14 Ocak 2010 Perşembe

Daha Minicikti

 

 

 

 

Dilenci_B1

 

 

 

Her sabah;  çalıştığım işyerinin hemen önünde, merdivenin dibinde oturuyor bulurdum onu.  Beş altı yaşlarındaydı. Masmavi gözleri  dikkatimi çekerdi önce  hep, yüzündeki bir karış kire, birbirine dolanıp keçe gibi olmuş kumral dalgalı saçlarına, kakülü,perçemi yüzüne alnına yapışmış olmasına, burnundan ağzına kadar uzayıp kurumuş kalmış sümüğüne rağmen, önce gözleri sonra güzel suratı ilgimi çekerdi .  Prensip olarak dilencilere para vermem ama merdivenden çıkarken ayağımın dibinde oturan bu dünya güzeli kir pas içindeki minik dilenciye göz kırpardım her seferinde.   Artık her sabah daha uzaktan geldiğimi görünce, gülümser o da bana göz kırpardı.

 

 

Binanın alt köşesinde oturan, kucağında  zayıf mı zayıf, kara kara bakan, iki yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir oğlan çocuğuyla, bir kadın dilenci vardı yine hergün gördüğüm. Küçük kızın annesi ve kardeşi diye düşünmüştüm.

 

 

Her öğlen yemekhaneden çıkarken,  eğer o gün köfte, et türü bir yemek çıkmışsa, bir parça ekmeğin arasına  koyar küçük kıza verirdim ya da meyve çıkmışsa yemez ona verirdim yine. Birgün küçük kıza ekmek arası birşey uzatıp çıkmaya başladım merdivenlerden, bir ara arkamı dönüp baktığımda kadının köşesinden koşarak gelip, kızın elindeki ekmeği aldığını gördüm. O zaman onun,  kadının çocuğu olmadığını düşündüm. Oysa ara ara kadının yanına gidiyor elinde biriktirdiği parayı veriyordu. İnsan, evladının elindeki ekmeği kapıp kendi yer mi? ya da belki de kucağındaki küçük çocuğa vermişti.

 

 

Küçük kızın kadının kızı olmadığı fikri kafamda iyice yer etmeye başlamıştı, kız çok güzeldi bir kere.  Kadın ve kucağındaki çocuk ona hiç benzemiyorlardı.  Kafamda senaryolar geliştirmeme neden olmuştu bu düşünce ...  Kız kaçırılmıştı belki de…

 

……………………………………………….

 

 

Sanırım beş altı yaşlarındaydım. Bir çocuk kaçırma haberi vardı bütün gazetelerde o yıl. Ailesi uzun süre aramış kızlarını bulamamışlardı. Annemle babam bizi sürekli uyarıyorlardı, sokakta oynarken yabancılarla konuşmamamış gerektiği  konusunda.

 

 

Birgün;  evimizin yakınındaki bir kum tepeciğinin üstünde oynarken,  iki adam yaklaşmıştı yanıma, fötr şapkalı siyah pardesülüydü birisi. “Küçük, gel bak şeker vereceğiz sana” demişlerdi.  Annemin uyarılarını hatırlayıp bağırarak eve koştuğumu hatırlıyorum. Hemen fırlamıştı babam evden, etrafa bakındı ama kimse yoktu ortalarda…  Acaba, çocuk kaçırma olayının yanımda sürekli konuşulmasından etkilenip, zihnimde böyle bir olay mı geliştirmiştim, yoksa gerçekten görmüş müydüm o iki adamı, emin değilim... 

 

……………………………………………

 

Benim dedektif yanım duygusal ruhumla el ele vermiş küçük kız hakkında birşeyler öğrenmek için harekete geçmişti. Çocukla uzaktan uzağa gülüşüp birbirimize göz kırpıyorduk zaten. Kolaydı samimiyet kurmak…  Diye ummuştum.

 

 

Bir öğlen tatilinde yanındaki basamağa oturdum. “ Adın ne senin tatlım”  “Esma” dedi. Gerisi gelmedi, önündeki para kabını aldığı gibi alt köşedeki kadının yanına gitti koşarak. Sanırım bir işaret gelmişti kadından. Buna benzer bir iki hamlem daha sonuçsuz kaldı ve birkaç gün sonra kızın üç beş adım ilerisine bir delikanlı yerleşti yine dilenmek için önüne bir mendil açıp.

