22 Nisan 2010 Perşembe

Bir Kadın ( 6 )



image

  Hiç konuşmadı yol boyunca iki kadın. Eve geldiklerinde Hürü işe koyulmadan önce hep yaptığı gibi uzun eteğinin ucunu toplayıp beline soktu ve  yere, ocağın önüne  oturdu. Büyücek odanın baş köşesinde şimdiki şöminelere benzeyen, içinde hem yemek yapmak, hem ısınmak için ateş yakılan ocaktaki kapkara sacın üstüne, yine dışı ateşin isinden kapkara olmuş bakır tencereyi koydu. Kızının tepsiyle yanına getirdiği, pişireceği yemeğin malzemelerini sırayla soyup doğrayarak tencereye koydu. Sönmekte olan ateşi eline aldığı demir çubukla deşeledi önce. Birkaç kuru ağaç dalıyla ateşi canlandırdıktan sonra ocağın yanındaki tekerlek  biçiminde şekillendirilmiş tezeklerden birini aldı. (Hayvan dışkısının samanla karıştırılıp kurutulmasıyla elde edilen doğal yakıt.) Dizinden güç alarak küçük parçalara ayırıp ocağa atarak ateşin iyice   harlanmasını sağladı.


image

( tezek yapımı )

Hürü etrafa minik kıvılcımlar saçarak çıtır çıtır yanan ateşin alevlerini izledi oturduğu yerden boş gözlerle. Loş odada yüzünde ışıltılı gölgeler oluşturarak kıpırdaşan  alevler, sanki öfkeli gözlerinden saçılıyormuşçasına ürkütücü geldi kumasına. Eline aldığı tahta kaşıkla tencerede pişmekte olan yemeği karıştırdı Hürü. Suratı sıcaktan kıpkırmızı oluca ocaktan biraz daha uzaklaşıp yine aynı şekilde oturmaya devam etti. Ağzını bıçak açmıyordu… Kuması ise ne düşündüğünü, akşam kocası gelince olanları anlatıp anlatmayacağını anlamak için etrafında dolanıp duruyordu ama nafile. Öyle ya da böyle hiç ifade yoktu yüzünde Hürü’nün...   

Neredeyse akşam olmak üzereydi. "Ne zaman gidiyorsunuz?" dedi aniden, tıslar gibi bir sesle ve yüzü yine ateşe dönük.
 "Ne..?" dedi kuması, saatlerdir  ağzından iyi ya da kötü tek kelime alamadığı Hürü’nün tam olarak ne dediğini anlamaya çalışarak. 
"Kaçacağız demedin mi?"
 Sonunu kestiremediği bu konuşmadan kaygılı ama aynı zamanda artık Hürü’nün kendisiyle konuşmaya karar vermiş olmasından duyduğu rahatlamayla bir çırpıda, "Yarın akşam." dedi. Derin bir nefes aldı… "Ahmet’in Ankara’da bir askerlik arkadaşı varmış. Ev ayarlamış bize. Çalıştığı yerde de iş…"
 Dudağının kenarında alaycı bir gülümseme belirdi Hürü’nün. "Her şey de hazır öyle mi?"
 "Öyle ablam... Hazır…"  

***
Akşam kocası eve geldiğinde, "Anam haber salmış çocukları çok özledim diye. Bizi kasabaya götürsen, bir iki gün kalsak…" dedi kocasına. Uzun süredir hiç olmadığı kadar sevecen, yumuşak bir ses tonuyla. Geri döndüğünden beri sürekli surat asan, homur homur homurdanan, yanına yaklaşamadığı Hürü’nün bu isteğini geri çevirmek işine gelmedi kocasının. İnadını bilirdi. Tam yumuşamışken kocasının onu tekrar küstürmek istemeyeceğini de Hürü iyi biliyordu. 
"Bu ne olacak? Yalnız kalamaz."  dedi adam başıyla genç kadını işaret ederek… Durup dururken Hürü’nün neden kasabaya gitmek istediğini anlayan kuması minnet dolu gözlerle baktı O’na.  
"Anam kalır benim yanımda... Siz gidin..."  diye atıldı heyecandan kalbi ağzında atarak... 

