15 Nisan 2010 Perşembe

Bir Kadın ( 4 )







Çocuklar gaz lambasının titrek ışığından duvara yansıyan, ışığın azalıp artmasıyla oynaşan gölgeleri yakalamaya çalışıyorlardı. Ellerini değişik şekillere sokarak değişik gölge oyunları yapıyor, gölgeleri ya kanat çırpan bir kuşa ya bir kediye ya da başka bir şeye benzetip kıkır kıkır gülüşerek kendi aralarında eğleniyorlardı, büyükler her biri bir tarafta suratlarını sarkıtmış, sessizce otururlarken.

Kocası kumasıyla odalarına çekildikten sonra Hürü kendisi ve çocukları için yer yatağı hazırladı. Onları yatırıp lambanın ışığını iyice kıstı. Tam yatağına girmişti ki, odadan gelen seslerle irkildi. Genç kadının feryatları artınca, yataklarından korkuyla doğrulan çocuklarına bir el hareketiyle yatmalarını işaret edip odaya daldı. Hamile kadını tekme tokat döven kocasının üstüne atıldı hışımla. İncecik elleriyle vurdu da birkaç kez ama aldığı darbenin şiddetiyle odanın bir köşesine savruldu o da. Adam iyice hırsını aldıktan sonra, ağzından köpükler saça saça küfrederek kapıyı çarpıp çıktı gitti gecenin karanlığında.

Hürü kumasını yerden kaldırdı. Koluna girerek balkona çıkardı ve ibrikten su dökerek, yüzünü yıkamasına yardım etti... Öylece bir süre oturdular balkonda. Köpek ulumaları ve arada bir, bir kurbağanın vıraklamasının geceyi yırtan sesine sessiz hıçkırıkları karışıyordu iki kadının. Gökyüzünde bir tek yıldızın olmadığı zifiri karanlığa bıraktılar kendilerini.

Kadın sancılar içinde kıvrandı durdu o gece. Ertesi gün köyün ebesini çağırdılar ama yapılacak bir şey kalmamıştı. Genç kadın bebeğini kaybetti. Adamsa hiçbir şey olmamış gibi sırıta sırıta geldi akşama doğru. Mindere bağdaş kurup oturdu. "Karnım aç, yemek hazırlayın.” dedi…

***

Hürü bir süredir kumasında anlam veremediği bir değişiklik gözlemliyordu. Kadın duvardaki kırık aynanın karşısına geçiyor, kimsenin görmeyeceği siyah uzun saçlarını dakikalarca tarayıp, örgü yapıyor sonra yazmasını özenle bağlayıp, uzun uzun kendini seyrediyordu. Evde su biter bitmez testileri kaptığı gibi köyün pınarına koşuyordu. Eskiden hiç sevmediği tarlada çalışanlara yiyecek (azık) götürme işini bile zevkle üstleniyordu. Yanakları al al, gözleri ışıl ışıl olmuş, pek güzelleşmişti son zamanlarda.

Kadın o gün de tarlaya, çalışanlara azık götürmek için hazırlanıyordu. Düğüne gidercesine özenle saçlarını taradı, yazmasını itinayla bağladı başına. Hürü'nün "Çocuklardan biri gelsin seninle...” ısrarlarını ustaca geri çevirip aceleyle çıktı evden. İyice kuşkulanmıştı Hürü. Küçük kızını ablasına emanet edip peşine takıldı kumasının.

Ağaçların arasından dans edercesine süzülerek, dereden karşı kıyıya geçmek için sıra sıra dizilmiş kayalara basa basa, sekerek geçti karşıya kuması. Hürü görünmemek için otların arasına, ağaçların arkasına sinerek sessizce ve uzaktan takip ediyordu O'nu. Genç kadın, patika yola çıktıktan sonra tarlalara giden yola değil de, tepedeki sık ağaçlığa yöneldi… Hürü tepeye vardığında, bir ağacın altında kuması ve bir delikanlıyı el ele, diz dize otururlarken gördü. Şaşkınlıktan küçük dilini yutacaktı neredeyse. Bağırmamak için elleriyle ağzını kapattı. Ağzı bir karış açık öylece kalakaldı olduğu yerde. Ne yapmalıydı şimdi..? Saçlarından yakalasa, sürükleye sürükleye köye getirse,"Al!" dese kocasına "Üstüme getirdiğin kumanın yediği haltı gör.” dese…

Delikanlı kadının başından yazmayı sıyırdı aldı. Saçlarını okşamaya başladı sevgiyle. Hırsla ileri atılacaktı ki duraksadı Hürü.

nurten y tartaç

15.02.2010

DEVAMI VAR…

10 yorum:

ayşegül dedi ki...

Kumayı ıcımden dömek geldı Cınar ablacık.Zavallı Huru neler neler yapcak bakalım.Cok ama cok trajık bı hıkaye bu.Sonu nasıl bıtcek dıe merak edıorum.

Sevgılerrr

Bugday Tanesi dedi ki...

İşte bir roman hayat daha.
Çok da güzel anlatıyorsun.İlk yazını okuyup diğerlerine bakamamıştım ve 4 bölümü birden okudum.Çok akıcı.Merakla bekliyorum...

aysema dedi ki...

Öykü iyice güzelleşti Çınar'ım, eline sağlık. Devamını bekliyoruz.
Sevgilerimle...

Çınar dedi ki...

ayşegül'üm; kumayı değil de kocayı mı dövsek evire çevire, ne dersin?

Öptüm

Çınar dedi ki...

Bugday Tanesi; her hayat bir roman değil mi..? Bazıları daha acı...

Teşekkürler canım benim.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

aysema'm; beğenmene çok sevindim canım

Teşekkürler

Sevgiler

hasretsenfonileri, dedi ki...

saatlerdir sayfandayım.. okumaya doyamadım yine.. ne kadar müthiş bir uslubun var sevgili çınar kutlarım seni.İnan hayran oldum..

Çınar dedi ki...

hasretsenfonileri; Ahh, Gülsen hocam, sizden böylesine güzel sözler duymak beni nasıl mutlu etti anlatamam.

Çok teşekkürler


Ben de sizi sayfanıza geldim, defalarca. 'Tahribatlar' yazınızı okudum tekrar tekrar. Elim varmadı yorum yazmaya. Annemin hastalığı sırasında çok benzer durumları, acıları yıllarca yaşamış olmamdan.:(( Sabırlar iyilikler diliyorum.

Sevgiler

Zeugma dedi ki...

Çınarcığım, çok heyecanlı bir bölümdü...
Dayak gerçeği de kaçınılmaz tabii böyle yaşamlarda..
Ve sen.. O kadar güzel, o kadar profesyonelce yazıyorsun ki, inanılmazsın...

Yazan ellerine sağlık canım benim..
Bekliyorum yine neler olacak...

Sevgimle...

Çınar dedi ki...

Zeugma'm; fiziksel güçlerini kadınlarının üstünde deniyor ne yazık ki, kişiliği zayıf böylesi erkekler.

Canım benim yine güzel sözlerle beni mutlu ettin. Çok teşekkürler.

Sevgiler