14 Haziran 2010 Pazartesi

HASAN ÖĞRETMEN ( 4. Bölüm )



Ali kısa bir süre önce almıştı hurdaya dönmüş bu minibüsü.  Köyden sabah erken saatte kasabaya müşteri taşıyor, akşam üzeri  geri dönüyordu. Bu tek sefer bile daha önce binbir zahmetle yapılan kasabayla köy arasındaki ulaşıma çok kolaylık sağlamıştı… Minibüsün içinde köylüler ellerinde yükleri ile yerlerini almış bekliyorlardı.Uzunca bir uğraştan sonra çalıştı minibüs ve  kasabayı köye bağlayan toprak yolda, her çukura girişte pencereler kırıldı kırılacak, koltuklar  yerinden çıktı çıkacak gıcırdayarak sağa sola yalpalayarak başladı köye doğru yolculuğa…

 Ali köydeki en iyi dostuydu Hasan’ın. Köye geldiği ilk günlerde okulun tamirine yardım etmeleri için gençleri toplamış, kendisi de canla başla çalışarak hep birlikte bir harabeyi okul haline getirmişlerdi. Sonraları,"Biz de köyümüze öğretmen geldi diye sevindiydik… Bizim çocuklarımızı amele gibi kullandı…  Bu bizim çocuklarımıza okuma yazma mı öğretecek yani? Bu ne biçim öğretmen böyle..? gibi dedikodular kulağına çalındığında çok üzülmüş, çok kızmıştı. Köyün kahvesine köylüleri toplamış ve ilk geldiğinde, görevini yapabilecek durumda  bir okul olmadığını, okulun tamir işini tek başına yapamayacağına göre elbette onların ve çocuklarının yardım etmesi gerektiğini, kendisine teşekkür etmeleri gerekirken, böyle dedikodu çıkarılmasının onu çok üzdüğünü söylemiş, sonra da köylülerle arasına mesafe koymuştu. Bu olayda Ali ona çok yardımcı olmuştu. Muhtarı da yanına alarak tek tek köylülerle konuşmuşlar ve sonunda  köylüler gelip Hasan’dan özür dilemişlerdi.


Hasan sürücü koltuğunun yanındaki koltukta oturmuş, gözü, önünde uzayıp giden yolda ama  aklı dikkat çekmeden konuya nasıl gireceğindeydi… 


Hafifçe boğazını temizledi, yutkundu ve "Biraz önce sana mektup veren kız..." dedi. Gözü hala yolda, manzarayı kaçırmak istemiyormuş, o değilden laf olsun diye sormuş gibi davranarak…

"Kim..?" dedi Ali. Halime’yi çoktan unutmuştu."Ha! Halime’mi? Babası bizim köylü. Arkadaşı var köyde. Mektubu ona yolluyor.  Hani okulun yanındaki ev… Kardeşi senin öğrencin Selim."


"Gelirken kayıkla geçtim ırmağı. Sen erken gitmişsin kasabaya, yetişemedim." dedi Hasan, sorduğu sorunun ne kadar önemsiz olduğunu kanıtlamak istercesine konuyu değiştirerek… Ama yazmıştı aklına, gönlüne. Halime’ydi adı… Halime… 


Köy çeşmesinin yanındaki meydanda indiler minibüsten. Hasan vedalaştı arkadaşıyla ve tam arkasını dönüp gidecekken tekrar döndü. "Ali! Senin elinde yükün var. Ver bana şu mektubu ben vereyim istersen. Nasıl olsa okulun yanında evleri. Sen bu tarafa yorulma." dedi gözlerini kaçırarak...