***
Kasabaya geldiklerinin ikinci günü erkek kardeşlerini karşısına aldı Hürü ve artık kocasıyla yaşayamayacağını, köye dönmemeye kesin kararlı olduğunu, eğer ona destek olmazlarsa dört çocuğunu da alıp buralardan çekip gideceğini, izini kaybettireceğini söyledi.
 Dimdik ayakta kalıp çocuklarına kendisinin bakabileceğine, köyde çocuklarını okutma şansının bile olmadığına, oysa okumalarını ne kadar çok istediğine ikna etti onları. Geçen sefer kocasını terk ettiğinde olmamıştı, başaramamıştı. Ama şimdi çok daha güçlü ve tüm zorluklara karşı durmaya hazırlıklıydı. Yapabilirdi...  Aksini  düşünmüyordu bile artık…

" Şu sünepe bile neleri göze aldı sevdiğine kavuşmak için. Ben neden başaramayacak mışım? " diye düşündü kendi kendine. Omuzlarını dikleştirdi, "Hadi çocuklar uyku vakti, yatağa..." dedi. 

Büyük kızı gülümseyen Annesinin huzurlu yüzüne baktı. Nasıl da güzel oluyordu Annesi gülerken...

 ***
Önce biraz tatlı dille, sonra biraz tehdit ve o da olmayınca birazcık da zor kullanarak gönderdiler köye Hürü’nün  kocasını. Tek başına… 
Adam köyün girişinde almıştı diğer  karısının da başka bir erkekle kaçtığı haberini…

SON

nurten y taraç

22.04.2010

30 yorum:

nalan dedi ki...

oh!
kapak olsun.

Çınar dedi ki...

nalan'cım;:))))

Sevgiler

Zeugma dedi ki...

Kumada nasıl olsa nikah da yoktur, farketmez..
Böylece kocası Hürü'ye kaldı,kuması sevdiğine kaçtı.
Belki bundan sonra kıymeti bilinir Hürü'nün kim bilir.Yani inşallah öyle olmuştur.Ne de olsa severek kaçmış daha 13'ünde o adama.
Yine de o zihniyette bir adamdan hayır çıkmasa da eskisinden iyi olur rahatları :)
Eline sağlık Çınarcım..
Çok güzeldi, yumuşacık anlattın o harika cümlelerinle..
Başka öykülerini de bekleyeceğim..

Sevgilerimle...

Çınar dedi ki...

Zeugma'm; :) Kocası Hürü'ye kalsaydı iyi mi oludu bilemeyeceğim çünkü Hürü kasabada kaldı. Kocasıyla köye dönmedi. Bkz. son iki parağraf :)))

Teşekkürler canım benim.

Sevgiler

Zeugma dedi ki...

İşe bak yaa...
Son paragrafı okumuştum.
Meraktan oraya takılmıştı gözüm karısının kaçtığını öğrendi diye.Ve sadece onun üstündeki paragrafı atlayıp geri dönmeyi unutmuşum :(
En önemli yerini hem de..
Eee.biliyorsun bende en sonunda ne oldu diye merak hastalığı var.
Bir de kafam çok yorgundu, ondan ....

Ohh..Yani adam kendi başına mı kaldı??
Kalmaz kalmaz..Yine bulur kendisine öylesi.Hem 2 tane daha bulur da kuma eder birbirlerine...
Neyse umarım akıllanmıştır artık..

Teşekkürler açıklama için Çınarcım...
İyi akşamlar..Sevgiler...

Çınar dedi ki...

Zeugma'm canım benim, açıklama yapmana gerek yok ki. Ben senin ne kadar dikkatli olduğunu biliyorum. sadece "Bkz. son iki parağraf :)))" diye takıldım şakadan:)

Aaa Vallahi bildinn. Hürü ve kumasından sonra adam iki kadınla daha evlenmiş, tabii hepsi imam nikahlı, resmi nikah falan yok.

Sevgiler canım

MELİS dedi ki...

