız anılarımız olmuştur ama gelmiş  geçmiştir.  Ancak konusu geçtiğinde, kimi zaman gülerek kimi zaman buruk bir hüzünle hatırlarız ayrıntılarını, bize yaşattığı acı tatlı duyguları...

 

Oysa bazı şeyler  vardır ki anılarımızda, bütün hayatımızda özel bir yer edinmişlerdir hiç unutulmazlar.  Küçücük ayrıntılardır çoğu zaman bize geçmişi hatırlatan.  Bir koku  bir renk bazen hafiften esen rüzgarın uğultusu, bir ses bazen.  Neden bu kadar önemli olmuştur  bizim için bu minicik ayrıntılar..?

 

Bir renktir bu bazen, maziden süzülüp gelen ansızın,  sizi de peşinden maziye sürükleyen… Bir araba geçer yanınızdan mesela, kırmızı kıpkırmızı  ama farklı diğerlerinden tonu.   Tam rugan pabuçlarınızın renginde …   O rengi gördüğünüzde, yine aynı ana dönersiniz geçmişinizde, çocukluğunuza.  Hani  sanki, biri alıp götürüverecekmiş gibi yastığınızın üstüne koyup uyuduğunuz,  kırmızı rugan pabuclarınız vardı.  Bayram sabahı daha gözlerinizi açmadan ayaklarınıza geçirdiğiniz yürürken gözlerinizi ondan alamadığınız, gırç gırç eden sesini duymak için evin içinde dört döndüğünüz ‘o’ rugan pabuçlarınız... 

 

Bazen bir koku, öyle bir özelliği falan da yoktur üstelik, belki de ucuz bir parfüm kokusudur ama farklıdır sizin için çok farklı. Zaman zaman o koku gelir burnunuza maziyi aralayıp.  Vee 6-7 yaşlarında saçları iki yanda kurdeleyle bağlanmış annesinin yüksek kalem topuklu ayakkabılarını ayağına giymiş yürümeye çalışan, elinde el yapımı süslü bez bebeği ile oynayan küçük kız oluverirsiniz birden.  Sizden daha büyük bir kız kapıp kaçmıştır bebeğinizi.  İşte tüm hayatınız boyunca her ‘o’ kokuyu duyduğunuzda ya da öyle hissettiğinizde, üstüne parfüm boca edilmiş bebeğiniz gelir gözlerinizin önüne ve her hatırladığınızda hala kızarsınız sizden onu çaldılar diye…

 

Daha neler neler; ne zaman şarkıları rüzgarın uğultusuna karışmış bir kavaklıkta olsam,  bir fırtına sonrası kırılıp yan yatmış kavak ağacına ata biner gibi bineceğim diye tüm ikazlara rağmen içeri girmeyip yağmurda sırıl sıklam olduğum için annemi çileden çıkardığım günü hatırladığım gibi.

 

Her sönmüş piknik ateşi gördüğümde;  çok sevdiğim oynamaya kıyamadığım bembeyaz taş bebeğimi, kuzenim ise bulayıp kapkara yaptığı için onunla küstüğümü hatırladığım gibi.

 

Geçmişin sisli anıları arasında kaybolup gitmeyen, her, aynı koku aynı renk ya da  benzer manzarayla karşılaştığımızda hemen yanıbaşımızda bitiveren hep tazecik kalan eskimeyen anılarımızdır onlar ve biz varoldukça capcanlı kalacaklardır…

10 yorum:

LODOSCU dedi ki...

Bazı anılarımız neredeyse birebir aynı:) annemin bayram için ablamla bir örnek aldığı çiçekli rugan pabuçlarım..Çalınan pembe peluş bebeğim ve hatırladıkça hala kanın beynime çıkışı:))

Bayılıyorum senin bu tatlı anlatım diline.

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Ne güzel anlatmışsın Çınarcığım. Ne zaman nerede belli olmuyor,ansızın çıkıveriyor anılar bir bir.Kimi hüzünlü,kimi neşeli...Sahip olduğumuz en değerli yitik zamanlar demeti!

Sevgilerle!

WarhaWk dedi ki...

Merhaba Çınar Abla,

İnsan çocukluğundan hiçbir zaman tam
kopamıyor.Dediğiniz gibi o sisli anı
ve olaylar her zaman aklımızın bir
köşeşinde.

Çok edebi,güzel ve akıcı bir dille
yazmışsınız.Gönlünüze sağlık.

Sevgiler , Saygılar
Cenk

Çınar dedi ki...

LODOSCU'm; bir çoğumuzun anılarımızı süsleyen bir rugan pabucu olmuş demek :) ve elimizden çalınan bebeğimiz aynı kötü izi bırakmış minicik yüreğimizde. Elimize geçirsek yılların birikimini bir çırpıda çıkarıvereceğiz gibi ondan:))

Teşekkürler canım

Sevgiler

Çınar dedi ki...

ÇOBAN YILDIZI'm; teşekkür ederim canım benim.

Biriken geçmişimiz, duygularımızı kişiliğimizi ve belki bütünüyle bizi biz yapan anılarımız sahip olduğumuz en değerli 'yitik zamanlarımız' haklısın.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Merhaba Cenk'cim; Nasıl gidiyor askerlik? Sayfan yoruma açık olmadığı için birşey yazamıyorum. Sanırım az kaldı değil mi?

Senin ve senin yaşındakilerin anıları pırıl pırıldır. Sislenmesi tozlanması için daha çook yıllar geçmeli üstünden.:)) Şaka şaka sana göre de senin anıların sisler arasında tabii ki:)

Teşekkürler canım oğlum

Sevgiler

ayşegül dedi ki...

off yaa cok ama cok sekersın ablacık.
bodrum ınternet cafeden meyyabbaa..)
se-vı-yo-rum!!

Çınar dedi ki...

ayşegül'üm; nasılsın canımm? sen de çok şekersinn

Ben de seni seviyorum

Öptüm

birdutmasali dedi ki...

İyiki ANI KUMBARAMIZda biriktirmişiz edinilmişliklerimizi,
yoksa bizi biz yapan bu birikimler değilmiydi ?

Çınar dedi ki...

birdutmasali'm; tabii ki canım, bizi biz yapan kimi zaman üzülüp kimi zaman mutlu olduğumuz yaşanmışlıklarımız, birikimlerimizdir.

Sevgiler