"Aman ne iyi olur... Çok yoruldum kasabada."  Zarfı minibüsten alıp Hasan’a uzattı Ali teşekkür ederek…


Heyecanla uzaklaştı Hasan elinde sevdiğinin mektubuyla.  Doğruca okula gidip, evi olarak kullandığı odaya girdi. Özenle açtı mektubu. Bir fotoğraf düştü içinden. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi oldu  Halime’nin kendine gülümseyen fotoğrafını görünce. Mektubu Ali'den alırken amacı sadece O'nu biraz tanımak, O'ndan izler taşıyan satırları okuyup, O'nunla ilgili bir fikir edinmekti. Gayet masumane ..! Sonra tekrar kapatıp sahibine ulaştıracaktı. Hiç bir kötü niyeti yoktu..! Gözleri sevdiği kızın gözlerinde, yüreği pır pır, dakikalarca elindeki fotoğrafla kalakaldı olduğu yerde. Bir yanı yapmayı düşündüğü şeyin çirkinliğiyle eziliyor, "hayır" diyordu "yapma! Hiç yakışır mı sana..?" diğer yanı, bir merhabayı esirgeyen bu kıza ulaşmanın yollarını araştırırken, fotoğrafını elde etmenin zaferiyle coşuyordu. Mektubu özenle aynı kat yerlerinden katladı, zarfa koyup tekrar yapıştırdı. Gençliği ve akan deli kanının coşkusu galip gelmişti... Fotoğrafı duvardaki aynanın kenarına iliştirdi her an görebilmek için.


***


Halime’nin abileri ve babası çok karşı çıktı bu evliliğe ama iki gönüle aynı sevda ateşi düşmüştü bir kez. Gözlerle sözleşmiş, gözlerle and içmişlerdi birbirlerinin olmaya. Zordu ayırmak onları...


***


Birgün aldı annesini karşısına Halime “Bak Anne” dedi  “konuş babamlarla. Olacak bu iş. Yoksa intihar ederim… Atarım kendimi balkondan aşağıya”  “Hangi balkondan atacaksın kız..?” dedi annesi önce şaşkın şaşkın. Sonra bastı kahkahayı, kızının eliyle işaret ettiği beş altı  basamakla bahçeye inilen balkonu gösterdiği görünce. 


Yıllar sonra gülerek anlatmıştı Halime bu konuşmayı torunlarına “Ne yapayım baktım nuh diyorlar peygamber demiyorlar, kimbilir okuduğum hangi romandan aklımda kaldıysa - ki eline geçen her kitabı okurdu Halime çocukluğundan beri - balkondan atlayarak intihar etmek.  Bizim oralarda da yok ki öyle yüksek bir yer.  Deyiverdim işte...”  Aile arasında yıllarca şaka konusu olmuştu bu olay. Torunları Anneannelerini her canı sıkkın, sinirli gördüklerinde “Ne o Anneanne balkondan atlayacakmış gibisin” diye takılırlardı yaşlı kadına.


***


Sonunda evlendi iki sevdalı genç. Bir sandık dolusu çeyiz ve birkaç parça eşyayla. İçini sevgiyle donatıp, mutlulukla doldurdukları minicik bir ev kurdular kendilerine…


DEVAMI  VAR



n y tartaç

18 yorum:

Sittirella dedi ki...

Harika gidiyor :)
Ama dikkatimi çeken birşey var.
Bu cümleler, bu anlatım hiç te amatörce değil.
Nedir bu işin aslı, püf noktası Çınar ablam?
Yoksa bilmediğim, okumadığım, kaçırdığım birşeyler mi vardı daha önceden söylediğin?
Neyse, 5. bölümü bekliyorum :)
Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Eskiden gazetelerde roman tefrikaları olurdu. Her gün bir bölüm yayınlanırdı, biz de merakla ertesi günkü gazeteyi beklerdik.
Yazılarında o eski tadı bulmak çok güzel.

Aynı sabırsızlıkla bekliyorum...

Çınar dedi ki...

Sittirella'm; çok teşekkürler canım ama bir püf noktası yok. Amatörce içimdekileri yazıyorum işte. Yansıtabiliyorsam ne mutlu bana. Beğendiğine çok sevindim:)


Sevgiler

Çınar dedi ki...

aysema'm; gazete ve mecmualardaki tefrikaların ertesi günkü bölümünü bekleme heyecanını hatırlıyorum:)

Çok teşekkürler canım

Sevgiler

ramazan dedi ki...