 

 

Birgün yemekhanenin arka koridorundaki pencereden dışarı bakarken, çöp bidonlarına dökülen yemek artıklarının başına üşüşmüş dilencilerin birbirlerini itekleyerek ellerindeki naylon poşetlere,çöp bidonlarından avuç avuç yemek artıklarını doldurduklarını gördüm. İçlerinde benim minik dilencim de vardı.

 

 

Ağladım o gün odama döndüğümde “Bu haksızlık ama neden çöp bidonuna atılıyor yemek artıkları, madem onları yemek için alan insanlar var,  daha temiz bırakılsa olmaz mı ?” diye. Şefim, “çok üzülme” demişti “istersen gel benimle iş çıkışı, seni Maltepe köprüsüne  göstereyim, mersedesle topluyorlar onları akşam işleri bitince. Bizden daha zenginler”

 

 

Buna sevinmeli miydim? Daha çok üzüldüm. Akşama kadar kışın ayazında yazın sıcağında çıplak yerde oturup dilenen, içlerinde minicik yavruların da olduğu bu zavallıların sırtından zengin olanlar vardı demek..

 

 

Birkaç gün sonra, dilenciler çöp bidonundan yiyecekleri poşetlerine doldururken, bir polis aracı durdu yanlarında ve hepsini toplayıp götürdü… Bir yılı aşkın bir zaman sonra kadını gördüm yine aynı köşede oturmuş dilenirken. Kucağında dört beş aylık kapkara zayıf bir bebek, yanında, geçen sene kucağındaki küçük çocuk olduğunu düşündüğüm bir oğlan çocuğuyla. Esma yoktu yanlarında. Dayanamadım,kadının yanına gittim. “Geçen sene yanında bir kız çocuğu vardı Esma adında o nerde?” Kadın çek git başımdan der gibi bir el hareketiyle “ ben tanımıyorum öyle bir kız” dedi…

 

 

Yıllarca dilenen kız çocuklarını inceledim ona benziyor mu diye ama bir daha hiç görmedim minik kızı.

 

 

Mendil satarken komaya sokulan zavallı küçük Bedrettin, bana bu anımı hatırlattı…

 

 

 Kiralık Çocuk Dilenciler !! ATO Raporu 1   okumanızı öneririm.

19 yorum:

aysema dedi ki...

Sözün de insanlığın da bittiği bir notadayız ne yazık ki..

Suçlular cenneti bir ülke haline geliyoruz iyice. Gözümüz dönmüş, para gözleri kör, yürekleri sağır etmiş.

Alıp Çocuk Esirgeme Kurumuna versinler bile diyemiyorum. Oraların halini de biliyoruz.

Kadından, aileden, çocuktan sorumlu bakanlığımız bile var. Ne yapıyorlar?

Yandaşlara torba taşımakla, en az üç çocuk doğurun demekle olmuyor.

İki gün konuşulur, sonra binlerce çocuk için aynı tas aynı hamam sürer gider...

Sevgili Çınar, yüreğine sağlık.

yabancı dedi ki...

konuşurken tıkandığım konulardan birisi de budur.. çocuklara yapılan herşeyden taa içimde acı hissederim..dilendirilen,kaçırılan, esirgeme kurumlarında, yurtlarda eziyet edilen..
bazılarının artık kaçırmak için yorulmalarına gerek kalmıyor, aileler para karşılığında.. elleriyle o yavruları..
ah sevgili çınar..ne diyeyim bilmiyorum ki..çok kötü..

Zeugma dedi ki...

:((

Gece gece içim dağlandı ki o kadar olur...........

Film gibi desem daha da ötesi..
Nerede olabilir şimdi Esma?
Keşke birgün hiç belli etmeden bir sivil polis çağırsaydın Çınarcığım Yaklaşıp kızı yakalayıp bir daha vermeseydiniz o kadına. Ya da direkt o kadını tutup kelepçeleselerdi, konuştursalardı, çözselerdi olayı :((
O iğrenç kadın bir şey yapamazdı o zaman..

Çok kötü oldum gerçekten.....

İyi geceler canım..

