15 Haziran 2009 Pazartesi

TİN TİN TİNİ MİNİ HANIM…

  AYSECIK-ZEYNEP-DEGIRMENCIOGLU-FOTOGRAF__8258854_0
     Dün oğlumun üniversite sınavına girdiği okul, tek katlı eski evlerin bulunduğu bir semtteydi. 
    Evler eski ,bakımsız ama yemyeşil bahçelerin ortasındaydı. Bahçelerde Üstü çağlalarla dolu kayısı, meyveleri  yeşilden kırmızıya dönmeye başlamış kiraz ağaçları vardı. Dalları  bahçelerden sokaklara  taşan dut ağaçlarının altı, çoktan olgunlaşıp dökülen dutlarla doluydu ve hemen her evin bahçesinde ceviz ağaçları, koca koca ceviz ağaçları vardı.
    Vakit geçirmek için sokak aralarında dolaşıyordum. Dalından kopardığım bir ceviz yaprağını elimde hafifçe ezerek burnuma götürdüm... Bu koku…?   Bu koku…? 
     Ve… Bir anda kendimi yine çocukluğumda, koskoca bir ceviz ağacının tepesinde, köye konser verirken buldum… Ağaç bir evin önünde (sanırım muhtarın eviydi) geniş bir alanın ortasındaydı …
      Bu köye yeni gelmiştik. Çok da kalmadık. Öyle anımsıyorum.  Benim Canım Babacığım yine Don Kişot’luk yapmış, yel değirmenlerine yalnız başına saldırmıştı… Okulda kabul edemediği bir haksızlık olmuş. Ve tabi Babam yine susamamış, karşı koymuştu. Sonuç: Bu köye sürülmüştü. Aslında bunu tam anımsamıyorum. Sinirlenip kendisi  tayin dilekçesini vermiş de olabilir. Aklımın erdiği sonraki yıllarda da, buna benzer davranışları olmuştu çünkü…
      .Ben yukarıda cıyak cıyak şarkı söylerken, Annem yine aşağıda bağırıyordu, ağaçtan ineyim diye…
      ”Gözü kör olmayasıca, in aşağıya rezil ettin beni”… Niye rezil etmişim ki? Şarkı söylüyorum şunun şurasında…
 
                        
                    Şeftali ağaçları, şeftali ağaçlarııı
                 
                    Türlü Çiçek Başları, türlü çiçek başlarıı

                    Yaktı Yandırdı Beni , yaktı yandırdı beniii
                     Yarin Hilal Kaşlarııı, yarin  hilal kaşlarııı

                    Tin Tin Tini mini Hanım, tin tin tini mini hanımm

                    Seni Seviyor Canım, seni seviyor canımmm
                     Bahçelerde İdrişah, bahçelerde idrişahhh
                     Boyu Uzun Kendi Şah, boyu uzun kendi şahh
                    
                     İki Gönül Bir Olsa, iki gönül bir olsaa

                     Ayıramaz Padişah, ayıramaz padişahh

                     Tin Tin Tinimini Hanım, tin tin tini mini hanımmm

                     Seni Seviyor Canım,seni seviyor canımmm

                ***

          O yıllarda Ayşecik ( Zeynep Değirmencioğlu)  filmleri pek revaçtaydı.
          Küçücük çıtı pıtı bir kız çocuğunun bütün aileyi, köşkte  çalışanları, hatta kasabı, bakkalı ve de şişman manavı, yaramazlıklarıyla canlarından  bezdirdiren ama sonunda verdiği mesajla (!) mutlaka herkesi hizaya sokmayı başaran afacan bücürün hikayesini anlatırdı filmler. Bazen de fakir çocuk olurdu Ayşecik. Yüklendiği misyon aşağı yukarı  aynıydı. Daha sonra bu kadroya Ömercik de eklenecekti.
         Babam bizi, gelen her Ayşecik filmine götürürdü. Sıkı takipçisiydik bu filmlerin. Başka bir eğlence de yoktu zaten. Bir radyo bir sinema.
        İşte ağacın tepesinde avazım çıktığı kadar bağırarak söylediğim bu şarkı, bir filminde Ayşeciğin söylediği şarkıydı.
        Filmde 7-8 ( tam anımsayamıyorum) yaşlarında bir kız kısacık, alabildiğince bol büzgülü eteğinin altından fistolu jüponu görünen, belinde elbisesinin kumaşından kalın bir kemerle arkada kocaman fiyonk yapılmış kıyafetiyle şarkı söylüyordu. Elinde çok süslü küçük bir şemsiye vardı.”Tin tin tini mini hanımmm” dedikçe şemsiyeyi çeviriyordu başının üstünde…
        Ben kendimi her filmden sonra, oradaki çocuğun yerine koyar, tek kişilik piyeslerde hem kendimi, hem karşısındakini oynar ve konuştururdum. Ayşecik bile bu kadarını yapamazdı herhalde :)
       “canımın içi babacığım, doğru mu söylüyorsun?”
       “canımın içi kızım,  sana yalan söyler miyim?”
        Sonraa… Yakalıyor Ayşecik babasının yalanını…