Sevgili Çınar abla, öykünün bu durumda bitmesine sevindim. Dediğiniz
gibi 2 tane daha imam nikahlı alsa
aynı kaderi paylaşıp yalnız kalmasını
ve yaşlılığında bakacak kimsesi olmamasını diliyorum.

Bu ara da milli bayramımızı kutlarım.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

MELİS'cim; Yaşlılığı nasıl geçmiş bilmiyorum ama yıllar önce ölmüş Hürü'nün kocası.

Senin de bayramın kutlu olsun canım.

Sevgiler

Esmir dedi ki...

Çok ilginç bir öyküydü ama öyle sanıyorum ki sadece kırsal yerlerde değil artık her yerde sıkça rastlanılan bir yaşam gerçeği!

Uslanmaz böyleleri!..
Teneşir paklamıştır belki de biz bilemesek de!..Allah bilir!

Çok güzel dile getirmişsiniz öyküyü.Yüreğinize ve kaleminize sağlık...

Çınar dedi ki...

Esmir'cim; ufak tefek farklılıklarla ( büyük şehirlerde evlilik dışı 'seviyeli birliktelikler' biçiminde) ne yazık ki toplumun her kesiminde ve her yörede yaşanıyor bu tip hayatlar.

Teşekkürler canım.

Sevgiler

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

KADINLAR HÜRÜ OLMASIN..HÜR OLSUN İŞTE BÖYLE..
Çok güzeldi.

Çınar dedi ki...

Onuncu Köyün Adamı; ne güzel demişsiniz. "KADINLAR HÜRÜ OLMASIN..HÜR OLSUN"

Teşekkürler

Sevgiler

ayşegül dedi ki...

Hürü sonunda yapaması gerekenı yaptı,
cok ama cok beyendım yaptıgını Çınar
ablacım. Sevgılerrr

Çınar dedi ki...

ayşegül'üm; teşekkürler canım benim

Öptüm

JİVAGO dedi ki...

Toplumun kanayan yaralarından birini, her zaman olduğu gibi gözlemlerinize dayanarak akıcı anlatımınızla paylaştınız. Bir gün, Hürü ve benzerlerinin kalmadığı bir ülkenin özlemi ile, size ve ailenize iyi bir hafta dilerim.

Sevgilerimle

Çınar dedi ki...

JİVAGO; umarım,umarım sevgili Jivago. Birgün; Hürü'lerin olmadığı, kadın ve erkeğin, biri diğerinden üstün değil eşit olduğu, yan yana elele daha yaşanılır bir dünya olsun.

Teşekkürler

Biz de iyi bir hafta dileriz size ve ailenize

JİVAGO dedi ki...

Bundan 1000 sene öncesi; Türk veya Türkmen kadınları aynen sizin yazdığınız gibi, başı açık, eşiyle eşit, hatta evde sözü geçen bireylermiş. Sonrada ne olduysa olmuş Sevgili Çınar .

İyi geceler..

Çınar dedi ki...

JİVAGO;
Eski Türklerde kadınların atlara erkek gibi bindiklerini gören Avrupalılar çok şaşırmışlar.

Kadın hem yuvasının etkili bir üyesi, hem de ailenin geçimi için birlikte çalışan insandı. Yani kadının gerek aile gerekse toplum içerisinde etkili bir konumu vardı.

Uygurların bayraklarını, genç bir erkek ve genç bir kızın yan yana resimleri süslermiş.

Hunlarda, devlet meseleleri tartışırken, hakan ın yanında hatunu da otururmuş.

Türklerde kadınlar, vücutlarını sıkıca örtmezlerdi. Ama, namus kavramı vatan yani "yurt”tan sonra, en değerli olandı.

Orta Asya'da kadın eşini seçmekte özgürdü.

Anadolu'da da kadının gördüğü saygı Avrupalı'yı şaşırtmıştır.


(Türklerde kadın ve örtünme- int)

Türklerde kadının yeri ve önemini anlatan örnekler uzayıp gidiyor.