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Çınarcığım ben bir dönem çocuk suçlularla çok ilgilenmiştim.Gerçekten de içler acısı bir durum.Gece yarısı saat 3,5-4 civarında Çocuk Bürosuna gider ifade alınırken yanlarında bulunurdum.İlk başlardaki şaşkınlığımı unutamıyorum.En fazla 5-6 yaşındaki çocuklar profesyonelce hırsızlık yapıyorlar.Birinde 2 kız çocuğu getirilmişti Beyoğlu Çocuk Bürosuna. SAbah ezanından sonraki bir vakitteydi.Gözleri cin gibi, birbirlerini dürtüp dürtüp gülüşüyorlardı.Yanlarına gidip neden buradasınız kızlar ne yaptınız bakayım dedim.Hiç düşünmeden konuşmaya başladı biri "abla biz Ağa Camii'nde namaz kılmak istedik.4 rekatmış namazı biz 2 rekat kıldık diye imam bizi şikayet etti de buraya getirdiler".Aynı şekilde yine birbirlerini dürtüp gülmeye devam ettiler.Onların bu soğukkanlı ve pervazsız tutumları karşısında ağzım açık kalmıştı.Bunun gibi daha bir sürü anı yüklü bende.İlk başlarda eve geldiğimde yaşadıklarım karşısında başım tutar hasta olurdum.Ama zaman geçtikçe herşeye olduğu gibi bunlara da alıştım.Hayat mağdurlarını seçerken çocuk ayrımı yapmıyor malesef Çınarcığım.Hayat çok acımasız kimilerine..

Sevgiyle kal arkadaşım.

ayşegül dedi ki...

İçim acıdı canım ablacığım.Hayat
çok acımasız,ne dramlar var.Para için insanlar nasıl bu kadar zalim
olabiliyor.Belki onlarında suçu yok
düzen bozuk..Deve olayı..nerem
düzgün ki misali..

Kimisi yatında ayağını kırıyor,kimisi ekmeğinde..!!

Öpüyorum..sevgilerrr

sufi dedi ki...

Esmayı ben de merak ettim doğrusu.Bir gün o güzel gözlü kız seni bulur dilerim.Sevgilerimle.

Çınar dedi ki...

aysema; ne yazık ki nerden tutsan dökülür durumdayız. Bu, yoksulluğun suçun çocuklarla ilgili tarafı,en hassas en duyarlı olduğumuz tarafımızla. İçimiz acıyor ama söylenmek yazmaktan başka da birşey gelmiyor elimizden:(
Toplum olaraksa hergün daha da yoksullaşıyoruz:(

Sevgiler canım

Çınar dedi ki...

yabancı'm Nazlım; hepimizin en hassas olduğumuz konu çocuklara yapılan her türlü istismar. Güneydoğu ve doğu'da bazı aileler para karşılığında çocukları alıp dilendiriyormuş( Alttaki Ato raporunda yazıyor)

Keşke artık birşeyler yapılabilse...

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Zeugma'm, canım, çok emin değildim ki kızın kaçırıldığından. Ben kadının davranışından, böyle bir senaryo geliştirmiştim kafamda. Çok gençtim hem o zaman, yeni işe başladığım yıllardı. Gerçekten benim düşündüğüm gibi Esma çalınmışsa bile, çok küçük yaşta çalınmıştır ve nüfus kağıtları falan olduğunu sanmıyorum o çocukların. Nasıl ispat edilebilirdi ki, kadının çocuğu olmadığı? Hem,hergün aynı yerde dilenen aynı dilenciler var. Bu sorunları çözmek neden bu kadar zor anlamıyorum...

Sevgiler canım

Çınar dedi ki...

ÇOBAN YILDIZI'm; "abla biz Ağa Camii'nde namaz kılmak istedik.4 rekatmış, biz 2 rekat kıldık diye imam bizi şikayet etti de buraya getirdiler" Güler misin ağlar mısın? Yalanın da böylesi, nerden akıllarına gelir ki? Öğrettiler herhalde böyle saçma sapan bir yalan uydurun diye:)
Canım haklısın, Soğukkanlı ve pervasızlar, başka bir tutum ya da başka duygu bilmiyorlar ki. Öyle donatılmış öyle öğretilmişler.

Ne güzel söyledin"hayat mağdurlarını seçerken çocuk ayrımı yapmıyor"

Bu tip hikayeler çok ilgimi çekiyor. Bloğunda anılarından bazılarını yazsan ne güzel olurdu.