        Ben evde aynanın karşısında, bu sahnelerin tekrarını 'oynarken' nasıl ağlıyorum nasıl ağlıyorum, görseniz içiniz parçalanır. Sanırsınız soygunculuk yapan benim Babam ve benim oyuncak ayımın içinden çıkmış elmaslar… O kadar etkilenirdim yani…

****
       İşte böyle canım oğlum... Ben bu yemyeşil daracık sokaklarda, yüzümde geçmişimden çaldığım çocuksu gülücükle dolaşırken, sen içeride kan ter içinde, diğer şıkları eleyip de, o iki şıktan hangisinin doğru olduğuna karar verme konusunda gel gitler yaşıyorsun büyük ihtimal. Ki, o iki şık hep tereddütte bırakır insanı. İkisi de doğru gibi durur, çok emin değilsen cevabın hangisi olduğundan…
      Senin için her şeyi yaparım biliyorsun. Keşke beni oturtsalar senin yerine o sıraya ve izin verseler de bari Türkçe sorularını ben cevaplasam :) Ama olmaz. Yapamam.
      Bu senin yapmak zorunda olduğun bir şey.  Sen şimdi diyeceksin ki, ben sanatçı olmak istiyorum ne işim olur benim trigonometri ile..? Evet ama Türkiye’de bunu anlatacağın bir makam yok. Zaten bu stres ve baskı altında yapılan 3 saatlik sınav da ne denli gerçeği yansıtıyor ki? Bu nu da anlatacak bir makam yok. Ne çıkarsa bahtına artık…
       Canım Alp’im, senin ve tüm öğrencilerin sınavdan istediğiniz sonucu almanızı dilerim…

16 yorum:

ayşegül dedi ki...

Sevgili Çınar ablacığım,
İnsanın hayatını belirleyen,çizen
o üç saat ,bir harrika öykü olarak
ancak bu kadar anlatılabilir.Annesi
gibi sanatçı ruhu taşıyan Alp'in istediği bölümü kazanmasını canı gönülden diliyorum.

Adaşım Ayşgülcük filmlerini zaman
zaman tv'den izliyorum:)))Sizin
neslin güzel ruh yapısını,kalabalık
olmayan caddelerini,kaliteli insan
ilşkilerini gördüğümde hüzünleniyor
ve üzülüyorum.Alp'in gönlünden geçen bir yeri kazanmasını tekrar
diliyorum...Sevgilerrrr...

Asuman Yelen dedi ki...

Sevgili Çınar hanım...
Yaşamınız..Geçmişte yaşadığınız yerler..Babanız..Ayşecik.. Tanıdık bir film gibi. İlk defa bir blogger arkadaşımla diz dize oturup göz göze dertleşme isteği duyuyorum. Kim bilir?
Umarım, oğlunuz için en güzeli olur.

Hep sevgiyle kalın...

Çınar dedi ki...

Canım benim; teşekkürler Alp için iyi dileklerine... Bizim böyle küçük mutluluklarımız vardı işte:)
Sevgiler canım...

Çınar dedi ki...

Asuman hanım; Ben de çok isterim tanışmayı,oturup konuşmayı.Neden olmasın.Paylaşacak çok şeyimiz olduğundan eminim.
Oğlumla ilgili iyi dileklerinize teşekkürler.
Sevgiler...

aslan dedi ki...

