7 Aralık 2009 Pazartesi

ÇOCUKTUM UFACIKTIM

 

 

hani-benim-cocuklugum-nerde-horoz. …  başlıklı postumu, eski çocuk oyunlarıyla ilgili olarak, öğrencilerini bilgilendirmek için internette dolaşırken,   görüp okuyan ve  yorum yazan –adsız- arkadaşın ricası üzerine alttaki şiiri yayınlıyorum. Hadi, yeniden gidelim o mutlu tasasız çocukluk günlerimize  ve yeniden ‘oynayalım’ çığlık çığlığa, küse barışa, kahkahalarla…  O tozlu topraklı sokaklarda…

 

 

 Çocukluğum Ağaçta Kaldı

 

Uzun bir sokağımız vardı,
Siyah parke taşlarıyla döşenmiş tozlu topraklı.
Bir cebimde misketlerim rengarenk,
Diğer cebimde topacım,
Arka cebimde de sapanım.
Arkadaşlarım vardı.
Sırık Ayhan, sarı cahit,madu Nihat,
Ve daha niceleri.
Oyunların en kralını oynardık bıkmadan usanmadan,
En sevdiğimiz oyun yakartop tu.
Herkes Nurettine düşmandı nedense,
Hepimiz ona saldırırdık
Bizden büyük olduğundan mı
Yoksa biraz kamburdu ondanmı bilmem.
Gece saklambacı, uzun eşek,
Diğer favori oyunlarımızdı.
Ara sıra sinema önlerine giderdik,
Bedavadan nasıl gireriz diye düşünürdük.
Bazen girerdik yalvar yakar,
Bazende dönerdik boynu bükük.
Akşam karanlığında sokağımız,
Bizim çığlıklarımızla dolardı,
Ta ki annelerimiz zorla eve alana kadar.
En büyük zevkimiz,
Arka sokağımızdaki bahçeden elma çalmaktı.
Çok korkardık ama çalardık işte.
Bu yüzden,
Evin koca kafalı oğlu beklerdi bazen duvarda,
Bize yan yan bakardı uzaktan.
Metin i hiç sevmezdim bahçeli bir evleri vardı,
Küçük bir havuzları,
Yere dökülen meyve ağaçları,
Meyveler yere dökülür çürürdü de,
Bir tanesini vermezdi kimseye.
Havuzlarına da yaklaştırmazdı.
Kendisi girerdi bize nispet yaparak,
Pis sümüklü Metin...
Mahalle bakkalımız,
Kocaman göbekli Mehmet amca.
Elinde kirli bir bez,
Akşama kadar karpuzlarını parlatırdı.
Veresiye vermeyi hiç sevmez,
Deftere yazarken homurdanırdı.
Bir de kirli hatice teyzemiz verdı,
Akşama kadar sokakta ,
Elinde hiç bitiremediği yarım örgüsü,
Evini hiç temizlemezdi.
Hiç halı silkelemez cam silmezdi.
Kocası gurbetteydi epeydir,
Senede bir gelirdi bazen.
O zaman çamaşır yıkandığını görürdüm işte,
Balkona asıldığını.
Reşit emmi gelirdi haftada bir,
Mahallemizin seyyar mağazasıydı,
Annem kap kacak alırdı hep ondan,
Sürahi, leğen, bardak, kova, mandal ne olursa.
Arasırada bana krampon alırdı,
Naylon krampon siyah,
Aynı gerçeği gibiydi simsiyah ..
Aman allahım pele gibi topa vururdum onlarla,
Ayağımı yara ederdi ama olsun,
Krampon mahallede kaç çocukta vardı ki..
Bazen para verirdi annem bazen de,
Babamın az giydiği ceketini pantolonunu.
Versin versin de,
İki gün sonra babamın sesini duyardık;
''Heyyy kareli ceketimi bulamıyorum''
Annemden ses yok…
''ceketim nerdeeeee heyyyy''…
Sonra susardı babam.
Söylene söylene çıkardı evden,
Babam güzel adam.
Canım babam!
Bilirdi aslında ne olduğunu da uzatmazdı işte…
Dut yemeye giderdik bazen,
Eski virane bakırhaneye,
Ordaki dut ların sahibi yoktu,
Akşama kadar dut ağacında otururduk.
Hem yerdik hem türkü söylerdik,
Hava kararana kadar ağaçtan inmezdik.
Çocukluğum o sokakta geçti,
O uzun tozlu siyah parkeli sokakta.
Giremediğimiz sinema önlerinde,
Serinleyemediğimiz,
Sümüklü Metinlerin havuzuna uzaktan bakarak,
Reşit emminin yolunu gözleyerek,
Çocukluğum o ağaçta asılı kaldı işte,
Sahipsiz o dut ağacında

 

ÇETİN  ATEŞ

 

 

 

image

 

 

 

Ben bu şiiri okurken, çocukluğumdan koşa koşa gözlerimin önüne gelen ilk görüntü şu oldu;  Birgün, körebe oynuyoruz yine sokağın ortasında, ben körebe olmuşum dolanıp duruyorum yakalamak için arkadaşlarımı, gözlerim bağlı kollarım iki yana kocaman açık. sonunda yakaladım birini, “Yakaladımm yakaladımm” diye bas bas bağırıyorum. Bir taraftan da Kaçmasın diye bir elimle sıkı sıkı tutuyorum, diğer elimle gözümdeki bandı bir açtım ki, “Çocuğum bırak ta yoluma gideyim Allah Allahh…” diye cık cık yapıp duruyor yaşlı bir amca karşımda…

O zaman çok utanmıştım, Şimdi düşünüyorum utanacak birşey yokmuş:)

6 yorum:

EBRULİ dedi ki...

Ben lastik oynuyodum o zamanlar.öğretmencilik bi de.Gardrobun kapağını kara tahta niyetine kullanıyodum.annemden bi ton azar işitiyodum :)Sonra kel,plastik bebekler..Çok güzeldi..Çok mutluydum yaaa.Ya niye büyüdüm ki şimdi bennn.

Çınar dedi ki...

EBRULİ:)))) Ahh bir bilsem niye büyüdük...

Sevgiler canım

sufi dedi ki...

Çınarcım;
Yazı ve şiirle çocukluk günlerine gidivermek çok kolay geldi bana.Pamuk helvası ve çubuk şeker, saman bebeğim de olsun benden yazına ilave.Sevgilerimle.

Çınar dedi ki...

sufi;olsun be Sufi'm, pamuk helva,çubuk şeker ve saman bebek te senden olsun. Sereriz bahçeye bir kilim, ben de, tahta bebek beşiğimi, annemin oyuncak bebeğim için diktiği, yorgan yastık ve döşeğimi getiririm. Oynarız kardeş kardeş:)

Sevgiler

Adsız dedi ki...

Adsız'dan(Nilgün)
Sevgili Çınar Hanım,
Şiiri yayınlamışsınız.Teşekkür ederim.Ayrıca sizi ve burada yazan nezih insanları tanıdığıma çok seviniyorum.
Sevgiyle kalın....

Çınar dedi ki...

Nilgün; evet yayınladım çok güzel bir şiir...

Ben de sizi tanıdığıma çok sevindim.

Sevgiler canım