Sevgiler canım

Çınar dedi ki...

ayşegül'üm, ayy sen ne zaman döndün Paris'tenn:)))

Aynen öyle canım; "Deveye boynun eğri demişler. Nerem doğru ki" demiş.

Öptüm sevgiler

Çınar dedi ki...

sufi'm, ahh ne güzel olurdu. ama mümkün mü ki..?

Sevgiler canım

agresifboy dedi ki...

Zaman o kadar kahpe olaylara gebe ki düşündükçe insanlığımdan utandığım anlar oluyor.ne acı ki yaşadığımız sürece daha ne esma lar bedrettin ler tanıyp göreceğiz Allah kimseyi bu tür durumlara düşürmesin insanları bu durumlara düşüren şerefsizlere de fırsat vermesin...

Çınar dedi ki...

agresifboy; Çok haklısın daha ne Esma'lar Bedrettin'ler göreceğiz. Ya da biz hiç farkına bile varmadan onlar ne dramlar yaşayacaklar yanıbaşımızda.

Dileklerine amin demekten başka bieşey gelmiyor elimizden:((

Sevgiler

Ali İkizkaya dedi ki...

Yaşaaa, Var Ol, Nurr Ol Sevgili Çınar ! Senin gibi Yazan Var mıı !
Amanın nasıl da gaza getiriyorum çok menfaatçiyim. Çınar yazsın ben dinleyeyim soba yanındaki sepetimden.
Tamaamm bu kadar gaz yeter şimdi gerçekler;
Senin yazdıklarında gerçek hayatın acımasızlıkları yumuşamış gibi gözükürken daha bir çarpıcı, daha keskin hale geliyor aslında. Dilinin temizliği netliği ve gündelik yaşamda rastlanılan basit şeylerin daha değerli hale gelmesini sağlıyor. Kemalettin Tuğcuyla aynı akım gibi. Yazının peşi sıra gelen yorumlarında çok doğru tespitler yapmışsın. Gerçekten bu iç kanatan hadisenin baş aktörü çocukları bulmak hemen hemen imkansızdı. Kaç yaşımda nüfus kağıdına yanlış yazılan ismim mahkeme kararıyla değiştirilmişti. Anlattığın hikayecik bize aslında devletin sistemsizliğini ve başı bozukluğunun daha çocukluktan hayatımızda nasıl dönüm noktaları yada geri dönülemez değişiklikler yarattığının da bir göstergesi.
Ellerine sağlık.Sevgimle ...
Bunu yazan sepetteki minnoş.

Çınar dedi ki...

Ali İkizkaya; :)))) abartsaydın Ali kardeşcim:)

Teşekkür ederim güzel sözlerine gerçekten. Ayşegül'cüğün yorumuna cevebımda da dediğim gibi deve misali; neremiz doğru ki...

Sevgiler kardeşim

aysema dedi ki...

SEVGİLİ ÇINAR,

MİMLEDİM SENİ...
BLOGUMA UĞRAR MISIN?
Sevgilerimle...

Leylak Dalı dedi ki...

Çınarcım.
Anlamadım senin postların neden ben de bu kadar geç görünüyor. Bu yazıyı daha şu anda gördüm, doğumgünü postuna bakarken.
Çocukluğumuzdaki kaçırılan kız hikayesini ben de iyi hatırlıyorum "Ayla" idi sanırım adı. Hep tembih ederlerdi "Bak ayla gibi seni de kaçırırlar sakın tanımadığın kişilerin yanına gitme" diye. o zaman bu tür vakalar ne kadar azmış ki yıllarca unutulmamıştı. Şimdi nereden tutsan elinde kalıyor. Bedrettin, esma görüp bildiklerimiz. Kimbilir daha neler var.
Öpüyorum canım seni, sevgiler...

Çınar dedi ki...

Leylak Dalı'm; bimem ki canım sorun var birimizde belki de.

Bende ismini hatırlamaya çalıştım ama bir türlü hatırlayamadım evet Ayla'ydı adı:) haklısın çok azdı bu tip olaylar ki, uzun yıllar konuşuldu. Sen biliyor musun Ayla hikayesinin sonunu?
Yıllarca aradı ailesi ve sonunda buldular ama bir çingeneyle evlenmiş çocukları olmuş. Ailesi yanlarına getirmişler ama uyum sağlayamamış ve bir süre sonra yeniden dönmüş çingenelerin arasına.

Sevgiler canım