Merhaba Çınar hanım,
Bizim neslin filmleri,hayat öyküleri,samimi dürüst duyguları;
diğer yanda yarış atı gibi koşan,
geleceği üç saatlik bir zaman dilimine endekslenmiş yeni nesil...
Alp'in ve sizlerin gönüllerinizden
geçenlerin gerçekleşmesi dilerim.
Dostlukla,Ali Aslan

Çınar dedi ki...

Evet Aslan Bey; Yarış atı gibi koşuyor çocuklar her biri birer dahi imiş gibi beyinlerine bilgi depolanıyor. Okuldan sonra hiçbiri kalmıyor tabi çünkü hepsi ezberden ibaret. Ya üniversite bitince, verdikleri emeğin karşılığını alabilecekler mi? Hiç sanmıyorum. Herhangibir iş bulabilirlerse ne ala:(
Siz de dostlukla kalın...

WarhaWk dedi ki...

Sevgili Çınar abla,
Alp'in istediği bir bölümü kazanmasını diliyorum.Saygılar,Cenk

(uzun bir şiirin dörtlüğü)

Ben bir gün tepelerden,tepelerden,
Varıp önünüze,
önünüze dikilip duracağım.
Aydınlardan,hekimlerden,öğretmenlerden
Bir gün soracağım,bu çocukları
soracağım.

CEYHUN ATIF KANSU

Çınar dedi ki...

Canımm; yorumunu yeni farkettim kusura bakma. Acemiyim biliyorsun. Yorum incelendikten sonra yayınlanıyor ya, ben onu görmemişim:))
İyi dileklerin ve
Anlamlı şiir için teşekkürler. Umarım bir gün bu çocukları soran birileri çıkar...

Sevgiler...

hep dedi ki...

Ben çocukluğumdan çok hatırlamıyorum ama kızımın doğumundan sonra evde geçirdiğim ve uyku düzenimin olmadığı bir yıl boyunca siyah beyaz filmleri büyük keyif alarak tekrar tekrar izliyordum gecenin üçünde filan. Bu bahsettiğin "canımın içi Ayşecik" i de o ara izleyip müthiş keyif almıştım. Kokular beni de geçmişe götürür (müzikler ve havalar da.) Yazıyı okumak da keyifliydi.

Alp sınavdan güzel bir sonuç alır dilerim.

Sevgiler

Çınar dedi ki...

Selam hep; Hoşgeldin bloğuma. Yorumun ve oğlum için iyi dileklerine teşekkürler.
Sevgi ile kal...

ayşegül dedi ki...

Sevgili Çınar ablacığım,
Cenk'in bloğunda rahatsız olduğunuzu gördüm.Umarım önemli bir
şey değildir...Sevgilerr

Çınar dedi ki...

Canım, Boyun fıtığı rahatsızlığım tam olarak geçmedi. Başka bir şey değil. İlgine teşekkürler; Şeker kızım benim:)
Sevgiler...

WarhaWk dedi ki...

Sevgili Çınar abla,geçmiş olsun.
Babalar Günü'nü şimdiden kutlarım.
Sevgi ve Saygılar,Cenk

Çınar dedi ki...

Teşekkür ederim Cenk'ciğim. Gündoğdu da benim için de bayrak sallayın olur mu?
İyi yolculuklar...

Adsız dedi ki...

Canım kardeşim yazdıkların benide yıllar öncesine götürdü.Çocukluğum ve gençliğim bir film şeridi gibi önümden aktı geçti.adeta o günleri yaşadım.teyzemle ve amcamla ilgili yazdıkların beni hüzünlendirdi ama aynı zamanda da her zaman unuttuklarımı hatırlattı.Çok yakınımda oldukları için sevdiklerime gereken ilgi ve sevgimi veremediğimi.Yazdıklarının hepsi birbirinden güzel devamını diliyorum.Benim için çok değerlisin,iyiki varsın Allah beni sensiz bırakmasın.Canım Alperim de istediği okula girer inşallah.teyzeme ve amcama rahmet sizlere sağlıklı ,başarılı,bolluk,huzur ve mutluluk dolu nice yıllar diliyor;öpüyor öpüyor ve öpüyorum.Kardeşin

Adsız dedi ki...

tşk bunu ezberliyicem