Sevgiler

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Çok hoşuma giden bir son oldu bu Çınar'cım.
Al sana 2. eş,iyi olmuş adama gerçi sonradan nasılsa evlenmiştir yine ama Hürü kuması sayesinde doğruyu yakalamış.
Ellerine sağlık canım, güzel bir öykü ve çok güzel bir anlatım.
Sevgilerimle...

WarhaWk dedi ki...

Merhaba Çınar Abla,

Biraz önce Zeugma hanımın bloğunda ki yorumunuzu gördüm.Bu yaşanmış hikayenizin baş sorumlularının;
Menderes dönemiyle başlayıp,Özal'la hız kazanan küçük bir Amerika olma
yolunda ilerlerken kaybedilen değerlerimiz ve feodal kafaların yetişmesine bağlı olduğunu düşünüyorum.

Sevgiler Saygılar , Cenk

Çınar dedi ki...

Nur'cum; :)) sonunu beğendiğine sevindim canım, teşekkürler.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Cenk'cim; seni daha sık buralarda gördüğüme seviniyorum, Bu demektir ki, artık daha rahat geçiyor askerlik, yanılıyor muyum?

Sana tamamen katılıyorum. Daha da geriye giderek, toplumda 1938 den başlayıp giderek hız kazanan bir yozlaşma başlamış daha doğrusu, uygulanan dış destekli politikalarla toplum köreltilmiş uyuşturulmuştur. Bu hikayede de olduğu gibi halkın fakir ve cahil bırakılması senin de dediğin feodal yapının işine gelmektedir.

Sevgiler

WarhaWk dedi ki...

Yanılmıyorsunuz Çınar Abla,

Hafta sonları evde geçen rahat bir
askerlik yapıyorum.

Teşekkürler , saygılar.

Çınar dedi ki...

Çok sevindim senin adına Cenk'cim. Annene selamlar

Sevgiler

aysema dedi ki...

Tatil yoğunluğu içinde okuyamamıştım öykünün sonunu. Ohh be işte bu, dedim. Kadınlar kendi ayakları üstünde durmalı, ekonomik özgürlüklerini kazanmalı. Bir iş bulamazsa kardeşlerinin yanında da uzun süre barınamaz değil mi?

Güzeldi, yüreğine sağlık.

Çınar dedi ki...

Dilek'cim, haklısın canım, kadının ekonomik özgürlüğünü elde etmesi birçok konuda kendine güvenmesini sağlıyor. Teşekkürler

Sevgiler

LODOSCU dedi ki...

Hürü ölmeden mezara girmemiş demek ki! Belki de kumasının sözleri azmini bilemişti ama, bu düşünce bile "Hürü'de hayat varmış" dedirtti bana.

Çok etkileyici bir öyküydü. Kahramanlarının gerçek karakterler olmasının yanısıra gerçekçi üslupla yazıyor oluşun da etkiledi beni.. Kısacası
hikayeleştirmene bayıldım.

Çınar dedi ki...

LODOSCU'm; Hürü'nün kocasından ayrıldıktan sonraki yaşantısı ayrı bir hikaye olur. Dimdik duran asla ne kendini ne çocuklarını ezdirmemiş, sözünü dinleten otoriter bir yaşlı teyzeyken tanıdım onu. Seksen yaşındaydı, buna rağmen güncel olaylardan ve siyasetten konuşurken hayretler içinde bırakmıştı beni.

Teşekkürler canım

Sevgiler

ÖRGÜÇANTAM-Hatice yazıcı dedi ki...

Canımmm ben yeni gördüm bir solukta okudum tüm bölümleri eline sağlık.
Aferin Hürü'ye. Hürüleri kafayı bir dik tutsa bu hallerde olurmuydu bu Ülke dedim içimden. sevgiler.

Çınar dedi ki...

ÖRGÜÇANTAM-Hatice yazıcı, Ahh! bir dik tutsa kafalarını Hürü'ler/bütün kadınlar... Böylece bunca kader yazgı denilen çileler yaşanmayacak. Güçlü kadınların yetiştirdiği çocuklar daha özgüvenli bireyler olacak. Bu da tüm toplumu olumlu etkileyecek elbette...

Çok teşekkürler canım

Sevgiler