Roman tadında bir öykü. Gönlünüze sağlık.

JİVAGO dedi ki...

Bütün ihtişamı ile öykümüz devam ediyor Sevgili Çınar. Bütün yapımcılar hazır,sonunu bekliyoruz.:)

Bloğuma kadar gelip, ödülü kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Bütün aileye selam ve dostlukla..

Çınar dedi ki...

Ramazan Bey; çok teşekkürler

Sevgiler

Çınar dedi ki...

JİVAGO; teşekkürler:))

Ödül için ben teşekkür ederim. Ne güzel, uluslararası bir ödülüm var artık:)

Sevgiler

sünter dedi ki...

Hasan ögretmeni buradan kiniyoruuuum
bu biiir:))

Baskalarinin mektubu acilmaz

Bu ikiiii:)

Ben olsammmm aynisini yapardim

Bu üüüüc:)

Sen kesinlikle roman yazarisin bizden sakliyorsun
seni de kiniyorum

bu da dööööört:))

Sayfana gelince önce bir afalladim ama sevdim yeni dekorunu. Güzel olmus. Ucusan kelebekler falan insana nese katiyor.

Öpüyoru cinarim.

Çınar dedi ki...

sünter'im canım, hangimiz yanlış olduğunu bildiğimiz halde duygularımıza yenilip hatalar yapmadık ki. Ayrıcaaa yapılan yanlış aşk için olsun.:)) Birgün karşılaşırsak o resimle neler yapılmış anlatırım ben sana. Sadece alıp aynaya iliştirilmemiş. Çok hayırlı işlere vesile olmuş:))) Hatırlat e mi:)

Çok teşekkürler canım benim

Zeugma dedi ki...

Ben de çok şaşırdım Çınarcığım..
Neden mektubu açmış ki?
Sebebi ne olursa olsun yapmamalıydı, yakıştıramadım..

Halime Hasan'la mı evlendi ki?
Oraya bilerek kocaman bir boşluk koymuşsun. Sonradan yazacaksın bence.
En heyecanlı bölüm buydu..
Gerçekten şahane yazıyorsun.
Devamını merakla bekliyorum..
Eline sağlık sevgili Çınarcığım...

ayşegül dedi ki...

Off yaa cok ama cok guzel yazıosn Cınar ablacım buuu bıır,

senı cok ama cok sevıorum bu da ıkııı

:)))

Sevgılerrr .. bu da uuuuc :Pp

Çınar dedi ki...

Zeugma'm; Hasan henüz 22 yaşında genç bir delikanlı. Aşık ve aşkına karşılık alamamış henüz. O yaşlarda kim yapmamıştır ufak tefek yanlışlar üstelik sevgiliye ulaşmanın şimdiki gibi kolay olmadı yıllar o yıllar (1954)

Son faragrafta yazmıştım evlendiklerini:)

Güzel sözlerine çok teşekkürler canım.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

ayşegül'üm; sen de çok tatlısın bunu biliosun di mii:)))

Ben de seni seviyorum canım:))

Öptüm

LODOSCU dedi ki...

Bu akşam bir defada okuduğum ikinci tefrika..Ben (geç de olsa) okumaktan büyük keyif aldığım hikayelerinin müdavimlerinden biriyim. Varsa basılmış bir kitabın bilmek isterim:)

Çınar dedi ki...

Lodoscum, hikayelerimi takip ediyor olmandan büyük mutluluk duydum.

Birgün, umarım birgün bir kitabım basılırsa söz veriyorum ilk haber verdiklerimden olacaksın.:) ( çok uzun ve çok emek isteyen bir süreç olduğunu sanıyorum bir kitap yazmanın. Ben sadece keyif alarak karalama yapıyorum)

Siz arkadaşlarımın incelikten de olsa beğendiğinizi söylemenizse beni çok mutlu ediyor.

Sevgiler

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Şeker tadında Çınar'cım:)))

Çınar dedi ki...

Nur'um; tatlı dilin şeker yesin, canım benim:))

Sevgiler